9786258825077
898486
https://www.sehadetkitap.com/urun/safevilerin-gerilemesi-ve-isfahanin-dususu
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü
303.6
Tarihçiler, Safevi İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküşünü imparatorluğun son asrındaki siyasî durgunluk, saraydaki yozlaşma ve ahlaki çözülmenin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmiştir. Rudi Matthee bu yerleşik anlatıya karşı çıkıyor. Safevilerin gerilemesi ve çöküşü doğrusal bir hikâye değil; coğrafi kırılganlıklar, aşiret yapıları, sınırlı ekonomik imkânlar, saray siyaseti, taşra güçleri ve askerî-mali tercihler arasındaki hassas dengelerin bir kriz anında köklü değişimlere yol açtığı karmaşık bir süreçtir. Safevi düzeni, merkezî ve yekpare bir yapıdan ziyade sürekli müzakere edilen kırılgan ittifaklar ağıydı. Bu ağ, on yedinci yüzyılın sonlarına doğru siyasal birliği sürdürme kapasitesini kaybetti ve imparatorluk parçalanmaya başladı.
Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Tarihçiler, Safevi İmparatorluğu'nun gerileme ve çöküşünü imparatorluğun son asrındaki siyasî durgunluk, saraydaki yozlaşma ve ahlaki çözülmenin kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirmiştir. Rudi Matthee bu yerleşik anlatıya karşı çıkıyor. Safevilerin gerilemesi ve çöküşü doğrusal bir hikâye değil; coğrafi kırılganlıklar, aşiret yapıları, sınırlı ekonomik imkânlar, saray siyaseti, taşra güçleri ve askerî-mali tercihler arasındaki hassas dengelerin bir kriz anında köklü değişimlere yol açtığı karmaşık bir süreçtir. Safevi düzeni, merkezî ve yekpare bir yapıdan ziyade sürekli müzakere edilen kırılgan ittifaklar ağıydı. Bu ağ, on yedinci yüzyılın sonlarına doğru siyasal birliği sürdürme kapasitesini kaybetti ve imparatorluk parçalanmaya başladı.
Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Sarayına kapanan ve giderek taşradan kopan şah, merkez ile eyaletler arasındaki bağların zayıflaması, ordunun ihmal edilmesi, kısa vadeli para politikaları, hizipçilik ve yolsuzluk karşısında etkisiz kalan yönetim, zaten mevcut olan yapısal sorunları derinleştirdi. Safevi İran'ı, sınırlarını Osmanlı ve Afgan baskılarına karşı savunamayacak kadar zayıflamış bir askerî yapıyla, krizi idare edemeyen bir merkezî idare arasında sıkışıp kaldı. Afgan kabilelerinin 1722'de Isfahan'a girmesi, bu uzun birikimin dramatik sonucuydu.
Safevilerin Gerilemesi ve Isfahan'ın Düşüşü, Safevi çöküşünü basit bir yozlaşma anlatısına indirgemeden, devlet, toplum, ekonomi ve askerî yapı arasındaki tarihsel kökleri olan gerilimler üzerinden yeniden kurguluyor. Böylece yalnızca Safevi hanedanının sonunu değil, İran tarihinin müteakip iki asrını belirleyecek krizler döneminin kökenlerini anlamak için de bir çerçeve sunuyor.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 303,60 | 303,60 |
| 2 | 151,80 | 303,60 |
| 3 | 101,20 | 303,60 |
| 4 | 75,90 | 303,60 |
| 5 | 60,72 | 303,60 |
| 6 | 50,60 | 303,60 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.