Kültürel Diplomasinin Yeni Aracı Kütüphane Diplomasisi

Stok Kodu:
9786255884978
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
204
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01-28
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%8 indirimli
350,00
322,00
Havale/EFT ile: 315,56
9786255884978
807243
Kültürel Diplomasinin Yeni Aracı Kütüphane Diplomasisi
Kültürel Diplomasinin Yeni Aracı Kütüphane Diplomasisi
322.00
İskenderiye'ye giren her elçi önce kitaplara sonra şehre bakardı. Çünkü büyük İskenderiye Kütüphanesi, krallıkların birbirini tarttığı görkemli bir diplomasi sahnesiydi. Yabancı ülkelerden gelen hükümdarlar, yanlarında getirdikleri kendi topraklarının en değerli metinlerini kütüphaneye armağan eder, karşılığında Mısır'ın bilgeliğinden pay alırlardı. Diplomasi burada silahların değil, kitapların gücüyle kurulurdu. 9. yüzyılda Abbâsî Halifesi Me'mun, Bizans İmparatoru III. Michael'a bir elçi gönderdi. Elçinin isteği ne toprak ne de altındı. O, Aristo'nun, Batlamyus'un ve Helenistik bilginlerin el yazmalarına talipti. Bizans, bu talebi bir tehdit değil, bir saygı göstergesi kabul etti. Çünkü Me'mun'un bilginlere verdiği değer, siyasal ilişkilere yeni bir anlam kazandırıyordu. Bu el yazmaları Bağdat'a ulaştığında hem bilimi hem iki uygarlık arasındaki diplomatik dili değiştirirdi. Asırlar sonra Osmanlı sarayında benzer sahneler tekrarlandı. İstanbul'a gelen elçiler, siyasî mesajların yanında adeta küçük birer kütüphane getirirdi. Enderun'un yüksek duvarları arasında açılan bu küçük fakat etkisi büyük koleksiyonlar, karşılıklı saygının ve kültürel tanımanın bir nişanesi sayılırdı. Bir ülke kendi dilini, edebiyatını ve dünya görüşünü kitaplarla göndererek, kendini tanıtmanın en zarif yolunu seçerdi. Elçilerin bıraktığı eserler, kimi zaman siyasî gerilimleri yumuşatan, kimi zaman yeni ittifakların kapısını aralayan kültürel köprülere dönüşürdü. Bugün, yüzyıllar sonra, kütüphaneler hâlâ aynı şeyi fısıldıyor: “Bir toplum kendini dünyaya kütüphaneleriyle anlatabilir.” Teknolojinin, algoritmaların ve dijital ağların yön verdiği çağımızda bile ülkeler, en derin hikâyelerini kütüphaneler üzerinden paylaşmayı sürdürüyor. Kitaplar, koleksiyonlar, dijital miras projeleri ve kültürel programlar; sesi değil sözü yükselten ve etkisi uzun süren bir diplomasi dili yaratıyor. Kütüphane diplomasisi konusunda Türkiye'de yazılmış ilk eser olmasının yanı sıra, dünya literatüründe sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olan elinizdeki kitap, bu kadim geleneğin modern dünyadaki izini sürüyor. İskenderiye'den Enderun'a, oradan dijital çağın sınır tanımayan evrenine uzanan bir çizgide kütüphanelerin görünmez sınırları aşarak nasıl birer kültürel köprüye dönüştüğünü ortaya koyuyor.
İskenderiye'ye giren her elçi önce kitaplara sonra şehre bakardı. Çünkü büyük İskenderiye Kütüphanesi, krallıkların birbirini tarttığı görkemli bir diplomasi sahnesiydi. Yabancı ülkelerden gelen hükümdarlar, yanlarında getirdikleri kendi topraklarının en değerli metinlerini kütüphaneye armağan eder, karşılığında Mısır'ın bilgeliğinden pay alırlardı. Diplomasi burada silahların değil, kitapların gücüyle kurulurdu. 9. yüzyılda Abbâsî Halifesi Me'mun, Bizans İmparatoru III. Michael'a bir elçi gönderdi. Elçinin isteği ne toprak ne de altındı. O, Aristo'nun, Batlamyus'un ve Helenistik bilginlerin el yazmalarına talipti. Bizans, bu talebi bir tehdit değil, bir saygı göstergesi kabul etti. Çünkü Me'mun'un bilginlere verdiği değer, siyasal ilişkilere yeni bir anlam kazandırıyordu. Bu el yazmaları Bağdat'a ulaştığında hem bilimi hem iki uygarlık arasındaki diplomatik dili değiştirirdi. Asırlar sonra Osmanlı sarayında benzer sahneler tekrarlandı. İstanbul'a gelen elçiler, siyasî mesajların yanında adeta küçük birer kütüphane getirirdi. Enderun'un yüksek duvarları arasında açılan bu küçük fakat etkisi büyük koleksiyonlar, karşılıklı saygının ve kültürel tanımanın bir nişanesi sayılırdı. Bir ülke kendi dilini, edebiyatını ve dünya görüşünü kitaplarla göndererek, kendini tanıtmanın en zarif yolunu seçerdi. Elçilerin bıraktığı eserler, kimi zaman siyasî gerilimleri yumuşatan, kimi zaman yeni ittifakların kapısını aralayan kültürel köprülere dönüşürdü. Bugün, yüzyıllar sonra, kütüphaneler hâlâ aynı şeyi fısıldıyor: “Bir toplum kendini dünyaya kütüphaneleriyle anlatabilir.” Teknolojinin, algoritmaların ve dijital ağların yön verdiği çağımızda bile ülkeler, en derin hikâyelerini kütüphaneler üzerinden paylaşmayı sürdürüyor. Kitaplar, koleksiyonlar, dijital miras projeleri ve kültürel programlar; sesi değil sözü yükselten ve etkisi uzun süren bir diplomasi dili yaratıyor. Kütüphane diplomasisi konusunda Türkiye'de yazılmış ilk eser olmasının yanı sıra, dünya literatüründe sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olan elinizdeki kitap, bu kadim geleneğin modern dünyadaki izini sürüyor. İskenderiye'den Enderun'a, oradan dijital çağın sınır tanımayan evrenine uzanan bir çizgide kütüphanelerin görünmez sınırları aşarak nasıl birer kültürel köprüye dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 322,00    322,00   
2 161,00    322,00   
3 107,33    322,00   
4 80,50    322,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat