9789755741682
904403
https://www.sehadetkitap.com/urun/hukumdarlik-sanati-adabul-muluk
Hükümdarlık Sanatı;Âdâbu'l-Mülûk
268
Siyasetnameler, yalnızca geçmiş devirlerin idari pratiklerini aktaran tarihi vesikalar değil; ait oldukları medeniyetin devlet aklını, adalet tasavvurunu ve siyaset felsefesini inşa eden güçlü ve kurucu metinlerdir. Bir devletin bekası ve toplumun huzuru, yüzyıllar boyunca bu eserlerin satır aralarında şekillenmiştir.
Klasik dönemin velut müelliflerinden biri olan Ebû Mansûr es-Seâlibî, _Hükümdarlık Sanatı_ ile bu köklü geleneğin müstesna bir örneğini sunuyor. Seâlibî, devlet idaresinin inceliklerini ve idare sanatının kaidelerini kaleme alırken, saltanatın ihtişamlı perdesinin ardındaki o ağır mesuliyeti hatırlatıyor.
Eserde vurgulandığı üzere; hükümdarların buyrukları keskin, yaşamları ihtişamlı görünse de omuzlarındaki mesuliyet ağırdır. Seâlibî'ye göre adil bir hükümdar; saltanatın şatafatına aldanmayan, tebaasına kol kanat geren ve felaketler kapıyı çaldığında harcanmak üzere biriktirdiği "çeyizi" ahalisi için seferber edendir. Onun tesis ettiği adalet nizamında huzur bulan halk ise, nifak ve çekişmeden uzak kalarak tek vücut olmuş büyük bir aileye benzer.
Mülk ve devlet idaresinin tabiatını, hükümdar ile tebaa arasındaki o kadim hukuku ve asırlar boyu devleti ayakta tutan liyakatli vezirlerin beslendiği idare nizamını kavramak isteyenler için _Hükümdarlık Sanatı_, medeniyetimizin devlet yönetimi anlayışına ve siyasi köklerine ışık tutan önemli bir eserdir.
Klasik dönemin velut müelliflerinden biri olan Ebû Mansûr es-Seâlibî, _Hükümdarlık Sanatı_ ile bu köklü geleneğin müstesna bir örneğini sunuyor. Seâlibî, devlet idaresinin inceliklerini ve idare sanatının kaidelerini kaleme alırken, saltanatın ihtişamlı perdesinin ardındaki o ağır mesuliyeti hatırlatıyor.
Eserde vurgulandığı üzere; hükümdarların buyrukları keskin, yaşamları ihtişamlı görünse de omuzlarındaki mesuliyet ağırdır. Seâlibî'ye göre adil bir hükümdar; saltanatın şatafatına aldanmayan, tebaasına kol kanat geren ve felaketler kapıyı çaldığında harcanmak üzere biriktirdiği "çeyizi" ahalisi için seferber edendir. Onun tesis ettiği adalet nizamında huzur bulan halk ise, nifak ve çekişmeden uzak kalarak tek vücut olmuş büyük bir aileye benzer.
Mülk ve devlet idaresinin tabiatını, hükümdar ile tebaa arasındaki o kadim hukuku ve asırlar boyu devleti ayakta tutan liyakatli vezirlerin beslendiği idare nizamını kavramak isteyenler için _Hükümdarlık Sanatı_, medeniyetimizin devlet yönetimi anlayışına ve siyasi köklerine ışık tutan önemli bir eserdir.
Siyasetnameler, yalnızca geçmiş devirlerin idari pratiklerini aktaran tarihi vesikalar değil; ait oldukları medeniyetin devlet aklını, adalet tasavvurunu ve siyaset felsefesini inşa eden güçlü ve kurucu metinlerdir. Bir devletin bekası ve toplumun huzuru, yüzyıllar boyunca bu eserlerin satır aralarında şekillenmiştir.
Klasik dönemin velut müelliflerinden biri olan Ebû Mansûr es-Seâlibî, _Hükümdarlık Sanatı_ ile bu köklü geleneğin müstesna bir örneğini sunuyor. Seâlibî, devlet idaresinin inceliklerini ve idare sanatının kaidelerini kaleme alırken, saltanatın ihtişamlı perdesinin ardındaki o ağır mesuliyeti hatırlatıyor.
Eserde vurgulandığı üzere; hükümdarların buyrukları keskin, yaşamları ihtişamlı görünse de omuzlarındaki mesuliyet ağırdır. Seâlibî'ye göre adil bir hükümdar; saltanatın şatafatına aldanmayan, tebaasına kol kanat geren ve felaketler kapıyı çaldığında harcanmak üzere biriktirdiği "çeyizi" ahalisi için seferber edendir. Onun tesis ettiği adalet nizamında huzur bulan halk ise, nifak ve çekişmeden uzak kalarak tek vücut olmuş büyük bir aileye benzer.
Mülk ve devlet idaresinin tabiatını, hükümdar ile tebaa arasındaki o kadim hukuku ve asırlar boyu devleti ayakta tutan liyakatli vezirlerin beslendiği idare nizamını kavramak isteyenler için _Hükümdarlık Sanatı_, medeniyetimizin devlet yönetimi anlayışına ve siyasi köklerine ışık tutan önemli bir eserdir.
Klasik dönemin velut müelliflerinden biri olan Ebû Mansûr es-Seâlibî, _Hükümdarlık Sanatı_ ile bu köklü geleneğin müstesna bir örneğini sunuyor. Seâlibî, devlet idaresinin inceliklerini ve idare sanatının kaidelerini kaleme alırken, saltanatın ihtişamlı perdesinin ardındaki o ağır mesuliyeti hatırlatıyor.
Eserde vurgulandığı üzere; hükümdarların buyrukları keskin, yaşamları ihtişamlı görünse de omuzlarındaki mesuliyet ağırdır. Seâlibî'ye göre adil bir hükümdar; saltanatın şatafatına aldanmayan, tebaasına kol kanat geren ve felaketler kapıyı çaldığında harcanmak üzere biriktirdiği "çeyizi" ahalisi için seferber edendir. Onun tesis ettiği adalet nizamında huzur bulan halk ise, nifak ve çekişmeden uzak kalarak tek vücut olmuş büyük bir aileye benzer.
Mülk ve devlet idaresinin tabiatını, hükümdar ile tebaa arasındaki o kadim hukuku ve asırlar boyu devleti ayakta tutan liyakatli vezirlerin beslendiği idare nizamını kavramak isteyenler için _Hükümdarlık Sanatı_, medeniyetimizin devlet yönetimi anlayışına ve siyasi köklerine ışık tutan önemli bir eserdir.
Paytr İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 134,00 | 268,00 |
| 3 | 89,33 | 268,00 |
| 4 | 67,00 | 268,00 |
| 5 | 53,60 | 268,00 |
| 6 | 44,67 | 268,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.