9786259022888
901683
https://www.sehadetkitap.com/urun/baburun-gelini
Babür'ün Gelini
197.2
"Baktığım gökyüzünde sen, içtiğim suyun aksinde hep sen varsın."
Babür ülkesinin kızıl kum taşından yükselen sarayında, cenneti yeryüzüne indiren bahçelerin, ipeğin ve kınanın kokusu arasında bir aşk usulca sönerken, bir başka kader daha doğmadan mühürlenir. Siyasetin çarkları uğruna, daha on dört yaşındayken kendinden çok büyük bir Şah'a gelin edilen Gürcü prensesi Begüm Tuya, gerdek gecesinde tattığı o derin unutuluş ömrü boyunca içinde taşıyacak; kırılan gururunun közünü yıllarca bir tahtın gölgesinde besleyecektir.
Menekşe gözlü Benay ise saray hekiminin ve usta bir nakışçının kızı; hem canları dünyaya getirmeyi hem ipeğe can vermeyi bilen, iki diyarın, iki hayatın arasına düşmüş bir "gelin"dir. Ölümün eşiğinden dönmüş, yurdundan koparılmış, yıllardır yabancı bir şehrin taş sokaklarında, gizlenmiş bir isim ve içine gömdüğü bir özlemle tutunmaya çalışmaktadır.
Aşkın ve ihanetin, ihtişamın ve gurbetin iç içe geçtiği bu roman; bir imparatorluğun satranç tahtında piyon sayılan, ama kaderine boyun eğmeyi reddeden kadınların hikâyesi. Çünkü tarih, çoğu zaman en çok da sessiz kalanların yüreğinde yazılır.
Babür ülkesinin kızıl kum taşından yükselen sarayında, cenneti yeryüzüne indiren bahçelerin, ipeğin ve kınanın kokusu arasında bir aşk usulca sönerken, bir başka kader daha doğmadan mühürlenir. Siyasetin çarkları uğruna, daha on dört yaşındayken kendinden çok büyük bir Şah'a gelin edilen Gürcü prensesi Begüm Tuya, gerdek gecesinde tattığı o derin unutuluş ömrü boyunca içinde taşıyacak; kırılan gururunun közünü yıllarca bir tahtın gölgesinde besleyecektir.
Menekşe gözlü Benay ise saray hekiminin ve usta bir nakışçının kızı; hem canları dünyaya getirmeyi hem ipeğe can vermeyi bilen, iki diyarın, iki hayatın arasına düşmüş bir "gelin"dir. Ölümün eşiğinden dönmüş, yurdundan koparılmış, yıllardır yabancı bir şehrin taş sokaklarında, gizlenmiş bir isim ve içine gömdüğü bir özlemle tutunmaya çalışmaktadır.
Aşkın ve ihanetin, ihtişamın ve gurbetin iç içe geçtiği bu roman; bir imparatorluğun satranç tahtında piyon sayılan, ama kaderine boyun eğmeyi reddeden kadınların hikâyesi. Çünkü tarih, çoğu zaman en çok da sessiz kalanların yüreğinde yazılır.
"Baktığım gökyüzünde sen, içtiğim suyun aksinde hep sen varsın."
Babür ülkesinin kızıl kum taşından yükselen sarayında, cenneti yeryüzüne indiren bahçelerin, ipeğin ve kınanın kokusu arasında bir aşk usulca sönerken, bir başka kader daha doğmadan mühürlenir. Siyasetin çarkları uğruna, daha on dört yaşındayken kendinden çok büyük bir Şah'a gelin edilen Gürcü prensesi Begüm Tuya, gerdek gecesinde tattığı o derin unutuluş ömrü boyunca içinde taşıyacak; kırılan gururunun közünü yıllarca bir tahtın gölgesinde besleyecektir.
Menekşe gözlü Benay ise saray hekiminin ve usta bir nakışçının kızı; hem canları dünyaya getirmeyi hem ipeğe can vermeyi bilen, iki diyarın, iki hayatın arasına düşmüş bir "gelin"dir. Ölümün eşiğinden dönmüş, yurdundan koparılmış, yıllardır yabancı bir şehrin taş sokaklarında, gizlenmiş bir isim ve içine gömdüğü bir özlemle tutunmaya çalışmaktadır.
Aşkın ve ihanetin, ihtişamın ve gurbetin iç içe geçtiği bu roman; bir imparatorluğun satranç tahtında piyon sayılan, ama kaderine boyun eğmeyi reddeden kadınların hikâyesi. Çünkü tarih, çoğu zaman en çok da sessiz kalanların yüreğinde yazılır.
Babür ülkesinin kızıl kum taşından yükselen sarayında, cenneti yeryüzüne indiren bahçelerin, ipeğin ve kınanın kokusu arasında bir aşk usulca sönerken, bir başka kader daha doğmadan mühürlenir. Siyasetin çarkları uğruna, daha on dört yaşındayken kendinden çok büyük bir Şah'a gelin edilen Gürcü prensesi Begüm Tuya, gerdek gecesinde tattığı o derin unutuluş ömrü boyunca içinde taşıyacak; kırılan gururunun közünü yıllarca bir tahtın gölgesinde besleyecektir.
Menekşe gözlü Benay ise saray hekiminin ve usta bir nakışçının kızı; hem canları dünyaya getirmeyi hem ipeğe can vermeyi bilen, iki diyarın, iki hayatın arasına düşmüş bir "gelin"dir. Ölümün eşiğinden dönmüş, yurdundan koparılmış, yıllardır yabancı bir şehrin taş sokaklarında, gizlenmiş bir isim ve içine gömdüğü bir özlemle tutunmaya çalışmaktadır.
Aşkın ve ihanetin, ihtişamın ve gurbetin iç içe geçtiği bu roman; bir imparatorluğun satranç tahtında piyon sayılan, ama kaderine boyun eğmeyi reddeden kadınların hikâyesi. Çünkü tarih, çoğu zaman en çok da sessiz kalanların yüreğinde yazılır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.