Bellek ve Labirent;Burhan Sönmez'de Trajik Görünü ve Yazı

Stok Kodu:
9786053148401
Boyut:
135-215-
Sayfa Sayısı:
144
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-10
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%27 indirimli
200,00
146,00
Havale/EFT ile: 138,70
9786053148401
901236
Bellek ve Labirent;Burhan Sönmez'de Trajik Görünü ve Yazı
Bellek ve Labirent;Burhan Sönmez'de Trajik Görünü ve Yazı
146
Bir adam Boğaz Köprüsü'nün korkuluklarından boşluğa bırakır kendini; uyandığında adı, yüzü ve geçmişi silinmiştir. Geriye bir beden kalır, bir de o bedenin
çevresinde yeniden kurulmayı bekleyen koca bir dünya. Burhan Sönmez'in anlatısı bu sıfır noktasından başlar. Ahmet Bozkurt'un Bellek ve Labirent'i ise tam orada
duran soruyu üstlenir: Geçmişinden koparılan insan, hâlâ kendisi midir?
Bir labirent her şeyden önce bir imajdır; ama imajların en tuhafı, çünkü ona bakılmaz, onda yürünür. Daire seyredilir, labirent katedilir ve katetme bir bakış meselesi
olmaktan çıkıp bedenin bir duygulanışına dönüşür. Ahmet Bozkurt bu kitapta labirenti mekânsal bir imge olmaktan çıkarıp zamansal bir biçim olarak yeniden
düşünüyor. Umberto Eco'nun saydığı geleneksel, modern ve postmodern üç labirent tipine dördüncüsünü ekliyor: Mekânsal bir yapıdan değil, çökmüş bir bellekten
doğan, öznenin kendisiyle örtüşen labirent.
Modern dünyada trajik kahraman çıkışı boşuna arar; çünkü aradığı şey bir kapıdan önce, yitirilmiş bir zamandır. Zamanın dışına düşen için her yer labirente dönüşür. Bellek
ve Labirent belleği bir arşiv gibi düşünmenin konforunu elimizden alıyor. Bellek kaybolduğunda labirent doğar; yazı ise çıkışı göstermek yerine çıkışın imkânsızlığının
kaydını tutar. Proust'tan Benjamin'e, Kafka'dan Borges'e, Eco'dan Blanchot'ya, Bergson'dan Sartre ve Derrida'ya uzanan bir güzergâhta firari yazının, trajik görünün,
varlık fazlalığının izini süren bu eleştirel yapıt, Burhan Sönmez anlatısının trajik çevrimini, sessizlikte yatan varlık paradoksunu ve çıkışsızlığın bir varoluş kipine
dönüşmesini arayüzler aracılığıyla çözümlüyor.
Bir adam Boğaz Köprüsü'nün korkuluklarından boşluğa bırakır kendini; uyandığında adı, yüzü ve geçmişi silinmiştir. Geriye bir beden kalır, bir de o bedenin
çevresinde yeniden kurulmayı bekleyen koca bir dünya. Burhan Sönmez'in anlatısı bu sıfır noktasından başlar. Ahmet Bozkurt'un Bellek ve Labirent'i ise tam orada
duran soruyu üstlenir: Geçmişinden koparılan insan, hâlâ kendisi midir?
Bir labirent her şeyden önce bir imajdır; ama imajların en tuhafı, çünkü ona bakılmaz, onda yürünür. Daire seyredilir, labirent katedilir ve katetme bir bakış meselesi
olmaktan çıkıp bedenin bir duygulanışına dönüşür. Ahmet Bozkurt bu kitapta labirenti mekânsal bir imge olmaktan çıkarıp zamansal bir biçim olarak yeniden
düşünüyor. Umberto Eco'nun saydığı geleneksel, modern ve postmodern üç labirent tipine dördüncüsünü ekliyor: Mekânsal bir yapıdan değil, çökmüş bir bellekten
doğan, öznenin kendisiyle örtüşen labirent.
Modern dünyada trajik kahraman çıkışı boşuna arar; çünkü aradığı şey bir kapıdan önce, yitirilmiş bir zamandır. Zamanın dışına düşen için her yer labirente dönüşür. Bellek
ve Labirent belleği bir arşiv gibi düşünmenin konforunu elimizden alıyor. Bellek kaybolduğunda labirent doğar; yazı ise çıkışı göstermek yerine çıkışın imkânsızlığının
kaydını tutar. Proust'tan Benjamin'e, Kafka'dan Borges'e, Eco'dan Blanchot'ya, Bergson'dan Sartre ve Derrida'ya uzanan bir güzergâhta firari yazının, trajik görünün,
varlık fazlalığının izini süren bu eleştirel yapıt, Burhan Sönmez anlatısının trajik çevrimini, sessizlikte yatan varlık paradoksunu ve çıkışsızlığın bir varoluş kipine
dönüşmesini arayüzler aracılığıyla çözümlüyor.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
2 73,00    146,00   
3 48,67    146,00   
4 36,50    146,00   
5 29,20    146,00   
6 24,33    146,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat