9786259578958
897946
https://www.sehadetkitap.com/urun/mitolojik-kokleri-ve-simgeleriyle-avrasya-kulturu
Mitolojik Kökleri ve Simgeleriyle Avrasya Kültürü
277.4
Avrasya, neden bir coğrafyadan, küresel bir siyasal tanımlamadan öte, kültürel bir olgu ve
kavramdır? Avrasya tanımındaki, onun arkasına gizlenmiş emperyalist amaç ve stratejiler ile
antiemperyalist amaç ve stratejiler hangi noktalarda çarpışmaktadır bugün? Bu çarpışma,
neden salt siyasal-toplumsal değil de, aynı zamanda kapitalizmi aşan yeni bir toplum, yeni bir
dünya ve yeni bir insanlık projesine dayanan derin kültürel-ideolojik bir çarpışmadır?
Avrasya'yı asıl belirleyen ortak tarihsel, kültürel kökler olsa da, ortak coğrafyanın da ayrıca
belirleyici bir rolü, "coğrafya kaderdir" sözünün bir anlamı yok mudur? Pasifik'ten, Kore ve
Çin'den, Atlantik'e, Avrupa uçlarına bu uçsuz bucaksız Sibirya, Turan ve Deşti Kıpçak
toprakları, neden bugün Türk, Rus, Fars ve Çin uluslarının ortak kaderini belirleyen bir
olgudur?
Dünya ekonomik-siyasal güç merkezinin Çin ve Rusya odaklı Asya'ya kaydığı günümüzde ve
bütün 21 yüzyıl ve ötesinde, Avrasya'nın tarihsel, toplumsal, kültürel potansiyel dinamikleri
insanlığın gelecek umutlarını, ideallerini nasıl ve ne yönde etkileyecektir? Bu etkilemenin en
önemli boyutu, hatta temel nedeni, Batı'dan çok çok önce büyük uygarlıklara analık ve
beşiklik yapan, insanlık kültürünün doğup, gelişip harmanlandığı derin kültürel kökler olabilir
mi?
Avrasya, kapitalizmi aşan yeni bir uygarlık, yeni bir dünya umudunun adıdır artık. Bu böyle
olması aynı zamanda, yaklaşık 500 yıllık Batı uygarlığının çürümesi ve çöküş içinde olması
anlamına gelmiyor mu? Peki Batı neden çürüyüp ve çöküyor? Bu bağlamda uygarlıkların
yükseliş ve çöküş dinamikleri bize neyi gösteriyor?
Avrasya dünyasının siyasal, toplumsal ve kültürel ortak ögelerini ve derinliklerini son üç bin
yıldır büyük ölçüde belirleyen Türk-Turan kavimlerinin büyük imparatorluklar kurarak
gerçekleştirdiği bu belirleyicilik, bugün bizim için kültürel olarak ne gibi bir anlam taşıyor?
Rus, Çin ve Fars kültürlerindeki Turani-Türk etkeninin temel nedeni, neden Bütün Avrasya'yı
kucaklayan İskit, Hun, Göktürk ve Moğol adlı yaklaşık iki bin yıl dünya toplumsal ve siyasal
oluşumlarını belirleyen büyük imparatorluklardır?
Bu soruların yanıtlarını ve bağlantılı başka birçok boyutlar içeren bir Avrasya'dır bu kitabın
konusu...
kavramdır? Avrasya tanımındaki, onun arkasına gizlenmiş emperyalist amaç ve stratejiler ile
antiemperyalist amaç ve stratejiler hangi noktalarda çarpışmaktadır bugün? Bu çarpışma,
neden salt siyasal-toplumsal değil de, aynı zamanda kapitalizmi aşan yeni bir toplum, yeni bir
dünya ve yeni bir insanlık projesine dayanan derin kültürel-ideolojik bir çarpışmadır?
Avrasya'yı asıl belirleyen ortak tarihsel, kültürel kökler olsa da, ortak coğrafyanın da ayrıca
belirleyici bir rolü, "coğrafya kaderdir" sözünün bir anlamı yok mudur? Pasifik'ten, Kore ve
Çin'den, Atlantik'e, Avrupa uçlarına bu uçsuz bucaksız Sibirya, Turan ve Deşti Kıpçak
toprakları, neden bugün Türk, Rus, Fars ve Çin uluslarının ortak kaderini belirleyen bir
olgudur?
Dünya ekonomik-siyasal güç merkezinin Çin ve Rusya odaklı Asya'ya kaydığı günümüzde ve
bütün 21 yüzyıl ve ötesinde, Avrasya'nın tarihsel, toplumsal, kültürel potansiyel dinamikleri
insanlığın gelecek umutlarını, ideallerini nasıl ve ne yönde etkileyecektir? Bu etkilemenin en
önemli boyutu, hatta temel nedeni, Batı'dan çok çok önce büyük uygarlıklara analık ve
beşiklik yapan, insanlık kültürünün doğup, gelişip harmanlandığı derin kültürel kökler olabilir
mi?
Avrasya, kapitalizmi aşan yeni bir uygarlık, yeni bir dünya umudunun adıdır artık. Bu böyle
olması aynı zamanda, yaklaşık 500 yıllık Batı uygarlığının çürümesi ve çöküş içinde olması
anlamına gelmiyor mu? Peki Batı neden çürüyüp ve çöküyor? Bu bağlamda uygarlıkların
yükseliş ve çöküş dinamikleri bize neyi gösteriyor?
Avrasya dünyasının siyasal, toplumsal ve kültürel ortak ögelerini ve derinliklerini son üç bin
yıldır büyük ölçüde belirleyen Türk-Turan kavimlerinin büyük imparatorluklar kurarak
gerçekleştirdiği bu belirleyicilik, bugün bizim için kültürel olarak ne gibi bir anlam taşıyor?
Rus, Çin ve Fars kültürlerindeki Turani-Türk etkeninin temel nedeni, neden Bütün Avrasya'yı
kucaklayan İskit, Hun, Göktürk ve Moğol adlı yaklaşık iki bin yıl dünya toplumsal ve siyasal
oluşumlarını belirleyen büyük imparatorluklardır?
Bu soruların yanıtlarını ve bağlantılı başka birçok boyutlar içeren bir Avrasya'dır bu kitabın
konusu...
Avrasya, neden bir coğrafyadan, küresel bir siyasal tanımlamadan öte, kültürel bir olgu ve
kavramdır? Avrasya tanımındaki, onun arkasına gizlenmiş emperyalist amaç ve stratejiler ile
antiemperyalist amaç ve stratejiler hangi noktalarda çarpışmaktadır bugün? Bu çarpışma,
neden salt siyasal-toplumsal değil de, aynı zamanda kapitalizmi aşan yeni bir toplum, yeni bir
dünya ve yeni bir insanlık projesine dayanan derin kültürel-ideolojik bir çarpışmadır?
Avrasya'yı asıl belirleyen ortak tarihsel, kültürel kökler olsa da, ortak coğrafyanın da ayrıca
belirleyici bir rolü, "coğrafya kaderdir" sözünün bir anlamı yok mudur? Pasifik'ten, Kore ve
Çin'den, Atlantik'e, Avrupa uçlarına bu uçsuz bucaksız Sibirya, Turan ve Deşti Kıpçak
toprakları, neden bugün Türk, Rus, Fars ve Çin uluslarının ortak kaderini belirleyen bir
olgudur?
Dünya ekonomik-siyasal güç merkezinin Çin ve Rusya odaklı Asya'ya kaydığı günümüzde ve
bütün 21 yüzyıl ve ötesinde, Avrasya'nın tarihsel, toplumsal, kültürel potansiyel dinamikleri
insanlığın gelecek umutlarını, ideallerini nasıl ve ne yönde etkileyecektir? Bu etkilemenin en
önemli boyutu, hatta temel nedeni, Batı'dan çok çok önce büyük uygarlıklara analık ve
beşiklik yapan, insanlık kültürünün doğup, gelişip harmanlandığı derin kültürel kökler olabilir
mi?
Avrasya, kapitalizmi aşan yeni bir uygarlık, yeni bir dünya umudunun adıdır artık. Bu böyle
olması aynı zamanda, yaklaşık 500 yıllık Batı uygarlığının çürümesi ve çöküş içinde olması
anlamına gelmiyor mu? Peki Batı neden çürüyüp ve çöküyor? Bu bağlamda uygarlıkların
yükseliş ve çöküş dinamikleri bize neyi gösteriyor?
Avrasya dünyasının siyasal, toplumsal ve kültürel ortak ögelerini ve derinliklerini son üç bin
yıldır büyük ölçüde belirleyen Türk-Turan kavimlerinin büyük imparatorluklar kurarak
gerçekleştirdiği bu belirleyicilik, bugün bizim için kültürel olarak ne gibi bir anlam taşıyor?
Rus, Çin ve Fars kültürlerindeki Turani-Türk etkeninin temel nedeni, neden Bütün Avrasya'yı
kucaklayan İskit, Hun, Göktürk ve Moğol adlı yaklaşık iki bin yıl dünya toplumsal ve siyasal
oluşumlarını belirleyen büyük imparatorluklardır?
Bu soruların yanıtlarını ve bağlantılı başka birçok boyutlar içeren bir Avrasya'dır bu kitabın
konusu...
kavramdır? Avrasya tanımındaki, onun arkasına gizlenmiş emperyalist amaç ve stratejiler ile
antiemperyalist amaç ve stratejiler hangi noktalarda çarpışmaktadır bugün? Bu çarpışma,
neden salt siyasal-toplumsal değil de, aynı zamanda kapitalizmi aşan yeni bir toplum, yeni bir
dünya ve yeni bir insanlık projesine dayanan derin kültürel-ideolojik bir çarpışmadır?
Avrasya'yı asıl belirleyen ortak tarihsel, kültürel kökler olsa da, ortak coğrafyanın da ayrıca
belirleyici bir rolü, "coğrafya kaderdir" sözünün bir anlamı yok mudur? Pasifik'ten, Kore ve
Çin'den, Atlantik'e, Avrupa uçlarına bu uçsuz bucaksız Sibirya, Turan ve Deşti Kıpçak
toprakları, neden bugün Türk, Rus, Fars ve Çin uluslarının ortak kaderini belirleyen bir
olgudur?
Dünya ekonomik-siyasal güç merkezinin Çin ve Rusya odaklı Asya'ya kaydığı günümüzde ve
bütün 21 yüzyıl ve ötesinde, Avrasya'nın tarihsel, toplumsal, kültürel potansiyel dinamikleri
insanlığın gelecek umutlarını, ideallerini nasıl ve ne yönde etkileyecektir? Bu etkilemenin en
önemli boyutu, hatta temel nedeni, Batı'dan çok çok önce büyük uygarlıklara analık ve
beşiklik yapan, insanlık kültürünün doğup, gelişip harmanlandığı derin kültürel kökler olabilir
mi?
Avrasya, kapitalizmi aşan yeni bir uygarlık, yeni bir dünya umudunun adıdır artık. Bu böyle
olması aynı zamanda, yaklaşık 500 yıllık Batı uygarlığının çürümesi ve çöküş içinde olması
anlamına gelmiyor mu? Peki Batı neden çürüyüp ve çöküyor? Bu bağlamda uygarlıkların
yükseliş ve çöküş dinamikleri bize neyi gösteriyor?
Avrasya dünyasının siyasal, toplumsal ve kültürel ortak ögelerini ve derinliklerini son üç bin
yıldır büyük ölçüde belirleyen Türk-Turan kavimlerinin büyük imparatorluklar kurarak
gerçekleştirdiği bu belirleyicilik, bugün bizim için kültürel olarak ne gibi bir anlam taşıyor?
Rus, Çin ve Fars kültürlerindeki Turani-Türk etkeninin temel nedeni, neden Bütün Avrasya'yı
kucaklayan İskit, Hun, Göktürk ve Moğol adlı yaklaşık iki bin yıl dünya toplumsal ve siyasal
oluşumlarını belirleyen büyük imparatorluklardır?
Bu soruların yanıtlarını ve bağlantılı başka birçok boyutlar içeren bir Avrasya'dır bu kitabın
konusu...
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 277,40 | 277,40 |
| 2 | 138,70 | 277,40 |
| 3 | 92,47 | 277,40 |
| 4 | 69,35 | 277,40 |
| 5 | 55,48 | 277,40 |
| 6 | 46,23 | 277,40 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.