Ali'nin Yolculuğu

Stok Kodu:
9786258985351
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
274
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-06-22
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%34 indirimli
550,00
363,00
Havale/EFT ile: 333,96
9786258985351
828870
Ali'nin Yolculuğu
Ali'nin Yolculuğu
363
Doğu coğrafyası aklın ve bilimin değil, inancın etkin olduğu bir coğrafyadır. Doğu toplumları her zaman inanmayı, bilmenin önüne koymuşlardır. İnanç, bilmekten daha güçlü bir olgudur. Hatta çoğunlukla bildikleri ile inandıkları arasında bir zıtlık oluşursa, ne kadar akıllarına yatmasa da inandıklarını seçerler. Doğulunun hayatına vahiyler, mistisizm ve içsel deneyimler hakimdir. Akıl bir çeşit yanıltıcı şeytan gibi görülür. Doğuluyu düşündürmek, inandırmaktan daha zordur. Onu herhangi bir konuda harekete geçirmenin biricik yolu onu inandırmaktır. Bu nedenle siyasal, sosyal ve ekonomik talepler, tarih boyunca mutlaka bir teoloji ile süslenmek zorunda kalınmıştır. Yoksa büyük kitleleri bu taleplerin peşinde koşturmanın imkânı olmayacaktır. Bu da siyasi söylemle dini söylemin iç içe geçmesine, çoğunlukla da birbirinin yerini almasına neden olmuştur. Farklı siyasi fikirler birer din ya da mezhep haline gelmiştir. Halen bugün bile doğu toplumları; vatan, bayrak, din ve millet gibi “inanca ve manevi unsurlara” dayalı kavramlarla maniple edilmektedir. Bugün Türkiye'de nasıl “siyasal İslam” olgusundan bahsediliyor ise o zamanlarda da “İslamlaştırılmış siyaset” olgusu mevcuttu. Bu dinsel/siyasal söylemlerin öznesini ise Ali ve Ehl-i Beyt oluşturmaktaydı. Eşitlik, adalet, özgürlük ve zenginliğin kardeşçe bölüşümü düşünceleri; Ali'yi kutsama, Ehli Beyt'in hakkını savunma veya Kerbela'nın öcünü alma şeklinde İslami bir kılıfa sokularak ifade edilmekteydi. Bugün Ali kavramına ilişkin olarak Aleviler arasında sürdürülen tartışmanın ana nedeni budur. Tarihsel olarak yaşayan “insan Ali” ile kadim muhalif siyasetin bayrağı olan “mit Ali” birbiriyle uyuşmamaktadır. Ali asıl olarak dini bir liderden çok, siyasi bir kahramana dönüştürülmüştür.
Doğu coğrafyası aklın ve bilimin değil, inancın etkin olduğu bir coğrafyadır. Doğu toplumları her zaman inanmayı, bilmenin önüne koymuşlardır. İnanç, bilmekten daha güçlü bir olgudur. Hatta çoğunlukla bildikleri ile inandıkları arasında bir zıtlık oluşursa, ne kadar akıllarına yatmasa da inandıklarını seçerler. Doğulunun hayatına vahiyler, mistisizm ve içsel deneyimler hakimdir. Akıl bir çeşit yanıltıcı şeytan gibi görülür. Doğuluyu düşündürmek, inandırmaktan daha zordur. Onu herhangi bir konuda harekete geçirmenin biricik yolu onu inandırmaktır. Bu nedenle siyasal, sosyal ve ekonomik talepler, tarih boyunca mutlaka bir teoloji ile süslenmek zorunda kalınmıştır. Yoksa büyük kitleleri bu taleplerin peşinde koşturmanın imkânı olmayacaktır. Bu da siyasi söylemle dini söylemin iç içe geçmesine, çoğunlukla da birbirinin yerini almasına neden olmuştur. Farklı siyasi fikirler birer din ya da mezhep haline gelmiştir. Halen bugün bile doğu toplumları; vatan, bayrak, din ve millet gibi “inanca ve manevi unsurlara” dayalı kavramlarla maniple edilmektedir. Bugün Türkiye'de nasıl “siyasal İslam” olgusundan bahsediliyor ise o zamanlarda da “İslamlaştırılmış siyaset” olgusu mevcuttu. Bu dinsel/siyasal söylemlerin öznesini ise Ali ve Ehl-i Beyt oluşturmaktaydı. Eşitlik, adalet, özgürlük ve zenginliğin kardeşçe bölüşümü düşünceleri; Ali'yi kutsama, Ehli Beyt'in hakkını savunma veya Kerbela'nın öcünü alma şeklinde İslami bir kılıfa sokularak ifade edilmekteydi. Bugün Ali kavramına ilişkin olarak Aleviler arasında sürdürülen tartışmanın ana nedeni budur. Tarihsel olarak yaşayan “insan Ali” ile kadim muhalif siyasetin bayrağı olan “mit Ali” birbiriyle uyuşmamaktadır. Ali asıl olarak dini bir liderden çok, siyasi bir kahramana dönüştürülmüştür.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
2 181,50    363,00   
3 121,00    363,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat