Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor

Doğu Avrupa Türk Tarihi

Stok Kodu:
9786258595437
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
258
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-09
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
478,50
Havale/EFT ile: 454,58
9786258595437
900997
Doğu Avrupa Türk Tarihi
Doğu Avrupa Türk Tarihi
478.5
Türk milletinin tarihi sadece Türkistan'ın derinlikleriyle sınırlı kalmamış; Altaylardan Karpatlara, Hazar'dan Balkanlara kadar uzanan muazzam bir coğrafyada dünya tarihinin akışını yönlendirmiştir. Doğu Avrupa sahası da tarihin en eski devirlerinden itibaren Avrasya bozkır kültürünün batıya açılan en stratejik kapısı ve Türk boylarının devletleşme süreçlerinin ana sahnelerinden biri olmuştur. Tarihi süreçte Altaylardan ve Tanrı Dağlarından başlayan göç dalgaları; Ural Irmağı, Hazar Denizi'nin kuzeyi ve "Kavimler Kapısı" olarak anılan tabii geçitler üzerinden Karadeniz'in kuzeyine, Balkanlara ve Tuna havzasına kadar ulaşmıştır. M.Ö. VIII. yüzyılda İskitler/Sakalar ile başlayan bu tarihi yürüyüş; Avrupa Hunları, Sabirler, Avarlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Uzlar ve Kuman-Kıpçaklar ile asırlar boyunca kesintisiz bir devamlılık göstermiştir. Kazakistan bozkırlarından çeşitli sebep ve faktörlerin tesiriyle batıya doğru ilerleyen, yeni bir yurt tutma gayesiyle Avrupa'yı kendisine hedef olarak seçen Türk boyları, IV. asrın ikinci yarısından itibaren bu coğrafyada yaşayan değişik kavim ve topluluklarla karşı karşıya gelmişlerdir. Bu karşılaşma sadece askerî değil, zamanla kültür, medeniyet ve zihniyet bakımından da olmuştur. Devletler ordular sevk edip harp ederken, diplomatik münasebetler tesis etmeye çalışırken, farklı hayat tarzına sahip toplumlar da birbirlerini tanımaya, etkilemeye başlamışlardır.

Türkistan'dan batıya gelen boylar kendileriyle beraber Doğu Avrupa'ya yeni âdetler, askerî stratejiler ve yeni bir sanat hayatı getirmişlerdir. Bu bağlamda Doğu Avrupa Türk tarihi tarihi yalnızca siyasî, askerî ve diplomatik yönleri olan zaferler, mağlubiyetler, mücadeleler tarihi değildir. Aynı zamanda Karadeniz'in kuzey coğrafyasında Türklerin hâkimiyeti altına giren kabileler, kavimler ile hemhudut olduğu, münasebet tahsis ettiği devletler bakımından "öteki"nin tarihi idi. Nitekim savaş meydanlarında ordular çarpışırken, kalem ve anlatılarda diller, inançlar, kültürler, davranışlar, alışkanlıklar harp ediyor, biçimden biçime sokuluyordu. Bunların neticesinde oluşan önyargılar ise hakikatin yerine geçiyordu. Bu önyargılar fiziki tasvirler ve hayat tarzına dâir anlatımlarda kendini gösterdi ve zihinlerde başta Hunlara ve onların nezdinde Avrupa Türklüğüne karşı hakikatten uzak algıların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu durum Osmanlı döneminde Türk isminin hâkim güç olarak ortaya çıkmasına kadar devam etti. Bu nedenle Osmanlı öncesi Doğu Avrupa Türk tarihi, Türk milletinin dünya tarihindeki kapsayıcı ve belirleyici rolünü anlamak açısından vazgeçilmez bir halka olmuştur.
Türk milletinin tarihi sadece Türkistan'ın derinlikleriyle sınırlı kalmamış; Altaylardan Karpatlara, Hazar'dan Balkanlara kadar uzanan muazzam bir coğrafyada dünya tarihinin akışını yönlendirmiştir. Doğu Avrupa sahası da tarihin en eski devirlerinden itibaren Avrasya bozkır kültürünün batıya açılan en stratejik kapısı ve Türk boylarının devletleşme süreçlerinin ana sahnelerinden biri olmuştur. Tarihi süreçte Altaylardan ve Tanrı Dağlarından başlayan göç dalgaları; Ural Irmağı, Hazar Denizi'nin kuzeyi ve "Kavimler Kapısı" olarak anılan tabii geçitler üzerinden Karadeniz'in kuzeyine, Balkanlara ve Tuna havzasına kadar ulaşmıştır. M.Ö. VIII. yüzyılda İskitler/Sakalar ile başlayan bu tarihi yürüyüş; Avrupa Hunları, Sabirler, Avarlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Uzlar ve Kuman-Kıpçaklar ile asırlar boyunca kesintisiz bir devamlılık göstermiştir. Kazakistan bozkırlarından çeşitli sebep ve faktörlerin tesiriyle batıya doğru ilerleyen, yeni bir yurt tutma gayesiyle Avrupa'yı kendisine hedef olarak seçen Türk boyları, IV. asrın ikinci yarısından itibaren bu coğrafyada yaşayan değişik kavim ve topluluklarla karşı karşıya gelmişlerdir. Bu karşılaşma sadece askerî değil, zamanla kültür, medeniyet ve zihniyet bakımından da olmuştur. Devletler ordular sevk edip harp ederken, diplomatik münasebetler tesis etmeye çalışırken, farklı hayat tarzına sahip toplumlar da birbirlerini tanımaya, etkilemeye başlamışlardır.

Türkistan'dan batıya gelen boylar kendileriyle beraber Doğu Avrupa'ya yeni âdetler, askerî stratejiler ve yeni bir sanat hayatı getirmişlerdir. Bu bağlamda Doğu Avrupa Türk tarihi tarihi yalnızca siyasî, askerî ve diplomatik yönleri olan zaferler, mağlubiyetler, mücadeleler tarihi değildir. Aynı zamanda Karadeniz'in kuzey coğrafyasında Türklerin hâkimiyeti altına giren kabileler, kavimler ile hemhudut olduğu, münasebet tahsis ettiği devletler bakımından "öteki"nin tarihi idi. Nitekim savaş meydanlarında ordular çarpışırken, kalem ve anlatılarda diller, inançlar, kültürler, davranışlar, alışkanlıklar harp ediyor, biçimden biçime sokuluyordu. Bunların neticesinde oluşan önyargılar ise hakikatin yerine geçiyordu. Bu önyargılar fiziki tasvirler ve hayat tarzına dâir anlatımlarda kendini gösterdi ve zihinlerde başta Hunlara ve onların nezdinde Avrupa Türklüğüne karşı hakikatten uzak algıların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu durum Osmanlı döneminde Türk isminin hâkim güç olarak ortaya çıkmasına kadar devam etti. Bu nedenle Osmanlı öncesi Doğu Avrupa Türk tarihi, Türk milletinin dünya tarihindeki kapsayıcı ve belirleyici rolünü anlamak açısından vazgeçilmez bir halka olmuştur.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
2 239,25    478,50   
3 159,50    478,50   
4 119,63    478,50   
5 95,70    478,50   
6 79,75    478,50   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat