9786258708509
900700
https://www.sehadetkitap.com/urun/bir-masaldi-cocuklugum
Bir Masaldı Çocukluğum
219
Bir çocuğun gözlerinden bakınca dünya daha büyük, yollar daha uzun, geceler daha karanlık; hatıralar ise daha sahici görünür.
Bu kitap, 1960'ların sonu ile 1970'lerin başında köy ve kasaba arasında şekillenen bir çocukluğun izlerini sürüyor. Fakat anlatılan yalnızca bir çocuğun büyüme hikâyesi değil. Aynı zamanda değişimin henüz kırsalın kapısını tam olarak çalmadığı yılların ekonomik, sosyal ve kültürel manzarasına açılan bir pencere…
Geceleri dededen dinlenen destanlar, keçilerin peşinde adımlanan dağ yolları, yağmurla ıslanan toprağın kokusu… Defnenin, alıcın ve incirin dostluğu; narın ve dutun dallar arasından göz kırpışı; dağların sessiz heybeti… Harmanda güneşin altında dönen döven, rüzgârın buğdayla samanı birbirinden ayırışı… Bir zamanlar sıradan görünen, bugün ise hafızamızın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan nice ayrıntı yeniden hayat buluyor.
Ama bu sayfalarda yalnızca geçmişe duyulan özlem yok. Anılar; edebiyat, düşünce ve felsefeyle iç içe geçerek bir dönemin insanına, yaşam biçimine ve dünyasına dair sorular da soruyor. Bu yüzden anlatılanlar belki anı, belki deneme; belki de ikisinin arasında, hafızanın kendine özgü ülkesinde dolaşan bir yolculuk.
Kırsalda çocukluğunu yaşamış olanlar burada kendi seslerini, kokularını ve kaybettikleri zamanları bulabilir. O yılları yaşamamış olanlar ise bugünden geçmişe bakarak neyin değiştiğini, neyin geride kaldığını ve neleri unuttuğumuzu düşünebilir.
Şimdi geçmişe açılan bu pencerenin önündesiniz.
Perdeyi aralayın.
Belki siz de çocukluğunuzdan bir iz göreceksiniz.
Bu kitap, 1960'ların sonu ile 1970'lerin başında köy ve kasaba arasında şekillenen bir çocukluğun izlerini sürüyor. Fakat anlatılan yalnızca bir çocuğun büyüme hikâyesi değil. Aynı zamanda değişimin henüz kırsalın kapısını tam olarak çalmadığı yılların ekonomik, sosyal ve kültürel manzarasına açılan bir pencere…
Geceleri dededen dinlenen destanlar, keçilerin peşinde adımlanan dağ yolları, yağmurla ıslanan toprağın kokusu… Defnenin, alıcın ve incirin dostluğu; narın ve dutun dallar arasından göz kırpışı; dağların sessiz heybeti… Harmanda güneşin altında dönen döven, rüzgârın buğdayla samanı birbirinden ayırışı… Bir zamanlar sıradan görünen, bugün ise hafızamızın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan nice ayrıntı yeniden hayat buluyor.
Ama bu sayfalarda yalnızca geçmişe duyulan özlem yok. Anılar; edebiyat, düşünce ve felsefeyle iç içe geçerek bir dönemin insanına, yaşam biçimine ve dünyasına dair sorular da soruyor. Bu yüzden anlatılanlar belki anı, belki deneme; belki de ikisinin arasında, hafızanın kendine özgü ülkesinde dolaşan bir yolculuk.
Kırsalda çocukluğunu yaşamış olanlar burada kendi seslerini, kokularını ve kaybettikleri zamanları bulabilir. O yılları yaşamamış olanlar ise bugünden geçmişe bakarak neyin değiştiğini, neyin geride kaldığını ve neleri unuttuğumuzu düşünebilir.
Şimdi geçmişe açılan bu pencerenin önündesiniz.
Perdeyi aralayın.
Belki siz de çocukluğunuzdan bir iz göreceksiniz.
Bir çocuğun gözlerinden bakınca dünya daha büyük, yollar daha uzun, geceler daha karanlık; hatıralar ise daha sahici görünür.
Bu kitap, 1960'ların sonu ile 1970'lerin başında köy ve kasaba arasında şekillenen bir çocukluğun izlerini sürüyor. Fakat anlatılan yalnızca bir çocuğun büyüme hikâyesi değil. Aynı zamanda değişimin henüz kırsalın kapısını tam olarak çalmadığı yılların ekonomik, sosyal ve kültürel manzarasına açılan bir pencere…
Geceleri dededen dinlenen destanlar, keçilerin peşinde adımlanan dağ yolları, yağmurla ıslanan toprağın kokusu… Defnenin, alıcın ve incirin dostluğu; narın ve dutun dallar arasından göz kırpışı; dağların sessiz heybeti… Harmanda güneşin altında dönen döven, rüzgârın buğdayla samanı birbirinden ayırışı… Bir zamanlar sıradan görünen, bugün ise hafızamızın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan nice ayrıntı yeniden hayat buluyor.
Ama bu sayfalarda yalnızca geçmişe duyulan özlem yok. Anılar; edebiyat, düşünce ve felsefeyle iç içe geçerek bir dönemin insanına, yaşam biçimine ve dünyasına dair sorular da soruyor. Bu yüzden anlatılanlar belki anı, belki deneme; belki de ikisinin arasında, hafızanın kendine özgü ülkesinde dolaşan bir yolculuk.
Kırsalda çocukluğunu yaşamış olanlar burada kendi seslerini, kokularını ve kaybettikleri zamanları bulabilir. O yılları yaşamamış olanlar ise bugünden geçmişe bakarak neyin değiştiğini, neyin geride kaldığını ve neleri unuttuğumuzu düşünebilir.
Şimdi geçmişe açılan bu pencerenin önündesiniz.
Perdeyi aralayın.
Belki siz de çocukluğunuzdan bir iz göreceksiniz.
Bu kitap, 1960'ların sonu ile 1970'lerin başında köy ve kasaba arasında şekillenen bir çocukluğun izlerini sürüyor. Fakat anlatılan yalnızca bir çocuğun büyüme hikâyesi değil. Aynı zamanda değişimin henüz kırsalın kapısını tam olarak çalmadığı yılların ekonomik, sosyal ve kültürel manzarasına açılan bir pencere…
Geceleri dededen dinlenen destanlar, keçilerin peşinde adımlanan dağ yolları, yağmurla ıslanan toprağın kokusu… Defnenin, alıcın ve incirin dostluğu; narın ve dutun dallar arasından göz kırpışı; dağların sessiz heybeti… Harmanda güneşin altında dönen döven, rüzgârın buğdayla samanı birbirinden ayırışı… Bir zamanlar sıradan görünen, bugün ise hafızamızın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan nice ayrıntı yeniden hayat buluyor.
Ama bu sayfalarda yalnızca geçmişe duyulan özlem yok. Anılar; edebiyat, düşünce ve felsefeyle iç içe geçerek bir dönemin insanına, yaşam biçimine ve dünyasına dair sorular da soruyor. Bu yüzden anlatılanlar belki anı, belki deneme; belki de ikisinin arasında, hafızanın kendine özgü ülkesinde dolaşan bir yolculuk.
Kırsalda çocukluğunu yaşamış olanlar burada kendi seslerini, kokularını ve kaybettikleri zamanları bulabilir. O yılları yaşamamış olanlar ise bugünden geçmişe bakarak neyin değiştiğini, neyin geride kaldığını ve neleri unuttuğumuzu düşünebilir.
Şimdi geçmişe açılan bu pencerenin önündesiniz.
Perdeyi aralayın.
Belki siz de çocukluğunuzdan bir iz göreceksiniz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.