II. İzzeddin Keykâvus (1246-1279);Moğol Gölgesinde Bir Selçuklu Sultanı

Stok Kodu:
9786255541901
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
184
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-08
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
%34 indirimli
350,00
231,00
Havale/EFT ile: 224,07
9786255541901
896085
II. İzzeddin Keykâvus (1246-1279);Moğol Gölgesinde Bir Selçuklu Sultanı
II. İzzeddin Keykâvus (1246-1279);Moğol Gölgesinde Bir Selçuklu Sultanı
231
Türkiye Selçuklu Devleti'nin XIII. yüzyıl ortalarında
Moğol İmparatorluğu'nun batı yönlü genişlemesiyle karşı
karşıya kalması, Anadolu siyasetini yalnızca yerel değil, aynı
zamanda Avrasya ölçeğinde bir güç mücadelesinin parçası
hâline getirmişti. Batu Han'ın Altın Orda sahasındaki
belirleyici rolü ve İlhanlı-Moğol düzeninin Orta Doğu'ya
doğru genişleyen nüfuzu, Selçuklu coğrafyasını iki büyük
Moğol güç odağının baskısı altında bırakmıştı. Bu durum II.
İzzeddin Keykâvus'un saltanatını çok katmanlı bir
diplomatik ve siyasi sıkışmışlık içine sürükledi.
Henüz çocuk yaşta tahta çıkan Keykâvus, saray içi
rekabetlerin, uç bölgelerde güç kazanan Türkmen
hareketlerinin ve Moğol emîrleri Baycu Noyan gibi figürlerin
Anadolu'daki askerî varlığının gölgesinde devlet otoritesini
korumaya çalıştı. Batu Han'ın Altın Orda üzerinden kurduğu
diplomatik ve askerî ağırlık, Selçuklu merkezinin yalnızca
İlhanlılarla değil, kuzeydeki step siyasetiyle de yüzleşmesini
zorunlu kıldı.
Bu dönemde Baycu Noyan'ın Anadolu'ya yönelen seferleri
ve 1256 Sultan Hanı Savaşı, Selçuklu siyasi düzeninin
kırılganlığını açığa çıkaran en önemli eşiklerden biri oldu.
Moğol askerî baskısının artmasıyla birlikte merkezî otorite
zayıflarken, Selçuklu hanedanı içinde ortaya çıkan
bölünmeler ve emîrler arasındaki rekabet devletin manevra
alanını giderek daralttı.
Keykâvus'un İznik'e sığınması bir sürgün olmanın yanı
sıra Anadolu'da çok merkezli bir yönetimin oluşumunun da
başlangıcıydı. İlhanlı otoritesinin yerleşmesiyle birlikte
Selçuklu toprakları üzerinde vesayet düzeni kurulur hâle
gelirken, Batu Han'ın Altın Orda üzerinden şekillendirdiği
kuzey siyasetinin etkisi de dolaylı biçimde Anadolu
dengelerini belirlemeye devam etti.
Buna rağmen Memlûkler, Altın Orda ve Bizans arasında
yürütülen diplomatik temaslar, Selçuklu hanedanı adına yeni
bir denge arayışını canlı tuttu. Ancak Bizans'ın dış politika
yönelimindeki değişimler ve İlhanlı merkezinin Anadolu
üzerindeki tahakkümünü kurumsallaştırması, bu girişimlerin
kalıcı bir sonuç üretmesini engelledi. Böylece Anadolu, Moğol
çağında farklı güç merkezlerinin kesiştiği fakat Selçuklu siyasi
iradesinin giderek sınırlandığı bir alan hâline geldi.
II. İzzeddin Keykâvus'un hayatı yalnızca bir sultanın
siyasi mücadelesi olarak değerlendirilmemelidir; Altın
Orda'dan İlhanlı sarayına, Memlûklerden Bizans'a uzanan
geniş bir güç mücadelesi içerisinde şekillenen bir iktidar,
meşruiyet ve sürgün hikâyesi olarak da okunmalıdır.
Türkiye Selçuklu Devleti'nin XIII. yüzyıl ortalarında
Moğol İmparatorluğu'nun batı yönlü genişlemesiyle karşı
karşıya kalması, Anadolu siyasetini yalnızca yerel değil, aynı
zamanda Avrasya ölçeğinde bir güç mücadelesinin parçası
hâline getirmişti. Batu Han'ın Altın Orda sahasındaki
belirleyici rolü ve İlhanlı-Moğol düzeninin Orta Doğu'ya
doğru genişleyen nüfuzu, Selçuklu coğrafyasını iki büyük
Moğol güç odağının baskısı altında bırakmıştı. Bu durum II.
İzzeddin Keykâvus'un saltanatını çok katmanlı bir
diplomatik ve siyasi sıkışmışlık içine sürükledi.
Henüz çocuk yaşta tahta çıkan Keykâvus, saray içi
rekabetlerin, uç bölgelerde güç kazanan Türkmen
hareketlerinin ve Moğol emîrleri Baycu Noyan gibi figürlerin
Anadolu'daki askerî varlığının gölgesinde devlet otoritesini
korumaya çalıştı. Batu Han'ın Altın Orda üzerinden kurduğu
diplomatik ve askerî ağırlık, Selçuklu merkezinin yalnızca
İlhanlılarla değil, kuzeydeki step siyasetiyle de yüzleşmesini
zorunlu kıldı.
Bu dönemde Baycu Noyan'ın Anadolu'ya yönelen seferleri
ve 1256 Sultan Hanı Savaşı, Selçuklu siyasi düzeninin
kırılganlığını açığa çıkaran en önemli eşiklerden biri oldu.
Moğol askerî baskısının artmasıyla birlikte merkezî otorite
zayıflarken, Selçuklu hanedanı içinde ortaya çıkan
bölünmeler ve emîrler arasındaki rekabet devletin manevra
alanını giderek daralttı.
Keykâvus'un İznik'e sığınması bir sürgün olmanın yanı
sıra Anadolu'da çok merkezli bir yönetimin oluşumunun da
başlangıcıydı. İlhanlı otoritesinin yerleşmesiyle birlikte
Selçuklu toprakları üzerinde vesayet düzeni kurulur hâle
gelirken, Batu Han'ın Altın Orda üzerinden şekillendirdiği
kuzey siyasetinin etkisi de dolaylı biçimde Anadolu
dengelerini belirlemeye devam etti.
Buna rağmen Memlûkler, Altın Orda ve Bizans arasında
yürütülen diplomatik temaslar, Selçuklu hanedanı adına yeni
bir denge arayışını canlı tuttu. Ancak Bizans'ın dış politika
yönelimindeki değişimler ve İlhanlı merkezinin Anadolu
üzerindeki tahakkümünü kurumsallaştırması, bu girişimlerin
kalıcı bir sonuç üretmesini engelledi. Böylece Anadolu, Moğol
çağında farklı güç merkezlerinin kesiştiği fakat Selçuklu siyasi
iradesinin giderek sınırlandığı bir alan hâline geldi.
II. İzzeddin Keykâvus'un hayatı yalnızca bir sultanın
siyasi mücadelesi olarak değerlendirilmemelidir; Altın
Orda'dan İlhanlı sarayına, Memlûklerden Bizans'a uzanan
geniş bir güç mücadelesi içerisinde şekillenen bir iktidar,
meşruiyet ve sürgün hikâyesi olarak da okunmalıdır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat