Karabatak Dergisi 87. Sayı (Temmuz - Ağustos 2026);Dosya: Kırım ve Edebiyat

Stok Kodu:
2770000059107
Boyut:
160-240-
Sayfa Sayısı:
232
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-08
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%39 indirimli
350,00
213,50
Havale/EFT ile: 200,69
2770000059107
896537
Karabatak Dergisi 87. Sayı (Temmuz - Ağustos 2026);Dosya: Kırım ve Edebiyat
Karabatak Dergisi 87. Sayı (Temmuz - Ağustos 2026);Dosya: Kırım ve Edebiyat
213.5
"Vatan" kavramının ne denli önemli bir kavram olduğu anlamamız için Kırım'a bakmamız
gerekiyor. Biz de Karabatak olarak 87 sayımızı Kırım'a ayırdık. Edebiyatından siyasi durumuna,
tarihî etkisinden kültürel özelliklerine kadar her yönüyle masamızda Kırım var. Dosya
yazılarımızda gerek düşünce ve aksiyon adamı olarak Gaspıralı İsmail gibi isimler gerek II. Gazi
Giray Han gibi hükümdar şairler gerek İslam'ın Kırım'a etkisi gerekse Cengiz Dağcı gibi
günümüzde de okunan edebiyatçıları üzerinden kapsamlı bir şekilde Kırım'ı, halkını, düşünce
yapısını, dünyasını anlamaya çalıştık. Seçkin edebiyatçı, akademisyen ve yazarlardan Kırım'ı ve
"vatan" kavramını anlamak için 87 sayımıza okurlarımızı davet ediyoruz.
Kırım dosyamızın yer aldığı sayımızda röportaj konuğumuz Kırım'a gönül vermiş biri isim,
Ramazan Arıtürk oldu. Sovyetler Birliği'nin dağılma döneminde yeni mezun bir genç olarak
Kırım'a gönüllü giden hocamız; hayatının dönüm noktaları, bugün sahip olduğu adalet anlayışı
ve toplumsal duruşu üzerine sorularımızı cevaplandırdı. "Hiçbir tarih kitabı sürgünden dönen
bir ihtiyarın gözlerinde taşıdığı vatan hasretini bütünüyle anlatamaz," diyen Arıtürk, Kırım'da
şahit olduklarını, devlet olmadığında insanın düştüğü zorlukları, o dönem yaşanan büyük
acıların yanında küçük insan hikâyeleriyle birlikte aktardı. Kırım için arşiv niteliğindeki bu
söyleşinin Vatan Yahut Kırım'la birlikte okunmasını öneriyoruz.
Geçen sayımızda Ömer Lekesiz'le başlattığımız sanat teori yazılarımız devam ediyor. "Sanat
eserinin hakikati, görüneni çoğaltmak değil, görmeyi terbiye etmektir," diyen hocamız İslam
medeniyetinin estetik ufkuna dikkat çekti.
Projektör konuğumuz ikinci öykü kitabı "Çok Tuhaftı Ağlayamadım"la tuhaflığın izini süren
Bahtiyar Gül oldu. "Asıl gerçekliğin gerçekdışılık olduğunu düşünüyorum," diyen yazarımız
mesleği ve öykülerini besleyen kaynaklar üzerine sorularımızı cevaplandırdı.
Deneme yazılarımızda Hasan Akay, Sezai Karakoç'un Alınyazısı Saati şiirinde Batı felsefesi ve
edebiyatıyla İslam hikmeti ve edebiyatı arasındaki farka işaret etti. Mustafa Kara, vefatının
51 yılı vesilesiyle yirminci yüzyıl dervişi olarak nitelendirdiği Nurettin Topçu'yu ve fikir
dünyamızdaki yerini kaleme aldı. Âdem Turan, daireler içinde dönerek kaybolan insana ışık
tuttu. Süleyman Unutmaz da üç ayrı denemesiyle bu sayıda yerini aldı. İlgiyle okunacağına
inanıyoruz.
Bu sayıda gezi rotamız Madagaskar ve zorunlu olarak Mauritius. Madagaskar'daki
ayaklanmanın ortasında kalıp Mauritius'a zorlukla geçen F. Hande Topbaş, Madagaskar
yerlilerini, örf ve adetlerini görme imkânı bulamasa da okyanus içinde turkuazın onlarca
tonunu ve ada izlenimlerini okurlarımızla paylaştı.
Tiyatro bölümümüzde Derya Özer 17 yüzyılda gerçek bir olaydan yola çıkılarak kaleme alınan
Cadı Kazanı'nı okurlarımız için değerlendirdi. Tarih boyunca rastladığımız bu avın arka planını
örneklerle açıkladı. Gazze'ye işaret etti.
Elbet bu sayımızda da günümüz edebiyatının seçkin kalemleri şiirler, öyküler, kitap yazılarıyla
yerlerini aldılar. Her sayı olduğu gibi görsel sanatlar da dergimizi zenginleştirdi. Yine dolu, yine
yüklü bir sayıyla Karabatak edebiyat göğünde süzülüyor…
"Vatan" kavramının ne denli önemli bir kavram olduğu anlamamız için Kırım'a bakmamız
gerekiyor. Biz de Karabatak olarak 87 sayımızı Kırım'a ayırdık. Edebiyatından siyasi durumuna,
tarihî etkisinden kültürel özelliklerine kadar her yönüyle masamızda Kırım var. Dosya
yazılarımızda gerek düşünce ve aksiyon adamı olarak Gaspıralı İsmail gibi isimler gerek II. Gazi
Giray Han gibi hükümdar şairler gerek İslam'ın Kırım'a etkisi gerekse Cengiz Dağcı gibi
günümüzde de okunan edebiyatçıları üzerinden kapsamlı bir şekilde Kırım'ı, halkını, düşünce
yapısını, dünyasını anlamaya çalıştık. Seçkin edebiyatçı, akademisyen ve yazarlardan Kırım'ı ve
"vatan" kavramını anlamak için 87 sayımıza okurlarımızı davet ediyoruz.
Kırım dosyamızın yer aldığı sayımızda röportaj konuğumuz Kırım'a gönül vermiş biri isim,
Ramazan Arıtürk oldu. Sovyetler Birliği'nin dağılma döneminde yeni mezun bir genç olarak
Kırım'a gönüllü giden hocamız; hayatının dönüm noktaları, bugün sahip olduğu adalet anlayışı
ve toplumsal duruşu üzerine sorularımızı cevaplandırdı. "Hiçbir tarih kitabı sürgünden dönen
bir ihtiyarın gözlerinde taşıdığı vatan hasretini bütünüyle anlatamaz," diyen Arıtürk, Kırım'da
şahit olduklarını, devlet olmadığında insanın düştüğü zorlukları, o dönem yaşanan büyük
acıların yanında küçük insan hikâyeleriyle birlikte aktardı. Kırım için arşiv niteliğindeki bu
söyleşinin Vatan Yahut Kırım'la birlikte okunmasını öneriyoruz.
Geçen sayımızda Ömer Lekesiz'le başlattığımız sanat teori yazılarımız devam ediyor. "Sanat
eserinin hakikati, görüneni çoğaltmak değil, görmeyi terbiye etmektir," diyen hocamız İslam
medeniyetinin estetik ufkuna dikkat çekti.
Projektör konuğumuz ikinci öykü kitabı "Çok Tuhaftı Ağlayamadım"la tuhaflığın izini süren
Bahtiyar Gül oldu. "Asıl gerçekliğin gerçekdışılık olduğunu düşünüyorum," diyen yazarımız
mesleği ve öykülerini besleyen kaynaklar üzerine sorularımızı cevaplandırdı.
Deneme yazılarımızda Hasan Akay, Sezai Karakoç'un Alınyazısı Saati şiirinde Batı felsefesi ve
edebiyatıyla İslam hikmeti ve edebiyatı arasındaki farka işaret etti. Mustafa Kara, vefatının
51 yılı vesilesiyle yirminci yüzyıl dervişi olarak nitelendirdiği Nurettin Topçu'yu ve fikir
dünyamızdaki yerini kaleme aldı. Âdem Turan, daireler içinde dönerek kaybolan insana ışık
tuttu. Süleyman Unutmaz da üç ayrı denemesiyle bu sayıda yerini aldı. İlgiyle okunacağına
inanıyoruz.
Bu sayıda gezi rotamız Madagaskar ve zorunlu olarak Mauritius. Madagaskar'daki
ayaklanmanın ortasında kalıp Mauritius'a zorlukla geçen F. Hande Topbaş, Madagaskar
yerlilerini, örf ve adetlerini görme imkânı bulamasa da okyanus içinde turkuazın onlarca
tonunu ve ada izlenimlerini okurlarımızla paylaştı.
Tiyatro bölümümüzde Derya Özer 17 yüzyılda gerçek bir olaydan yola çıkılarak kaleme alınan
Cadı Kazanı'nı okurlarımız için değerlendirdi. Tarih boyunca rastladığımız bu avın arka planını
örneklerle açıkladı. Gazze'ye işaret etti.
Elbet bu sayımızda da günümüz edebiyatının seçkin kalemleri şiirler, öyküler, kitap yazılarıyla
yerlerini aldılar. Her sayı olduğu gibi görsel sanatlar da dergimizi zenginleştirdi. Yine dolu, yine
yüklü bir sayıyla Karabatak edebiyat göğünde süzülüyor…
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat