Cins Dergisi Sayı: 126 (Mart 2026) ;Mazuruz. Haklı Değil.

Stok Kodu:
2770000057721
Boyut:
215-350-
Sayfa Sayısı:
68
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-02-05
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%15 indirimli
90,00
76,50
2770000057721
813558
Cins Dergisi Sayı: 126 (Mart 2026) ;Mazuruz. Haklı Değil.
Cins Dergisi Sayı: 126 (Mart 2026) ;Mazuruz. Haklı Değil.
76.5
Mazuruz. Haklı Değil. Mazuruz. Haklı değil. Başımıza gelenler, gündüzün başına gelse gece olurdu, diyen bilge haklı. Zaman gösteriyor ki geriye hiçbir şey kalmaması için yapılan her şey büyük oranda boşa çıktı. Türk müziği yasak-lanırken Türk düşüncesinin tabutuna çivi çakılmak isteniyordu. Kısmen başardılar, o yüzden mazuruz. Öldürmek istediler; ama öldüremediler, o yüzden haklı değiliz. Türk hayat tarzını ortadan kaldırmaya yönelik bir çabaydı Türk müziğinin yasaklanması. Tüm uygulayıcıla-rın yekpare bu niyeti taşımıyor oluşu durumu değiştirmiyor ne yazık ki. Peyami Safa'nın o günlerdeki anketinden bile anlaşılır bu. Kabul, Türkiye'nin, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçtik. Erken Cumhuriyet idaresi çözümü, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalan Türkiye'nin salasını okumakta buldu. Biz'i, bizzat biz öldürürsek düşmanın ölüm tehdidinden emin oluruz, dediler. Fikirler muhterem-dir. Eğer buldukları çözüm, tüm yanlış taraflarına rağmen muvakkaten bir çözüm değil idiyse müsebbip-lerini ihanetle itham etmek zorundayız. Tarihe şefkatle yaklaşalım. Onlar vartayı atlatmaya çalıştılar. Bunu ciddiye alan ve bundan pozisyon dev-şiren kılıç artıkları, vartayı atlatmamıza izin vermediler. Yıllar geçti ve bugüne geldik. Bu yıl Ramazan Ayı, toplumun tamamını içine alan bir neşeye dönüştü. Bundan daha doğal ne olabilir, diyebileceğimiz bir normal bu. Anormallik, bunun hasretini çekiyor olmamızdı aslında. Gündelik hayatın tam ortasında ol-duğu için doğal olarak okullara da uzanan bu neşeye bir de artık hepimizin yakından tanıdığı Celal Kara-türe'nin okuduğu “Kabe'de Hacılar Hu der” ilahisi eklendi. Çok kısa sürede on milyonlarca insanın dilinde okunur hâle geldi. Türk müziğinin yasaklanmasından söz ederek başlamıştık söze. Ramazan neşesi ve ona eşlik eden ilahi-nin bulduğu geniş yankı, vartayı atlatmamızdan rahatsız olan ve Türkiye'nin düşük bir pozisyonda kalma-sından imkân devşiren “yerli yabancılarımızı” rahatsız etti. Öğrendik ki köşe başlarında duran bu insanla-rın “ilahi nedir” sorusunun cevabına dair hiçbir fikirleri yokmuş. Hem onlara hem de Celal kardeşimizin okuduğu ilahiyi ezberleyen güzel insanlara neden mazur olduğumuzu ama haklı olmadığımızı anlatmaya vesile olabilir tüm bu olan biten. Evet mazuruz. Çünkü, “biz” tanımına dair hiçbir şeyin kalmaması için her şeyin yapıldığı devasa bir 150 yıllık çölden geliyoruz. Bildiğimiz, öğrendiğimiz ve sevdiğimiz her şeyi unuttuk. Güzel cumhuriyetimiz, “bu şarkı babamdan kaldı bana” diyebilecek herkesi ve her şeyi ortadan kaldırmaya ant içmiş gibi kılıcıyla dolaştı aramızda. Ama tüm olan bitene rağmen haklı değiliz. Devasa bir mirasın eşiğinde duruyoruz. İncelmiş bir medeniyetin ve adaletli bir imparatorluğun çocukları olarak yüksek bir kültür ve duyuş seviyesinin, hafızası kirletilmiş sonuçlarıyız. Yine de o yüksek duyuş seviyesine tırnaklarımızla kazıyarak da olsa geri dönmek zorundayız. Gürül gürül akan Ramazan neşesini ve çokça tebrik ettiğimiz Celal kardeşimizi vesile kılarak açılan bu güzel kapıdan girip müziğimizle tanışabiliriz. Bu-nun için 100 parçalık bir liste hazırladık bu sayımızda. Süleymaniye'yi sevmenin ve anlamanın ve elbette yeniden Süleymaniye yapabilecek bir duyuş seviyesine yükselmenin ilk adımı buradan geçiyor çünkü. Çok oyalandık, hızlıca geçmemiz gerekir bu günlerden. Ramazan ayını vesile kılabiliriz. Bayram o bayram ola.
Mazuruz. Haklı Değil. Mazuruz. Haklı değil. Başımıza gelenler, gündüzün başına gelse gece olurdu, diyen bilge haklı. Zaman gösteriyor ki geriye hiçbir şey kalmaması için yapılan her şey büyük oranda boşa çıktı. Türk müziği yasak-lanırken Türk düşüncesinin tabutuna çivi çakılmak isteniyordu. Kısmen başardılar, o yüzden mazuruz. Öldürmek istediler; ama öldüremediler, o yüzden haklı değiliz. Türk hayat tarzını ortadan kaldırmaya yönelik bir çabaydı Türk müziğinin yasaklanması. Tüm uygulayıcıla-rın yekpare bu niyeti taşımıyor oluşu durumu değiştirmiyor ne yazık ki. Peyami Safa'nın o günlerdeki anketinden bile anlaşılır bu. Kabul, Türkiye'nin, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçtik. Erken Cumhuriyet idaresi çözümü, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalan Türkiye'nin salasını okumakta buldu. Biz'i, bizzat biz öldürürsek düşmanın ölüm tehdidinden emin oluruz, dediler. Fikirler muhterem-dir. Eğer buldukları çözüm, tüm yanlış taraflarına rağmen muvakkaten bir çözüm değil idiyse müsebbip-lerini ihanetle itham etmek zorundayız. Tarihe şefkatle yaklaşalım. Onlar vartayı atlatmaya çalıştılar. Bunu ciddiye alan ve bundan pozisyon dev-şiren kılıç artıkları, vartayı atlatmamıza izin vermediler. Yıllar geçti ve bugüne geldik. Bu yıl Ramazan Ayı, toplumun tamamını içine alan bir neşeye dönüştü. Bundan daha doğal ne olabilir, diyebileceğimiz bir normal bu. Anormallik, bunun hasretini çekiyor olmamızdı aslında. Gündelik hayatın tam ortasında ol-duğu için doğal olarak okullara da uzanan bu neşeye bir de artık hepimizin yakından tanıdığı Celal Kara-türe'nin okuduğu “Kabe'de Hacılar Hu der” ilahisi eklendi. Çok kısa sürede on milyonlarca insanın dilinde okunur hâle geldi. Türk müziğinin yasaklanmasından söz ederek başlamıştık söze. Ramazan neşesi ve ona eşlik eden ilahi-nin bulduğu geniş yankı, vartayı atlatmamızdan rahatsız olan ve Türkiye'nin düşük bir pozisyonda kalma-sından imkân devşiren “yerli yabancılarımızı” rahatsız etti. Öğrendik ki köşe başlarında duran bu insanla-rın “ilahi nedir” sorusunun cevabına dair hiçbir fikirleri yokmuş. Hem onlara hem de Celal kardeşimizin okuduğu ilahiyi ezberleyen güzel insanlara neden mazur olduğumuzu ama haklı olmadığımızı anlatmaya vesile olabilir tüm bu olan biten. Evet mazuruz. Çünkü, “biz” tanımına dair hiçbir şeyin kalmaması için her şeyin yapıldığı devasa bir 150 yıllık çölden geliyoruz. Bildiğimiz, öğrendiğimiz ve sevdiğimiz her şeyi unuttuk. Güzel cumhuriyetimiz, “bu şarkı babamdan kaldı bana” diyebilecek herkesi ve her şeyi ortadan kaldırmaya ant içmiş gibi kılıcıyla dolaştı aramızda. Ama tüm olan bitene rağmen haklı değiliz. Devasa bir mirasın eşiğinde duruyoruz. İncelmiş bir medeniyetin ve adaletli bir imparatorluğun çocukları olarak yüksek bir kültür ve duyuş seviyesinin, hafızası kirletilmiş sonuçlarıyız. Yine de o yüksek duyuş seviyesine tırnaklarımızla kazıyarak da olsa geri dönmek zorundayız. Gürül gürül akan Ramazan neşesini ve çokça tebrik ettiğimiz Celal kardeşimizi vesile kılarak açılan bu güzel kapıdan girip müziğimizle tanışabiliriz. Bu-nun için 100 parçalık bir liste hazırladık bu sayımızda. Süleymaniye'yi sevmenin ve anlamanın ve elbette yeniden Süleymaniye yapabilecek bir duyuş seviyesine yükselmenin ilk adımı buradan geçiyor çünkü. Çok oyalandık, hızlıca geçmemiz gerekir bu günlerden. Ramazan ayını vesile kılabiliriz. Bayram o bayram ola.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 76,50    76,50   
2 42,08    84,15   
3 28,56    85,68   
4 21,80    87,21   
5 17,75    88,74   
6 15,30    91,80   
9 10,88    97,92   
12 8,80    105,57   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat