9786258967258
829551
https://www.sehadetkitap.com/urun/amak-i-hayal-26
A'mâk-ı Hayal
368
İstanbul, 1910 Bir genç adam Râci modern hayatın gürültüsü içinde sıkışmış, varlığın kapsamı kaybolmuş, bunların tarif
edilemediği bir bedenle dolaşırken bir gün eski bir mezarlık noktasında tuhaf bir dervişe rastlar: Aynalı Baba. Bu
karşılaşmayı bilmeden, Türk edebiyatının sıra dışı ruh yolculuğunu başlatacaktır.Aynalı Baba'nın hikmetli sözleri ve
esrarengiz aynası eşliğinde Râci, dokuz gün boyunca rüyalardan rüyalara geçer: bir gün Buda'nın huzurunda Nirvana'nın
eşiğinde durur, bir gün Kaf Dağı' 'nın ardındaki Anka kuşun, bir Mecnun'un kırlarında Leylâ'sını sorgular, bir arifler
meclisinde varlığının sırrını gününü gününü. Her uyanışla bir parça daha parça, bir parça daha çözer.Şehbenderzâde
Filibeli Ahmet Hilmi (1865–1914) bu kitapta olağanüstü bir şey yapar: Mevlânâ'nın Mesnevî'siyle Buda'nın öğretisini,
İbn Arabî'nin vahdet-i vücud'uyla Schopenhauer'in pesimizimini, Yûnus'un dervişliğiyle ipucu Upanişad'larını aynı
sayfada konuşturur. Sonuç olarak, Türkçede yazılan ilk modern felsefî roman ve yaşanmamış bir başyapıttır.Yayımlandığı
1910'dan bu yana her nesli onu yeniden keşfetti: Cumhuriyet aydınları büyüdü, Necip Fazıl saygıyla andı, Cemil Meriç
başucu kitabı yaptı, modern okur ise her sayfada kendi bilgilerini buldu.Bu kitap bir roman değil — bir aynadır. Aynalı
Baba'nın aynası gibi: ona bakan, kendini görüyor.Hayallerinin derinliklerine inmeye cesaret edenler için.
İstanbul, 1910 Bir genç adam Râci modern hayatın gürültüsü içinde sıkışmış, varlığın kapsamı kaybolmuş, bunların tarif
edilemediği bir bedenle dolaşırken bir gün eski bir mezarlık noktasında tuhaf bir dervişe rastlar: Aynalı Baba. Bu
karşılaşmayı bilmeden, Türk edebiyatının sıra dışı ruh yolculuğunu başlatacaktır.Aynalı Baba'nın hikmetli sözleri ve
esrarengiz aynası eşliğinde Râci, dokuz gün boyunca rüyalardan rüyalara geçer: bir gün Buda'nın huzurunda Nirvana'nın
eşiğinde durur, bir gün Kaf Dağı' 'nın ardındaki Anka kuşun, bir Mecnun'un kırlarında Leylâ'sını sorgular, bir arifler
meclisinde varlığının sırrını gününü gününü. Her uyanışla bir parça daha parça, bir parça daha çözer.Şehbenderzâde
Filibeli Ahmet Hilmi (1865–1914) bu kitapta olağanüstü bir şey yapar: Mevlânâ'nın Mesnevî'siyle Buda'nın öğretisini,
İbn Arabî'nin vahdet-i vücud'uyla Schopenhauer'in pesimizimini, Yûnus'un dervişliğiyle ipucu Upanişad'larını aynı
sayfada konuşturur. Sonuç olarak, Türkçede yazılan ilk modern felsefî roman ve yaşanmamış bir başyapıttır.Yayımlandığı
1910'dan bu yana her nesli onu yeniden keşfetti: Cumhuriyet aydınları büyüdü, Necip Fazıl saygıyla andı, Cemil Meriç
başucu kitabı yaptı, modern okur ise her sayfada kendi bilgilerini buldu.Bu kitap bir roman değil — bir aynadır. Aynalı
Baba'nın aynası gibi: ona bakan, kendini görüyor.Hayallerinin derinliklerine inmeye cesaret edenler için.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.