9786258834871
900967
https://www.sehadetkitap.com/urun/kemalizmin-kavgasi-2-cilt
Kemalizmin Kavgası (2 Cilt)
2117
Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca tarihsel bir dönemin lideri değildir. O; aklı, bağımsızlık iradesi, siyasal vizyonu ve şahsına münhasır karakteriyle - karizmasıyla - modern çağın en tutarlı, en dönüştürücü ve en vizyoner kurucu figürlerinden biridir.
O'nun ortaya koyduğu düşünce sistemi, bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu küresel düzen açısından yapısal bir meydan okuma niteliği taşımıştır ve bu durum hâlâ da devam etmektedir.
Bu nedenle uluslararası platformda Atatürk'e duyulan saygı, çoğu zaman samimi bir tarihsel takdirden ziyade, kaçınılmaz bir kabulün ifadesidir.
Küresel güç mimarisine yön veren aktörler, söylem düzeyinde demokrasi, insan hakları ve eşitlik ilkelerini merkeze alırlar. Ancak uygulamada bu ilkelerle sistematik biçimde çelişen politikalar üretirler. Bu çelişki, istisnai bir sapma değil; aksine mevcut emperyal düzenin işleyiş mantığının doğal bir sonucudur. Zira, emperyal sömürü elitleri tarafından kurgulanan bu ekonomik bağımlılık mekanizmaları, bölgesel istikrarsızlık üretimi ve seçici müdahale pratikleri, hâlâ bu yapının sürekliliğini sağlayan temel araçlardır. Bunlar olmadığı takdirde emperyal sömürü düzeninin var olması mümkün değildir.
Bu bağlamda tüm bu düzene karşı duran – durmuş olan ve durmaya devam eden Atatürkçü ya da Kemalist düşünce sistemi, yalnızca alternatif bir kalkınma pratiği değil; aynı zamanda bu çelişkili düzeni teşhir eden, bu düzeni eleştiren ve çözüm sunan bir ideoloji olma vasfına sahiptir.
O'nun ortaya koyduğu düşünce sistemi, bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu küresel düzen açısından yapısal bir meydan okuma niteliği taşımıştır ve bu durum hâlâ da devam etmektedir.
Bu nedenle uluslararası platformda Atatürk'e duyulan saygı, çoğu zaman samimi bir tarihsel takdirden ziyade, kaçınılmaz bir kabulün ifadesidir.
Küresel güç mimarisine yön veren aktörler, söylem düzeyinde demokrasi, insan hakları ve eşitlik ilkelerini merkeze alırlar. Ancak uygulamada bu ilkelerle sistematik biçimde çelişen politikalar üretirler. Bu çelişki, istisnai bir sapma değil; aksine mevcut emperyal düzenin işleyiş mantığının doğal bir sonucudur. Zira, emperyal sömürü elitleri tarafından kurgulanan bu ekonomik bağımlılık mekanizmaları, bölgesel istikrarsızlık üretimi ve seçici müdahale pratikleri, hâlâ bu yapının sürekliliğini sağlayan temel araçlardır. Bunlar olmadığı takdirde emperyal sömürü düzeninin var olması mümkün değildir.
Bu bağlamda tüm bu düzene karşı duran – durmuş olan ve durmaya devam eden Atatürkçü ya da Kemalist düşünce sistemi, yalnızca alternatif bir kalkınma pratiği değil; aynı zamanda bu çelişkili düzeni teşhir eden, bu düzeni eleştiren ve çözüm sunan bir ideoloji olma vasfına sahiptir.
Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca tarihsel bir dönemin lideri değildir. O; aklı, bağımsızlık iradesi, siyasal vizyonu ve şahsına münhasır karakteriyle - karizmasıyla - modern çağın en tutarlı, en dönüştürücü ve en vizyoner kurucu figürlerinden biridir.
O'nun ortaya koyduğu düşünce sistemi, bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu küresel düzen açısından yapısal bir meydan okuma niteliği taşımıştır ve bu durum hâlâ da devam etmektedir.
Bu nedenle uluslararası platformda Atatürk'e duyulan saygı, çoğu zaman samimi bir tarihsel takdirden ziyade, kaçınılmaz bir kabulün ifadesidir.
Küresel güç mimarisine yön veren aktörler, söylem düzeyinde demokrasi, insan hakları ve eşitlik ilkelerini merkeze alırlar. Ancak uygulamada bu ilkelerle sistematik biçimde çelişen politikalar üretirler. Bu çelişki, istisnai bir sapma değil; aksine mevcut emperyal düzenin işleyiş mantığının doğal bir sonucudur. Zira, emperyal sömürü elitleri tarafından kurgulanan bu ekonomik bağımlılık mekanizmaları, bölgesel istikrarsızlık üretimi ve seçici müdahale pratikleri, hâlâ bu yapının sürekliliğini sağlayan temel araçlardır. Bunlar olmadığı takdirde emperyal sömürü düzeninin var olması mümkün değildir.
Bu bağlamda tüm bu düzene karşı duran – durmuş olan ve durmaya devam eden Atatürkçü ya da Kemalist düşünce sistemi, yalnızca alternatif bir kalkınma pratiği değil; aynı zamanda bu çelişkili düzeni teşhir eden, bu düzeni eleştiren ve çözüm sunan bir ideoloji olma vasfına sahiptir.
O'nun ortaya koyduğu düşünce sistemi, bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu küresel düzen açısından yapısal bir meydan okuma niteliği taşımıştır ve bu durum hâlâ da devam etmektedir.
Bu nedenle uluslararası platformda Atatürk'e duyulan saygı, çoğu zaman samimi bir tarihsel takdirden ziyade, kaçınılmaz bir kabulün ifadesidir.
Küresel güç mimarisine yön veren aktörler, söylem düzeyinde demokrasi, insan hakları ve eşitlik ilkelerini merkeze alırlar. Ancak uygulamada bu ilkelerle sistematik biçimde çelişen politikalar üretirler. Bu çelişki, istisnai bir sapma değil; aksine mevcut emperyal düzenin işleyiş mantığının doğal bir sonucudur. Zira, emperyal sömürü elitleri tarafından kurgulanan bu ekonomik bağımlılık mekanizmaları, bölgesel istikrarsızlık üretimi ve seçici müdahale pratikleri, hâlâ bu yapının sürekliliğini sağlayan temel araçlardır. Bunlar olmadığı takdirde emperyal sömürü düzeninin var olması mümkün değildir.
Bu bağlamda tüm bu düzene karşı duran – durmuş olan ve durmaya devam eden Atatürkçü ya da Kemalist düşünce sistemi, yalnızca alternatif bir kalkınma pratiği değil; aynı zamanda bu çelişkili düzeni teşhir eden, bu düzeni eleştiren ve çözüm sunan bir ideoloji olma vasfına sahiptir.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 1.058,50 | 2.117,00 |
| 3 | 705,67 | 2.117,00 |
| 4 | 529,25 | 2.117,00 |
| 5 | 423,40 | 2.117,00 |
| 6 | 352,83 | 2.117,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.