9786253969356
899702
https://www.sehadetkitap.com/urun/gercekligin-kurgusal-yapilanmasi-ozkurgu-poetikasi
Gerçekliğin Kurgusal Yapılanması;Özkurgu Poetikası
320
İnsan kendini anlattığında gerçekten kendi yaşamını mı aktarmakta, yoksa hatırlamanın eksikliği, dilin dolayımı ve anlatının kurucu gücü içinde yeniden şekillenmiş bir benlik mi üretmektedir? Gerçekliğin Kurgusal Yapılanması: Özkurgu Poetikası, çağdaş edebiyat kuramının en tartışmalı ve verimli alanlarından biri olan özkurgu kavramını bu temel soru etrafında ele almaktadır.
Bu çalışma, özkurguyu otobiyografi ile roman arasında konumlanan basit bir ara tür olarak değil; gerçeklik ile kurmaca, yaşanmışlık ile estetik inşa, bellek ile temsil arasındaki sınırları yeniden düşünmeye açan özgül bir poetika olarak değerlendirmektedir. Belleğin seçici, benliğin parçalı, hakikatin ise anlatı içinde çoğul biçimde kurulduğu bir zeminde özkurgu, insanın kendini anlatma arzusunu ve bu arzunun taşıdığı kaçınılmaz kırılmaları açığa çıkarmaktadır.
Kitapta Philippe Lejeune, Serge Doubrovsky, Vincent Colonna, Gérard Genette, Martina Wagner-Egelhaaf ve Ansgar Nünning gibi kuramcıların yaklaşımları tartışılarak özkurgunun kavramsal, tarihsel ve kuramsal çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmaktadır. Faktüalite, fiksiyonalite ve literarite üçgeninde ilerleyen çalışma; paratekst, ad sözleşmesi, güvenilmez anlatı, kültürel hafıza, travma ve etik temsil gibi başlıklar üzerinden özkurgunun çok katmanlı yapısını çözümlemektedir.
Kuramsal çerçevenin ardından Elie Wiesel'in Gece, Şafak Vakti ve Gündüz romanları özkurgusal poetika bağlamında incelenmekte; Holokost, tanıklık, kayıp, bellek, travma ve anlatısal sorumluluk arasındaki gerilimler görünür kılınmaktadır. Böylece özkurgu, yalnızca bireysel yaşamın anlatısı değil, aynı zamanda hakikat, hafıza ve etik temsil üzerine düşünmenin yazınsal zemini olarak ele alınmaktadır.
Bu kitap, okuru edebiyatın en eski fakat en sarsıcı sorularından biriyle baş başa bırakır: İnsan kendini anlatırken ne kadar kendisidir; hakikat, yaşanmış olanın birebir aktarımında mı, yoksa anlatı içinde yeniden kurulan kırılgan ve çoğul gerçeklikte mi saklıdır?
Bu çalışma, özkurguyu otobiyografi ile roman arasında konumlanan basit bir ara tür olarak değil; gerçeklik ile kurmaca, yaşanmışlık ile estetik inşa, bellek ile temsil arasındaki sınırları yeniden düşünmeye açan özgül bir poetika olarak değerlendirmektedir. Belleğin seçici, benliğin parçalı, hakikatin ise anlatı içinde çoğul biçimde kurulduğu bir zeminde özkurgu, insanın kendini anlatma arzusunu ve bu arzunun taşıdığı kaçınılmaz kırılmaları açığa çıkarmaktadır.
Kitapta Philippe Lejeune, Serge Doubrovsky, Vincent Colonna, Gérard Genette, Martina Wagner-Egelhaaf ve Ansgar Nünning gibi kuramcıların yaklaşımları tartışılarak özkurgunun kavramsal, tarihsel ve kuramsal çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmaktadır. Faktüalite, fiksiyonalite ve literarite üçgeninde ilerleyen çalışma; paratekst, ad sözleşmesi, güvenilmez anlatı, kültürel hafıza, travma ve etik temsil gibi başlıklar üzerinden özkurgunun çok katmanlı yapısını çözümlemektedir.
Kuramsal çerçevenin ardından Elie Wiesel'in Gece, Şafak Vakti ve Gündüz romanları özkurgusal poetika bağlamında incelenmekte; Holokost, tanıklık, kayıp, bellek, travma ve anlatısal sorumluluk arasındaki gerilimler görünür kılınmaktadır. Böylece özkurgu, yalnızca bireysel yaşamın anlatısı değil, aynı zamanda hakikat, hafıza ve etik temsil üzerine düşünmenin yazınsal zemini olarak ele alınmaktadır.
Bu kitap, okuru edebiyatın en eski fakat en sarsıcı sorularından biriyle baş başa bırakır: İnsan kendini anlatırken ne kadar kendisidir; hakikat, yaşanmış olanın birebir aktarımında mı, yoksa anlatı içinde yeniden kurulan kırılgan ve çoğul gerçeklikte mi saklıdır?
İnsan kendini anlattığında gerçekten kendi yaşamını mı aktarmakta, yoksa hatırlamanın eksikliği, dilin dolayımı ve anlatının kurucu gücü içinde yeniden şekillenmiş bir benlik mi üretmektedir? Gerçekliğin Kurgusal Yapılanması: Özkurgu Poetikası, çağdaş edebiyat kuramının en tartışmalı ve verimli alanlarından biri olan özkurgu kavramını bu temel soru etrafında ele almaktadır.
Bu çalışma, özkurguyu otobiyografi ile roman arasında konumlanan basit bir ara tür olarak değil; gerçeklik ile kurmaca, yaşanmışlık ile estetik inşa, bellek ile temsil arasındaki sınırları yeniden düşünmeye açan özgül bir poetika olarak değerlendirmektedir. Belleğin seçici, benliğin parçalı, hakikatin ise anlatı içinde çoğul biçimde kurulduğu bir zeminde özkurgu, insanın kendini anlatma arzusunu ve bu arzunun taşıdığı kaçınılmaz kırılmaları açığa çıkarmaktadır.
Kitapta Philippe Lejeune, Serge Doubrovsky, Vincent Colonna, Gérard Genette, Martina Wagner-Egelhaaf ve Ansgar Nünning gibi kuramcıların yaklaşımları tartışılarak özkurgunun kavramsal, tarihsel ve kuramsal çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmaktadır. Faktüalite, fiksiyonalite ve literarite üçgeninde ilerleyen çalışma; paratekst, ad sözleşmesi, güvenilmez anlatı, kültürel hafıza, travma ve etik temsil gibi başlıklar üzerinden özkurgunun çok katmanlı yapısını çözümlemektedir.
Kuramsal çerçevenin ardından Elie Wiesel'in Gece, Şafak Vakti ve Gündüz romanları özkurgusal poetika bağlamında incelenmekte; Holokost, tanıklık, kayıp, bellek, travma ve anlatısal sorumluluk arasındaki gerilimler görünür kılınmaktadır. Böylece özkurgu, yalnızca bireysel yaşamın anlatısı değil, aynı zamanda hakikat, hafıza ve etik temsil üzerine düşünmenin yazınsal zemini olarak ele alınmaktadır.
Bu kitap, okuru edebiyatın en eski fakat en sarsıcı sorularından biriyle baş başa bırakır: İnsan kendini anlatırken ne kadar kendisidir; hakikat, yaşanmış olanın birebir aktarımında mı, yoksa anlatı içinde yeniden kurulan kırılgan ve çoğul gerçeklikte mi saklıdır?
Bu çalışma, özkurguyu otobiyografi ile roman arasında konumlanan basit bir ara tür olarak değil; gerçeklik ile kurmaca, yaşanmışlık ile estetik inşa, bellek ile temsil arasındaki sınırları yeniden düşünmeye açan özgül bir poetika olarak değerlendirmektedir. Belleğin seçici, benliğin parçalı, hakikatin ise anlatı içinde çoğul biçimde kurulduğu bir zeminde özkurgu, insanın kendini anlatma arzusunu ve bu arzunun taşıdığı kaçınılmaz kırılmaları açığa çıkarmaktadır.
Kitapta Philippe Lejeune, Serge Doubrovsky, Vincent Colonna, Gérard Genette, Martina Wagner-Egelhaaf ve Ansgar Nünning gibi kuramcıların yaklaşımları tartışılarak özkurgunun kavramsal, tarihsel ve kuramsal çerçevesi sistematik biçimde ortaya konulmaktadır. Faktüalite, fiksiyonalite ve literarite üçgeninde ilerleyen çalışma; paratekst, ad sözleşmesi, güvenilmez anlatı, kültürel hafıza, travma ve etik temsil gibi başlıklar üzerinden özkurgunun çok katmanlı yapısını çözümlemektedir.
Kuramsal çerçevenin ardından Elie Wiesel'in Gece, Şafak Vakti ve Gündüz romanları özkurgusal poetika bağlamında incelenmekte; Holokost, tanıklık, kayıp, bellek, travma ve anlatısal sorumluluk arasındaki gerilimler görünür kılınmaktadır. Böylece özkurgu, yalnızca bireysel yaşamın anlatısı değil, aynı zamanda hakikat, hafıza ve etik temsil üzerine düşünmenin yazınsal zemini olarak ele alınmaktadır.
Bu kitap, okuru edebiyatın en eski fakat en sarsıcı sorularından biriyle baş başa bırakır: İnsan kendini anlatırken ne kadar kendisidir; hakikat, yaşanmış olanın birebir aktarımında mı, yoksa anlatı içinde yeniden kurulan kırılgan ve çoğul gerçeklikte mi saklıdır?
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 320,00 | 320,00 |
| 2 | 160,00 | 320,00 |
| 3 | 106,67 | 320,00 |
| 4 | 80,00 | 320,00 |
| 5 | 64,00 | 320,00 |
| 6 | 53,33 | 320,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.