9786057194091
904340
https://www.sehadetkitap.com/urun/havuc-alegorisi
Havuç Alegorisi
175.2
Modern Türk şiiri tarihi, yeniliğin kendi kendini hoyratça tüketme tarihidir. Şiirin iğne oyası gibi örülmüş lahuti mimarisi, her kuşakta sarsıcı bir öfkeyle yeniden bozulmuş, sonra aynı iştahla yeniden kurulmuştur. Her defasında pazarın, akademinin, ideolojinin ya da vitrinlerin kürsülerinden önü- müze yeni adıyla sürülen vaatler, şairleri iştahla peşinden koşturmuş; fakat yakalandığı, ele geçirildiği an pörsüyerek eskinin tortusuna dönüşmüştür.
Tanzimat'tan Servet-i Fünun'a, Garip'ten İkinci Yeni'ye kadar her kuşak, bir öncekinin lisanını parçalayarak kendine has bir söylem inşa etmeye çalıştı. Bu trajik döngü nedeniyle, her parıltılı çıkış kavrandığı an pörsümüş mazi toprağına karış- maktan kurtulamadı.
Bu çalışmanın temel muradı; edebiyat matbuatının ve resmi akademinin bize yıllardır büyük bir huşuyla ezberlettiği steril, tek tipçi algının ötesine geçmektir.
Tanzimat'tan Servet-i Fünun'a, Garip'ten İkinci Yeni'ye kadar her kuşak, bir öncekinin lisanını parçalayarak kendine has bir söylem inşa etmeye çalıştı. Bu trajik döngü nedeniyle, her parıltılı çıkış kavrandığı an pörsümüş mazi toprağına karış- maktan kurtulamadı.
Bu çalışmanın temel muradı; edebiyat matbuatının ve resmi akademinin bize yıllardır büyük bir huşuyla ezberlettiği steril, tek tipçi algının ötesine geçmektir.
Modern Türk şiiri tarihi, yeniliğin kendi kendini hoyratça tüketme tarihidir. Şiirin iğne oyası gibi örülmüş lahuti mimarisi, her kuşakta sarsıcı bir öfkeyle yeniden bozulmuş, sonra aynı iştahla yeniden kurulmuştur. Her defasında pazarın, akademinin, ideolojinin ya da vitrinlerin kürsülerinden önü- müze yeni adıyla sürülen vaatler, şairleri iştahla peşinden koşturmuş; fakat yakalandığı, ele geçirildiği an pörsüyerek eskinin tortusuna dönüşmüştür.
Tanzimat'tan Servet-i Fünun'a, Garip'ten İkinci Yeni'ye kadar her kuşak, bir öncekinin lisanını parçalayarak kendine has bir söylem inşa etmeye çalıştı. Bu trajik döngü nedeniyle, her parıltılı çıkış kavrandığı an pörsümüş mazi toprağına karış- maktan kurtulamadı.
Bu çalışmanın temel muradı; edebiyat matbuatının ve resmi akademinin bize yıllardır büyük bir huşuyla ezberlettiği steril, tek tipçi algının ötesine geçmektir.
Tanzimat'tan Servet-i Fünun'a, Garip'ten İkinci Yeni'ye kadar her kuşak, bir öncekinin lisanını parçalayarak kendine has bir söylem inşa etmeye çalıştı. Bu trajik döngü nedeniyle, her parıltılı çıkış kavrandığı an pörsümüş mazi toprağına karış- maktan kurtulamadı.
Bu çalışmanın temel muradı; edebiyat matbuatının ve resmi akademinin bize yıllardır büyük bir huşuyla ezberlettiği steril, tek tipçi algının ötesine geçmektir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.