9786258565638
830963
https://www.sehadetkitap.com/urun/kurt-cukurunda-kucuk-bir-adamin-isyani
Kurt Çukurunda Küçük Bir Adamın İsyanı
123.54
Önümde bir karınca ilerliyor. Ona kıyasla o kadar büyüğüm ki belki beni dahi göremiyor. Ve karıncanın gerisinden başlıyor tüm zarafetiyle yeşil… Adını bilmediğim onca ot türünün arasında sağa sola serpilmiş, kavak, alıç ve yabani armudu tanıyorum. Ama ne armut… Boyutuna göre lezzeti ne kadar da şaşaalı. Ve armut ağacının ardında yükseliyor heybetli dağlar. Yan yana sıralanmış hatta omuz omuza vermiş, içinde vadiler barındıran, kanyonları olan, suyuyla, meyvesiyle, kuvveti ile kendisine sığınanı koruyup kollayan. Art niyet sezdiğinde de sırtından atan ve parçalayan. Yaklaştıkça büyüdüğü gibi, gözümde de büyüyor. Sıradağları nasıl geçmeli? Geçince ne olacak ki? Ardı kan, gözyaşı ve ölüm iken…
Hiç gitmek istemiyorum. Hayat Tanrı tarafından verilmiş bir hediye… Rüzgâr açıkta olan kollarımı sardığında bunu daha iyi anlıyorum. Ve dağın ardında bana verilen bu hediyenin insanlarca elimden alınacağını biliyorum. Tek bilmediğim bunun süngüyle mi, kurşunla mı, bomba ile mi yoksa çıplak elle mi olacağı…
Savaş meydanlarında kurşunlardan kurtulmak mümkündür. Peki ya insanın vicdanından?
Bir yanda iktidarın ihtişamı, diğer yanda yoksulluğun sessiz çığlığı... Bir yanda madalyalar, diğer yanda toplu mezarlar...
Kurt Çukurunda Küçük Bir Adamın İsyanı; savaşın, gücün, adaletsizliğin, ölüme karşı isyanın, hayattan yana herkesin elinden bir şeyler gelebileceğinin ve bir kar topunun çığa dönüşebileceğinin hikâyesidir. Çünkü bazen en büyük cesaret, silah doğrultmak değil; gerçeği görüp ona baş eğmemektir.
Önümde bir karınca ilerliyor. Ona kıyasla o kadar büyüğüm ki belki beni dahi göremiyor. Ve karıncanın gerisinden başlıyor tüm zarafetiyle yeşil… Adını bilmediğim onca ot türünün arasında sağa sola serpilmiş, kavak, alıç ve yabani armudu tanıyorum. Ama ne armut… Boyutuna göre lezzeti ne kadar da şaşaalı. Ve armut ağacının ardında yükseliyor heybetli dağlar. Yan yana sıralanmış hatta omuz omuza vermiş, içinde vadiler barındıran, kanyonları olan, suyuyla, meyvesiyle, kuvveti ile kendisine sığınanı koruyup kollayan. Art niyet sezdiğinde de sırtından atan ve parçalayan. Yaklaştıkça büyüdüğü gibi, gözümde de büyüyor. Sıradağları nasıl geçmeli? Geçince ne olacak ki? Ardı kan, gözyaşı ve ölüm iken…
Hiç gitmek istemiyorum. Hayat Tanrı tarafından verilmiş bir hediye… Rüzgâr açıkta olan kollarımı sardığında bunu daha iyi anlıyorum. Ve dağın ardında bana verilen bu hediyenin insanlarca elimden alınacağını biliyorum. Tek bilmediğim bunun süngüyle mi, kurşunla mı, bomba ile mi yoksa çıplak elle mi olacağı…
Savaş meydanlarında kurşunlardan kurtulmak mümkündür. Peki ya insanın vicdanından?
Bir yanda iktidarın ihtişamı, diğer yanda yoksulluğun sessiz çığlığı... Bir yanda madalyalar, diğer yanda toplu mezarlar...
Kurt Çukurunda Küçük Bir Adamın İsyanı; savaşın, gücün, adaletsizliğin, ölüme karşı isyanın, hayattan yana herkesin elinden bir şeyler gelebileceğinin ve bir kar topunun çığa dönüşebileceğinin hikâyesidir. Çünkü bazen en büyük cesaret, silah doğrultmak değil; gerçeği görüp ona baş eğmemektir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.