9786253600112
905137
https://www.sehadetkitap.com/urun/insan-ancak-anladigini-duyar
İnsan Ancak Anladığını Duyar
544
Gözümüzü açtığımız o ilk andan itibaren, üzerimize giydiğimiz hayat denilen bu eşsiz libasın dokusunda, incecik bir çizgi hâlinde fânilik sırrı işlenmiştir.
Koştururuz, didiniriz; yığar, biriktirir, planlar kurarız. Her zafer çığlığımızda, her elde ettiğimiz başarıda, sanki zamanı durdurmuşuz, bu mevcudiyeti ebedileştirmişiz gibi hissederiz. Oysa her an, her soluk alışımız, bize o kaçınılmaz hakikati fısıldar: Hepimiz gelip geçiciyiz.
Bu dünya, bir nehrin akıntısında sürüklenen yapraklar gibidir. Bir süre aynı suda dans eder, belki birbirimize sürtünür, bazen çarpışırız.
Kimi zaman "benim" dediğimiz mevzular yüzünden kalpler kırılır, yollar ayrılır. Küçük ya da büyük hırslarla, nefsimizin fısıltılarıyla, haklı çıkma arzusuyla ömür sermayemizi tüketiriz.
Sanırız ki, savunduğumuz her fikir, kazandığımız her tartışma, bize bu topraklarda kalıcı bir taht kuracak.
Fakat her seher vakti, güneşin doğuşuyla silinen bir sis tabakası gibi, dünya hırsları da o büyük gerçeğin ışığında eriyip yok olmaya mahkûmdur.
Zira hayatın en temel matematiği, yokluk üzerine kuruludur. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, serveti ne kadar yığılmış olursa olsun, elde ettiği makam ne kadar yüce olursa olsun; o büyük ve mutlak randevuya, yalnızca yanında getirdiği azığıyla gidecektir.
Unutulmasın ki, kalp yormaya değecek yegâne mücadele, haklı çıkmak değil, hak ile yaşamaktır.
Koştururuz, didiniriz; yığar, biriktirir, planlar kurarız. Her zafer çığlığımızda, her elde ettiğimiz başarıda, sanki zamanı durdurmuşuz, bu mevcudiyeti ebedileştirmişiz gibi hissederiz. Oysa her an, her soluk alışımız, bize o kaçınılmaz hakikati fısıldar: Hepimiz gelip geçiciyiz.
Bu dünya, bir nehrin akıntısında sürüklenen yapraklar gibidir. Bir süre aynı suda dans eder, belki birbirimize sürtünür, bazen çarpışırız.
Kimi zaman "benim" dediğimiz mevzular yüzünden kalpler kırılır, yollar ayrılır. Küçük ya da büyük hırslarla, nefsimizin fısıltılarıyla, haklı çıkma arzusuyla ömür sermayemizi tüketiriz.
Sanırız ki, savunduğumuz her fikir, kazandığımız her tartışma, bize bu topraklarda kalıcı bir taht kuracak.
Fakat her seher vakti, güneşin doğuşuyla silinen bir sis tabakası gibi, dünya hırsları da o büyük gerçeğin ışığında eriyip yok olmaya mahkûmdur.
Zira hayatın en temel matematiği, yokluk üzerine kuruludur. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, serveti ne kadar yığılmış olursa olsun, elde ettiği makam ne kadar yüce olursa olsun; o büyük ve mutlak randevuya, yalnızca yanında getirdiği azığıyla gidecektir.
Unutulmasın ki, kalp yormaya değecek yegâne mücadele, haklı çıkmak değil, hak ile yaşamaktır.
Gözümüzü açtığımız o ilk andan itibaren, üzerimize giydiğimiz hayat denilen bu eşsiz libasın dokusunda, incecik bir çizgi hâlinde fânilik sırrı işlenmiştir.
Koştururuz, didiniriz; yığar, biriktirir, planlar kurarız. Her zafer çığlığımızda, her elde ettiğimiz başarıda, sanki zamanı durdurmuşuz, bu mevcudiyeti ebedileştirmişiz gibi hissederiz. Oysa her an, her soluk alışımız, bize o kaçınılmaz hakikati fısıldar: Hepimiz gelip geçiciyiz.
Bu dünya, bir nehrin akıntısında sürüklenen yapraklar gibidir. Bir süre aynı suda dans eder, belki birbirimize sürtünür, bazen çarpışırız.
Kimi zaman "benim" dediğimiz mevzular yüzünden kalpler kırılır, yollar ayrılır. Küçük ya da büyük hırslarla, nefsimizin fısıltılarıyla, haklı çıkma arzusuyla ömür sermayemizi tüketiriz.
Sanırız ki, savunduğumuz her fikir, kazandığımız her tartışma, bize bu topraklarda kalıcı bir taht kuracak.
Fakat her seher vakti, güneşin doğuşuyla silinen bir sis tabakası gibi, dünya hırsları da o büyük gerçeğin ışığında eriyip yok olmaya mahkûmdur.
Zira hayatın en temel matematiği, yokluk üzerine kuruludur. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, serveti ne kadar yığılmış olursa olsun, elde ettiği makam ne kadar yüce olursa olsun; o büyük ve mutlak randevuya, yalnızca yanında getirdiği azığıyla gidecektir.
Unutulmasın ki, kalp yormaya değecek yegâne mücadele, haklı çıkmak değil, hak ile yaşamaktır.
Koştururuz, didiniriz; yığar, biriktirir, planlar kurarız. Her zafer çığlığımızda, her elde ettiğimiz başarıda, sanki zamanı durdurmuşuz, bu mevcudiyeti ebedileştirmişiz gibi hissederiz. Oysa her an, her soluk alışımız, bize o kaçınılmaz hakikati fısıldar: Hepimiz gelip geçiciyiz.
Bu dünya, bir nehrin akıntısında sürüklenen yapraklar gibidir. Bir süre aynı suda dans eder, belki birbirimize sürtünür, bazen çarpışırız.
Kimi zaman "benim" dediğimiz mevzular yüzünden kalpler kırılır, yollar ayrılır. Küçük ya da büyük hırslarla, nefsimizin fısıltılarıyla, haklı çıkma arzusuyla ömür sermayemizi tüketiriz.
Sanırız ki, savunduğumuz her fikir, kazandığımız her tartışma, bize bu topraklarda kalıcı bir taht kuracak.
Fakat her seher vakti, güneşin doğuşuyla silinen bir sis tabakası gibi, dünya hırsları da o büyük gerçeğin ışığında eriyip yok olmaya mahkûmdur.
Zira hayatın en temel matematiği, yokluk üzerine kuruludur. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, serveti ne kadar yığılmış olursa olsun, elde ettiği makam ne kadar yüce olursa olsun; o büyük ve mutlak randevuya, yalnızca yanında getirdiği azığıyla gidecektir.
Unutulmasın ki, kalp yormaya değecek yegâne mücadele, haklı çıkmak değil, hak ile yaşamaktır.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 272,00 | 544,00 |
| 3 | 181,33 | 544,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.