9786256855694
834484
https://www.sehadetkitap.com/urun/kitabut-tasavvuf-ciltli
Kitâbu't Tasavvuf (Ciltli)
660
Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin yaşadığı çağda İslâm ülkelerinin Moğollar ve Haçlılar tarafından yağmalanması ve tahrip edilmesi ilmî ve fikrî hayatın gerilemesine sebep olmuş, siyasî ve sosyal istikrarsızlık halk arasında amelî ve fikrî alanda fitne ve fesadı arttırmıştı. İslam şehirlerinde birbirinden çok farklı inanç ve kılıkta zuhur eden derviş ve tarikatlar vahdet-i vücut, ölülerden medet dileme vb. İslam itikadına aykırı birçok felsefî-bâtinî görüşü halk arasında yaymışlardı.
Bu noktada batıl inanç ve amellerin müslümanlar arasında yayıldığını gören İbn Teymiyye bu akımlara karşı durarak, sahabenin inanıp yaşadığı saf İslam dinini en sahih kaynaklara dayanarak anlatmış ve gerçek tasavvufun ve sülûkun ne olduğunu elimizdeki “Kitabu't Tasavvuf” adlı eserde vb. kitaplarda ortaya koymaya çalışmıştır. Bunu yaparken tarihî seyir içerisinde safiyetini yitirerek bünyesinde hakkı ve batılı bulundurması sebebiyle tasavvufu tamamen reddetmemiş, meseleye değindiği hemen her yerde tafsilata gitmiştir. Sûfiliği ele aldığı yerde bunu şeklî sûfilik, erzak sûfiliği ve hakikatler sûfiliği diyerek değerlendirmiş; tasavvuftan bahsettiği yerde bunu sünnî tasavvuf, kelamcı tasavvuf ve felsefî tasavvuf şeklinde analiz etmiştir. Daha sonra ise sünnî tasavvuf ve hakikatler sûfiliğini kabul ederek diğerlerini deliller sunarak reddetmiştir. (el-İstikâme 82, es-Safediyye 267, Mecmûu'l-Fetevâ 11/17, 12/36)
Bu sadette Fudayl b. İyâd, İbrâhim b. Ethem, Ebu Süleymân ed-Dârânî, Ma'ruf el-Kerhî, Cüneyd-i Bağdâdî, Sehl et-Tüsterî ve Abdulkâdir Geylânî gibi önder zahitleri örnek göstererek yollarına sülûk edilmesi gereken velilerin bunlar olduğunu söylemiştir. Öyle ki kerametlerinin tevatüren nakledildiğini belirttiği Abdulkâdir Geylânî'nin tasavvuf ve nefis tezkiyesi alanındaki Futûhu'l-Ğayb adlı eserini de şerh etmiştir.
Bununla birlikte bazı muhalifleri tarafından aşırı uçlarda gösterilerek gözden düşürülmek istenen merhum, tasavvuf düşmanı olmakla nitelendirilmiştir. Eserlerine ve hayatına muttali olan alimlerse amelî ve itikadî sahada İbn Teymiyye'nin büyük bir zahit ve mücahit olduğunu belirterek bunu kabul etmemişlerdir. Nitekim ülkemizin önde gelen tarikat şeyhlerinden Muhammed Emin Er kendisine bu meselenin sorulması üzerine İbn Teymiyye'nin tasavvuf konusunda ifrat ve tefritten uzak, gerçek bir sûfi olduğunu söylemiş ve onun bu alanda esasen zındıklara ve sahte mutasavvıflara karşı mücadele ettiğini belirtmiştir. Onun bu durumuna şahit olarak da elimizdeki “Kitabu't Tasavvuf” adlı bu eserini zikretmiştir. (Rıhle Dergisi sy.14)
Bu eser İbn Teymiyye'nin tasavvuf hakkında yazdığı birçok fetva ve makaleleri ile birlikte “Rahmanın Dostlarıyla Şeytanın Dostları Arasındaki Fark” isimli meşhur kitabının yer aldığı Mecmuu'l-Fetevâ'nın 11. cildidir. İçerisinde sûfî, evliya, keramet, vecd, fütüvvet, semâ, raks, istidrac, gavs, yakîn, vahdet-i vücut, hâtemu'l-evliya ve hâtemu'l-enbiya gibi birçok tasavvufî ıstılah ve konunun izahı bulunmaktadır.
Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin yaşadığı çağda İslâm ülkelerinin Moğollar ve Haçlılar tarafından yağmalanması ve tahrip edilmesi ilmî ve fikrî hayatın gerilemesine sebep olmuş, siyasî ve sosyal istikrarsızlık halk arasında amelî ve fikrî alanda fitne ve fesadı arttırmıştı. İslam şehirlerinde birbirinden çok farklı inanç ve kılıkta zuhur eden derviş ve tarikatlar vahdet-i vücut, ölülerden medet dileme vb. İslam itikadına aykırı birçok felsefî-bâtinî görüşü halk arasında yaymışlardı.
Bu noktada batıl inanç ve amellerin müslümanlar arasında yayıldığını gören İbn Teymiyye bu akımlara karşı durarak, sahabenin inanıp yaşadığı saf İslam dinini en sahih kaynaklara dayanarak anlatmış ve gerçek tasavvufun ve sülûkun ne olduğunu elimizdeki “Kitabu't Tasavvuf” adlı eserde vb. kitaplarda ortaya koymaya çalışmıştır. Bunu yaparken tarihî seyir içerisinde safiyetini yitirerek bünyesinde hakkı ve batılı bulundurması sebebiyle tasavvufu tamamen reddetmemiş, meseleye değindiği hemen her yerde tafsilata gitmiştir. Sûfiliği ele aldığı yerde bunu şeklî sûfilik, erzak sûfiliği ve hakikatler sûfiliği diyerek değerlendirmiş; tasavvuftan bahsettiği yerde bunu sünnî tasavvuf, kelamcı tasavvuf ve felsefî tasavvuf şeklinde analiz etmiştir. Daha sonra ise sünnî tasavvuf ve hakikatler sûfiliğini kabul ederek diğerlerini deliller sunarak reddetmiştir. (el-İstikâme 82, es-Safediyye 267, Mecmûu'l-Fetevâ 11/17, 12/36)
Bu sadette Fudayl b. İyâd, İbrâhim b. Ethem, Ebu Süleymân ed-Dârânî, Ma'ruf el-Kerhî, Cüneyd-i Bağdâdî, Sehl et-Tüsterî ve Abdulkâdir Geylânî gibi önder zahitleri örnek göstererek yollarına sülûk edilmesi gereken velilerin bunlar olduğunu söylemiştir. Öyle ki kerametlerinin tevatüren nakledildiğini belirttiği Abdulkâdir Geylânî'nin tasavvuf ve nefis tezkiyesi alanındaki Futûhu'l-Ğayb adlı eserini de şerh etmiştir.
Bununla birlikte bazı muhalifleri tarafından aşırı uçlarda gösterilerek gözden düşürülmek istenen merhum, tasavvuf düşmanı olmakla nitelendirilmiştir. Eserlerine ve hayatına muttali olan alimlerse amelî ve itikadî sahada İbn Teymiyye'nin büyük bir zahit ve mücahit olduğunu belirterek bunu kabul etmemişlerdir. Nitekim ülkemizin önde gelen tarikat şeyhlerinden Muhammed Emin Er kendisine bu meselenin sorulması üzerine İbn Teymiyye'nin tasavvuf konusunda ifrat ve tefritten uzak, gerçek bir sûfi olduğunu söylemiş ve onun bu alanda esasen zındıklara ve sahte mutasavvıflara karşı mücadele ettiğini belirtmiştir. Onun bu durumuna şahit olarak da elimizdeki “Kitabu't Tasavvuf” adlı bu eserini zikretmiştir. (Rıhle Dergisi sy.14)
Bu eser İbn Teymiyye'nin tasavvuf hakkında yazdığı birçok fetva ve makaleleri ile birlikte “Rahmanın Dostlarıyla Şeytanın Dostları Arasındaki Fark” isimli meşhur kitabının yer aldığı Mecmuu'l-Fetevâ'nın 11. cildidir. İçerisinde sûfî, evliya, keramet, vecd, fütüvvet, semâ, raks, istidrac, gavs, yakîn, vahdet-i vücut, hâtemu'l-evliya ve hâtemu'l-enbiya gibi birçok tasavvufî ıstılah ve konunun izahı bulunmaktadır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.