2770000057967
818675
https://www.sehadetkitap.com/urun/derin-tarih-dergisi-sayi-169-nisan-2026-rumeli-de-kopusun-baslangici-sirp-isyanlari
Derin Tarih Dergisi Sayı: 169 (Nisan 2026);Rumeli’de Kopuşun Başlangıcı: Sırp İsyanları
150
Osmanlı ordusuyla Sırp Prensi Lazar Hrebelyanoviç komutasındaki Hıristiyan kuvvetlerinin
1389'da karşı karşıya geldiği Kosova Ovası, tam 600 yıl sonra, 28 Haziran 1989 günü -savaşın
yıldönümünde- yaklaşık bir milyon Sırp milliyetçisini ağırlıyordu. Gün boyu devam eden
etkinliklerin en dikkat çekici kısmı, Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in yaptığı uzun ve
hamasî konuşmaydı.
Savaşta ölen Sırpların anısına 1953'te inşa edilen 25 metre yüksekliğindeki anıtın (Gazimestan)
önünde konuşan Miloseviç, sözlerine Kosova Savaşı'nın Sırplar ve bütün Avrupa için önemini
hatırlatarak başladı. “Savaşın yıldönümünde, Sırbistan artık kendi devletine, ulusuna ve ruhî
bütünlüğüne kavuşmuştur. Bugün artık Kosova Savaşı'nın gerçekleriyle efsanelerini birbirinden
ayırmak çok zor hale gelmiştir. Zaten bu mesele artık önemli de değildir” diyen Miloseviç, sözü daha
sonra Sırbistan'ın ve Sırpların “kenarda tutulduğuna” getirerek şunları söyledi: “1974'te ilan edilen
Yugoslav Anayasası, Sırbistan'ın gücünü sınırlamıştır. Kosova Savaşı ve Anayasa, Sırp millî
şuuruna yönelik saldırılardır. Sırp liderler arasındaki ayrışmalar, kendi halklarına verdikleri sözü
tutamamalarına yol açmıştır. Sırplar, büyüklüklerini kendi lehlerine yeterince kullanamamıştır.
Bugün ise Sırbistan artık tek parçadır ve diğer cumhuriyetlerle eşittir. [Kosova Savaşı'ndan] altı asır
sonra, şimdi biz yine savaşlarla karşı karşıyayız. Şimdilik hiçbiri silahlı savaşlar değil, ama silahlı
savaş seçeneğini de gözden uzak tutmuyoruz. Altı asır önce Sırbistan, Kosova Ovası'nda hem
kendisini hem de Avrupa'yı kahramanca savunmuştu. Sırbistan o zaman Avrupa kültürünü, dinini ve
sosyal yapısını müdafaa eden bir kaleydi.”
Bugün bu konuşma, Yugoslavya'nın dağılma sürecini etikleyen ve sonrasında yaşanan kanlı iç
savaşın habercisi olan bir dönüm noktası olarak görülüyor.
1389 veya 1989'u maziye karışmış tarihler zannetmeyiniz. Bütün dönüm noktaları, Sırpların
zihninde günümüzde net bir şekilde yaşamaya ve günlük politikayı şekillendirmeye devam ediyor.
Derin Tarih'in bu sayısında biz de hafızalarımızı tazelemek, bazı derslerin altını çizmek ve Osmanlı
tarihinin dönüm noktalarından Sırp isyanına odaklanmak istedik. Balkanlar'da artçı sarsıntıları hâlâ
hissedilen bir hadise çünkü bu.
“Rumeli'de Kopuşun Başlangıcı: Sırp İsyanları” dosyamızda ilk olarak Dr. Samet Tınas farklı
dönemlerde kılıç, diplomasi ve tabiiyet yoluyla yürütülen Osmanlı-Sırp münasebetlerini
değerlendirirken Dr. Selim Aslantaş ile hem Balkan hem de Osmanlı tarihini derinden etkileyen
Sırp isyanlarının sebeplerini ve Osmanlı'nın bu isyanlarla baş etme yöntemlerini konuştuk. Prof. Dr.
Süleyman Uygun başlangıçta bir köylü reaksiyonu olan Sırp ayaklanmasının dış müdahalelerle
millî bir isyana dönüşümünü askerî, toplumsal ve yapısal dinamikler üzerinden mercek altına alırken
Prof. Dr. Kahraman Şakul Rusya'nın Balkan politikasının agresif arka planına ışık tuttu. Doç. Dr.
Hasan Demiroğlu Sırp İsyanları'nı fırsat bilerek Balkanlar'da büyük Ortodoks imparatorluğu
hayallerine kapılan Rusya'nın bu emel uğruna yürüttüğü siyasî ve diplomatik faaliyetleri incelerken
Prof. Dr. Zafer Gölen 1875 Hersek İsyanı sonrası Rusların da desteğini alarak bağımsızlık
ideallerini gerçekleştiren Sırpların Osmanlı'dan kopuşunu kaleme aldı. Vokan Koç ise bir ulus-
devletin doğuşunun yanı sıra derin bir sosyo-ekonomik kırılmanın da göstergesi olan Sırp
İsyanı'nının romantik destandan sosyolojik gerçekliğe uzanan hikâyesini satırlarına taşıdı.
“Rumeli'de Kopuşun Başlangıcı: Sırp İsyanları” dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail
Kara, Prof. Dr. İsmail Taşpınar, Ali Emre, Arif Emre Gündüz, Tahir Günay, Deniz Çıkılı,
Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de
birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
Osmanlı ordusuyla Sırp Prensi Lazar Hrebelyanoviç komutasındaki Hıristiyan kuvvetlerinin
1389'da karşı karşıya geldiği Kosova Ovası, tam 600 yıl sonra, 28 Haziran 1989 günü -savaşın
yıldönümünde- yaklaşık bir milyon Sırp milliyetçisini ağırlıyordu. Gün boyu devam eden
etkinliklerin en dikkat çekici kısmı, Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in yaptığı uzun ve
hamasî konuşmaydı.
Savaşta ölen Sırpların anısına 1953'te inşa edilen 25 metre yüksekliğindeki anıtın (Gazimestan)
önünde konuşan Miloseviç, sözlerine Kosova Savaşı'nın Sırplar ve bütün Avrupa için önemini
hatırlatarak başladı. “Savaşın yıldönümünde, Sırbistan artık kendi devletine, ulusuna ve ruhî
bütünlüğüne kavuşmuştur. Bugün artık Kosova Savaşı'nın gerçekleriyle efsanelerini birbirinden
ayırmak çok zor hale gelmiştir. Zaten bu mesele artık önemli de değildir” diyen Miloseviç, sözü daha
sonra Sırbistan'ın ve Sırpların “kenarda tutulduğuna” getirerek şunları söyledi: “1974'te ilan edilen
Yugoslav Anayasası, Sırbistan'ın gücünü sınırlamıştır. Kosova Savaşı ve Anayasa, Sırp millî
şuuruna yönelik saldırılardır. Sırp liderler arasındaki ayrışmalar, kendi halklarına verdikleri sözü
tutamamalarına yol açmıştır. Sırplar, büyüklüklerini kendi lehlerine yeterince kullanamamıştır.
Bugün ise Sırbistan artık tek parçadır ve diğer cumhuriyetlerle eşittir. [Kosova Savaşı'ndan] altı asır
sonra, şimdi biz yine savaşlarla karşı karşıyayız. Şimdilik hiçbiri silahlı savaşlar değil, ama silahlı
savaş seçeneğini de gözden uzak tutmuyoruz. Altı asır önce Sırbistan, Kosova Ovası'nda hem
kendisini hem de Avrupa'yı kahramanca savunmuştu. Sırbistan o zaman Avrupa kültürünü, dinini ve
sosyal yapısını müdafaa eden bir kaleydi.”
Bugün bu konuşma, Yugoslavya'nın dağılma sürecini etikleyen ve sonrasında yaşanan kanlı iç
savaşın habercisi olan bir dönüm noktası olarak görülüyor.
1389 veya 1989'u maziye karışmış tarihler zannetmeyiniz. Bütün dönüm noktaları, Sırpların
zihninde günümüzde net bir şekilde yaşamaya ve günlük politikayı şekillendirmeye devam ediyor.
Derin Tarih'in bu sayısında biz de hafızalarımızı tazelemek, bazı derslerin altını çizmek ve Osmanlı
tarihinin dönüm noktalarından Sırp isyanına odaklanmak istedik. Balkanlar'da artçı sarsıntıları hâlâ
hissedilen bir hadise çünkü bu.
“Rumeli'de Kopuşun Başlangıcı: Sırp İsyanları” dosyamızda ilk olarak Dr. Samet Tınas farklı
dönemlerde kılıç, diplomasi ve tabiiyet yoluyla yürütülen Osmanlı-Sırp münasebetlerini
değerlendirirken Dr. Selim Aslantaş ile hem Balkan hem de Osmanlı tarihini derinden etkileyen
Sırp isyanlarının sebeplerini ve Osmanlı'nın bu isyanlarla baş etme yöntemlerini konuştuk. Prof. Dr.
Süleyman Uygun başlangıçta bir köylü reaksiyonu olan Sırp ayaklanmasının dış müdahalelerle
millî bir isyana dönüşümünü askerî, toplumsal ve yapısal dinamikler üzerinden mercek altına alırken
Prof. Dr. Kahraman Şakul Rusya'nın Balkan politikasının agresif arka planına ışık tuttu. Doç. Dr.
Hasan Demiroğlu Sırp İsyanları'nı fırsat bilerek Balkanlar'da büyük Ortodoks imparatorluğu
hayallerine kapılan Rusya'nın bu emel uğruna yürüttüğü siyasî ve diplomatik faaliyetleri incelerken
Prof. Dr. Zafer Gölen 1875 Hersek İsyanı sonrası Rusların da desteğini alarak bağımsızlık
ideallerini gerçekleştiren Sırpların Osmanlı'dan kopuşunu kaleme aldı. Vokan Koç ise bir ulus-
devletin doğuşunun yanı sıra derin bir sosyo-ekonomik kırılmanın da göstergesi olan Sırp
İsyanı'nının romantik destandan sosyolojik gerçekliğe uzanan hikâyesini satırlarına taşıdı.
“Rumeli'de Kopuşun Başlangıcı: Sırp İsyanları” dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail
Kara, Prof. Dr. İsmail Taşpınar, Ali Emre, Arif Emre Gündüz, Tahir Günay, Deniz Çıkılı,
Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de
birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 150,00 | 150,00 |
| 2 | 81,00 | 162,00 |
| 3 | 55,50 | 166,50 |
| 4 | 42,75 | 171,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.