9786258704587
898760
https://www.sehadetkitap.com/urun/bilissel-bilim-felsefesi
Bilişsel Bilim Felsefesi
1200
Görelilik iddiaları birçok alanda sıradan karşılanır. Ahlak ya da estetik gibi alanlarda, kültürel veya tarihsel
farklılıklar söz konusu olduğunda görelilik iddiası çoğumuzu rahatsız etmez. Ancak bilimsel iddialar söz konusu
olduğunda durum değişir. Dünya'nın döndüğüne ya da suyun normal şartlarda 100 santigrat derecede kaynadığına
dair bilgimizin çeşitli koşulların ürünü olduğu savı pek kabul edilebilir görünmez. Çoğu zaman bu bilginin
kaynağının değişen koşullardan azade olduğunu söylemek isteriz; bilimden nesnel olmasını bekleriz. 20 yüzyılın
ikinci yarısından itibaren bir grup düşünür, düşünce dünyasındaki kimi köklü dönüşümlerin de etkisiyle bu
beklentinin tam aksi yönde görüşler ileri sürdü. Bilimsel bilgi de tıpkı öteki bilgi türleri gibi, ortaya çıktığı dönemin,
ilişkide olduğu kurumların ve değerlerin izini taşıyordu; dolayısıyla göründüğü kadar mutlak değildi. Böylece
bilimin, insanın bilme etkinliğindeki ayrıcalıklı konumu, sarsılmaz sanılan statüsü tartışmaya açıldı. Bu durum
kimileri için bir dürüstlük ve alçakgönüllülük çağrısı, kimileri içinse bilimle hurafe ve safsata arasındaki hayati
çizgiyi silme tehlikesiydi. İşte bu kitap, bu tartışmanın izini sürüyor. Bilimsel devrimlerin ardındaki kopuşlardan
bilimin epistemik olmayan değerlerle ilişkisine, aynı kanıta bakan iki aklın farklı ama tutarlı sonuçlara
varabilmesinden post-hakikat çağında doğrunun başına gelenlere kadar, meseleyi farklı boyutlarıyla ele alıyor.
Kitaptaki bölümler birbirinden kopuk denemeler değil; aynı problemin farklı tezahürlerini ele alan, birbiriyle
konuşan metinler. Bilgiye güvenin ve güvensizliğin aynı anda derinleştiği, bir tür bilme krizinin yaşandığı bu çağda,
güvenilir bilgiye duyduğumuz ihtiyaç her zamankinden yakıcı. Gündelik hayatta, hele büyük kriz anlarında hâlâ ilk
başvurduğumuz kurum bilim olsa da onun görelilik karşısındaki statüsüne ilişkin teorik problemler yarım yüzyıldır
güncelliğini koruyor. Elinizdeki kitap ilgili okur için bu tartışmaların bir haritasını çıkarmayı hedefliyor. Seri
editörleri Ömer Fatih Tekin, Sercan Palavan
farklılıklar söz konusu olduğunda görelilik iddiası çoğumuzu rahatsız etmez. Ancak bilimsel iddialar söz konusu
olduğunda durum değişir. Dünya'nın döndüğüne ya da suyun normal şartlarda 100 santigrat derecede kaynadığına
dair bilgimizin çeşitli koşulların ürünü olduğu savı pek kabul edilebilir görünmez. Çoğu zaman bu bilginin
kaynağının değişen koşullardan azade olduğunu söylemek isteriz; bilimden nesnel olmasını bekleriz. 20 yüzyılın
ikinci yarısından itibaren bir grup düşünür, düşünce dünyasındaki kimi köklü dönüşümlerin de etkisiyle bu
beklentinin tam aksi yönde görüşler ileri sürdü. Bilimsel bilgi de tıpkı öteki bilgi türleri gibi, ortaya çıktığı dönemin,
ilişkide olduğu kurumların ve değerlerin izini taşıyordu; dolayısıyla göründüğü kadar mutlak değildi. Böylece
bilimin, insanın bilme etkinliğindeki ayrıcalıklı konumu, sarsılmaz sanılan statüsü tartışmaya açıldı. Bu durum
kimileri için bir dürüstlük ve alçakgönüllülük çağrısı, kimileri içinse bilimle hurafe ve safsata arasındaki hayati
çizgiyi silme tehlikesiydi. İşte bu kitap, bu tartışmanın izini sürüyor. Bilimsel devrimlerin ardındaki kopuşlardan
bilimin epistemik olmayan değerlerle ilişkisine, aynı kanıta bakan iki aklın farklı ama tutarlı sonuçlara
varabilmesinden post-hakikat çağında doğrunun başına gelenlere kadar, meseleyi farklı boyutlarıyla ele alıyor.
Kitaptaki bölümler birbirinden kopuk denemeler değil; aynı problemin farklı tezahürlerini ele alan, birbiriyle
konuşan metinler. Bilgiye güvenin ve güvensizliğin aynı anda derinleştiği, bir tür bilme krizinin yaşandığı bu çağda,
güvenilir bilgiye duyduğumuz ihtiyaç her zamankinden yakıcı. Gündelik hayatta, hele büyük kriz anlarında hâlâ ilk
başvurduğumuz kurum bilim olsa da onun görelilik karşısındaki statüsüne ilişkin teorik problemler yarım yüzyıldır
güncelliğini koruyor. Elinizdeki kitap ilgili okur için bu tartışmaların bir haritasını çıkarmayı hedefliyor. Seri
editörleri Ömer Fatih Tekin, Sercan Palavan
Görelilik iddiaları birçok alanda sıradan karşılanır. Ahlak ya da estetik gibi alanlarda, kültürel veya tarihsel
farklılıklar söz konusu olduğunda görelilik iddiası çoğumuzu rahatsız etmez. Ancak bilimsel iddialar söz konusu
olduğunda durum değişir. Dünya'nın döndüğüne ya da suyun normal şartlarda 100 santigrat derecede kaynadığına
dair bilgimizin çeşitli koşulların ürünü olduğu savı pek kabul edilebilir görünmez. Çoğu zaman bu bilginin
kaynağının değişen koşullardan azade olduğunu söylemek isteriz; bilimden nesnel olmasını bekleriz. 20 yüzyılın
ikinci yarısından itibaren bir grup düşünür, düşünce dünyasındaki kimi köklü dönüşümlerin de etkisiyle bu
beklentinin tam aksi yönde görüşler ileri sürdü. Bilimsel bilgi de tıpkı öteki bilgi türleri gibi, ortaya çıktığı dönemin,
ilişkide olduğu kurumların ve değerlerin izini taşıyordu; dolayısıyla göründüğü kadar mutlak değildi. Böylece
bilimin, insanın bilme etkinliğindeki ayrıcalıklı konumu, sarsılmaz sanılan statüsü tartışmaya açıldı. Bu durum
kimileri için bir dürüstlük ve alçakgönüllülük çağrısı, kimileri içinse bilimle hurafe ve safsata arasındaki hayati
çizgiyi silme tehlikesiydi. İşte bu kitap, bu tartışmanın izini sürüyor. Bilimsel devrimlerin ardındaki kopuşlardan
bilimin epistemik olmayan değerlerle ilişkisine, aynı kanıta bakan iki aklın farklı ama tutarlı sonuçlara
varabilmesinden post-hakikat çağında doğrunun başına gelenlere kadar, meseleyi farklı boyutlarıyla ele alıyor.
Kitaptaki bölümler birbirinden kopuk denemeler değil; aynı problemin farklı tezahürlerini ele alan, birbiriyle
konuşan metinler. Bilgiye güvenin ve güvensizliğin aynı anda derinleştiği, bir tür bilme krizinin yaşandığı bu çağda,
güvenilir bilgiye duyduğumuz ihtiyaç her zamankinden yakıcı. Gündelik hayatta, hele büyük kriz anlarında hâlâ ilk
başvurduğumuz kurum bilim olsa da onun görelilik karşısındaki statüsüne ilişkin teorik problemler yarım yüzyıldır
güncelliğini koruyor. Elinizdeki kitap ilgili okur için bu tartışmaların bir haritasını çıkarmayı hedefliyor. Seri
editörleri Ömer Fatih Tekin, Sercan Palavan
farklılıklar söz konusu olduğunda görelilik iddiası çoğumuzu rahatsız etmez. Ancak bilimsel iddialar söz konusu
olduğunda durum değişir. Dünya'nın döndüğüne ya da suyun normal şartlarda 100 santigrat derecede kaynadığına
dair bilgimizin çeşitli koşulların ürünü olduğu savı pek kabul edilebilir görünmez. Çoğu zaman bu bilginin
kaynağının değişen koşullardan azade olduğunu söylemek isteriz; bilimden nesnel olmasını bekleriz. 20 yüzyılın
ikinci yarısından itibaren bir grup düşünür, düşünce dünyasındaki kimi köklü dönüşümlerin de etkisiyle bu
beklentinin tam aksi yönde görüşler ileri sürdü. Bilimsel bilgi de tıpkı öteki bilgi türleri gibi, ortaya çıktığı dönemin,
ilişkide olduğu kurumların ve değerlerin izini taşıyordu; dolayısıyla göründüğü kadar mutlak değildi. Böylece
bilimin, insanın bilme etkinliğindeki ayrıcalıklı konumu, sarsılmaz sanılan statüsü tartışmaya açıldı. Bu durum
kimileri için bir dürüstlük ve alçakgönüllülük çağrısı, kimileri içinse bilimle hurafe ve safsata arasındaki hayati
çizgiyi silme tehlikesiydi. İşte bu kitap, bu tartışmanın izini sürüyor. Bilimsel devrimlerin ardındaki kopuşlardan
bilimin epistemik olmayan değerlerle ilişkisine, aynı kanıta bakan iki aklın farklı ama tutarlı sonuçlara
varabilmesinden post-hakikat çağında doğrunun başına gelenlere kadar, meseleyi farklı boyutlarıyla ele alıyor.
Kitaptaki bölümler birbirinden kopuk denemeler değil; aynı problemin farklı tezahürlerini ele alan, birbiriyle
konuşan metinler. Bilgiye güvenin ve güvensizliğin aynı anda derinleştiği, bir tür bilme krizinin yaşandığı bu çağda,
güvenilir bilgiye duyduğumuz ihtiyaç her zamankinden yakıcı. Gündelik hayatta, hele büyük kriz anlarında hâlâ ilk
başvurduğumuz kurum bilim olsa da onun görelilik karşısındaki statüsüne ilişkin teorik problemler yarım yüzyıldır
güncelliğini koruyor. Elinizdeki kitap ilgili okur için bu tartışmaların bir haritasını çıkarmayı hedefliyor. Seri
editörleri Ömer Fatih Tekin, Sercan Palavan
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 1.200,00 | 1.200,00 |
| 2 | 600,00 | 1.200,00 |
| 3 | 400,00 | 1.200,00 |
| 4 | 300,00 | 1.200,00 |
| 5 | 240,00 | 1.200,00 |
| 6 | 200,00 | 1.200,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.