9786051913698
834000
https://www.sehadetkitap.com/urun/demirel-ya-da-kendi-gercegini-ortmenin-siyasi-tezahuru-fasiklik-2
Demirel ya da Kendi Gerçeğini Örtmenin Siyasi Tezahürü;Fasıklık 2
228
Bu kitapta ‘fâsıklık'ın bireysel tezahürü, psikolojik özellikleri ve bunun bizim etik anlayışımız
üzerine etkileri incelendi. “Fâsık” ve “Fâsıklık” kavramı ile dini bir gönderme amaçlanmadı. Bu
terimler daha çok felsefik, sosyolojik ve psikolojik bir kavram olarak ele alındı. Bu kavramdan
yola çıkılarak bir siyasetçi örneklemiyle bireysel boyutta etik değerlerin yozlaşması ortaya
konulmak istenildi.
Bu “müşahhaslaşmış” kişilik olarak, kendi ifadesi ile “altı defa gidip yedi defa” iktidara
gelebilmiş hatta cumhurbaşkanlığına sıçramış birisini ele almayı uygun gördüm. Hırs ve
ihtiraslarını “memleket sorunu” gibi gösterme becerisinde, çağımızdaki politikacılar arasında
“birinci” mevkide Sayın Demirel'i arzı endam ederken bulunca, başka bir örneğe gerek var mıdır,
diye kendi kendime sordum. Fransa Kralı XIV. Lui'nin “Devlet Benim” sözünün de ötesinde
devletin her şeyine sahiplenen “vermişsem ben vermişim”, “benim çiftçim, benim köylüm, benim
memurum” sözleri ve kendini “ülkenin sahibi yerine” koymada bir başka benzeri olmayan nev-i
şahsına münhasır bir kişiliktir. Tek amacı, iktidar olan ve bencilliğin bataklığına gark olmuş bir
kişidir.
Kitaptaki konuları ele almadaki temel ayrım Sayın Demirel'in bu konulara yaptığı
göndermeleridir. Ayrıca ahlaki ilke ve tutumlarla siyasi tutumların ayrılmasının gerekliliğinin
düşünce temellerini oluşturan Machiavelli olduğu ve bu anlayışa Makyavelizm denildiği için
kitabın ikinci ağırlıklı noktası olacaktır. Ayrıca güç merkezli meşruiyet konusunda yazı yazan 19
ve 20 yüzyılın bazı düşünürlerinin ve özellikle Carl Schmitt'in siyaset ve devlet görüşlerine
değinilme gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Üçüncü bölümde ise Demirel'in siyaset içinde söylediği sözler ile yaşadığı siyasi alan arasında
ortaya çıkan ilişkiler ele alınmış ve bunların siyasi, psikolojik tahlilleri yapılmaya çalışılmıştır.
Kısacası kitabımızda bir siyasetçi olarak Sayın Süleyman Demirel'in pratik tercihi ile
söylemleri ele alınmış ve kişiliği irdelenmiştir. Sayın Demirel hakkında -birkaç bilimsel eser
dışında- ya fanatikçe taraflı ya da fanatikçe karşıt yazılar bilimsel esaslardan ayrılarak yazılmıştır.
Kitabımızda bundan uzak kalma gayretini gösterdik. Ancak kişisel tutumlarımızın yazılara
yansımamasının mümkün olmadığı unutulmamalıdır.
Burada okuyucunun aşırı teorik bilgi ile sıkılmaması için siyaset biliminin ve felsefesinin
konumuzla ilgili noktalarına değinildi. Daha ayrıntılı bilgiler için dipnotlarda geçen kaynaklara
başvurulmasını öneririm. Yine de yazmaktan kaçınamadığım siyaset felsefesinin bazı
konularındaki bilgilerin sıkıcı olduğunu düşünen kişiler doğrudan 3 bölümü okumalıdır. Ancak
tekrar Demirel'in ve dönemi olaylarının iç yüzünü anlamak isteyenlere teorik bilgilere
dönmelerini öneririm. Bu Kitap bittiğinde siyaseti ve siyasetçiyi olması gereken noktaya getirmek
için siyasetin ve siyasetçinin bulunuğu yeri anlamada gerekli bilgiyi insanımızın yakalayacağını
umut ediyorum.
Bu kitapta ‘fâsıklık'ın bireysel tezahürü, psikolojik özellikleri ve bunun bizim etik anlayışımız
üzerine etkileri incelendi. “Fâsık” ve “Fâsıklık” kavramı ile dini bir gönderme amaçlanmadı. Bu
terimler daha çok felsefik, sosyolojik ve psikolojik bir kavram olarak ele alındı. Bu kavramdan
yola çıkılarak bir siyasetçi örneklemiyle bireysel boyutta etik değerlerin yozlaşması ortaya
konulmak istenildi.
Bu “müşahhaslaşmış” kişilik olarak, kendi ifadesi ile “altı defa gidip yedi defa” iktidara
gelebilmiş hatta cumhurbaşkanlığına sıçramış birisini ele almayı uygun gördüm. Hırs ve
ihtiraslarını “memleket sorunu” gibi gösterme becerisinde, çağımızdaki politikacılar arasında
“birinci” mevkide Sayın Demirel'i arzı endam ederken bulunca, başka bir örneğe gerek var mıdır,
diye kendi kendime sordum. Fransa Kralı XIV. Lui'nin “Devlet Benim” sözünün de ötesinde
devletin her şeyine sahiplenen “vermişsem ben vermişim”, “benim çiftçim, benim köylüm, benim
memurum” sözleri ve kendini “ülkenin sahibi yerine” koymada bir başka benzeri olmayan nev-i
şahsına münhasır bir kişiliktir. Tek amacı, iktidar olan ve bencilliğin bataklığına gark olmuş bir
kişidir.
Kitaptaki konuları ele almadaki temel ayrım Sayın Demirel'in bu konulara yaptığı
göndermeleridir. Ayrıca ahlaki ilke ve tutumlarla siyasi tutumların ayrılmasının gerekliliğinin
düşünce temellerini oluşturan Machiavelli olduğu ve bu anlayışa Makyavelizm denildiği için
kitabın ikinci ağırlıklı noktası olacaktır. Ayrıca güç merkezli meşruiyet konusunda yazı yazan 19
ve 20 yüzyılın bazı düşünürlerinin ve özellikle Carl Schmitt'in siyaset ve devlet görüşlerine
değinilme gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Üçüncü bölümde ise Demirel'in siyaset içinde söylediği sözler ile yaşadığı siyasi alan arasında
ortaya çıkan ilişkiler ele alınmış ve bunların siyasi, psikolojik tahlilleri yapılmaya çalışılmıştır.
Kısacası kitabımızda bir siyasetçi olarak Sayın Süleyman Demirel'in pratik tercihi ile
söylemleri ele alınmış ve kişiliği irdelenmiştir. Sayın Demirel hakkında -birkaç bilimsel eser
dışında- ya fanatikçe taraflı ya da fanatikçe karşıt yazılar bilimsel esaslardan ayrılarak yazılmıştır.
Kitabımızda bundan uzak kalma gayretini gösterdik. Ancak kişisel tutumlarımızın yazılara
yansımamasının mümkün olmadığı unutulmamalıdır.
Burada okuyucunun aşırı teorik bilgi ile sıkılmaması için siyaset biliminin ve felsefesinin
konumuzla ilgili noktalarına değinildi. Daha ayrıntılı bilgiler için dipnotlarda geçen kaynaklara
başvurulmasını öneririm. Yine de yazmaktan kaçınamadığım siyaset felsefesinin bazı
konularındaki bilgilerin sıkıcı olduğunu düşünen kişiler doğrudan 3 bölümü okumalıdır. Ancak
tekrar Demirel'in ve dönemi olaylarının iç yüzünü anlamak isteyenlere teorik bilgilere
dönmelerini öneririm. Bu Kitap bittiğinde siyaseti ve siyasetçiyi olması gereken noktaya getirmek
için siyasetin ve siyasetçinin bulunuğu yeri anlamada gerekli bilgiyi insanımızın yakalayacağını
umut ediyorum.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.