9789750540455
904864
https://www.sehadetkitap.com/urun/sicacik-bir-ev-1
Sıcacık Bir Ev
175
"Bütün gece yatakta Girgin Abi'yle konuştuklarımızı
düşündüm. Bir derdin mi var, diye sorup durmuştu adam.
Neden dememiştim Girgin Abi, bir iş dönüşü kaldırıma
yüzükoyun düşüp ölmekten, sonra senin ve mahallelinin
başımda toplanıp beni muayene etmenizden, daha tam
anlamadan ahkâm kesmenizden, cesedimin kaldırımda
savcıyı beklemesinden korkuyorum, diye. Ayın on beşinden
ve tıraş olmaktan ne kadar bıktığımı, şefin müdür yardımcısı
olmak için duyduğu arzudan ne kadar yıldığımı, yıllardır
çalıştığım iş arkadaşlarımla bir kuru selamdan başka bir
bağ kuramamanın ne demek olduğunu, sabah artık altıda
kalkmak istemediğimi falan, hiçbirini söyleyememiştim."
Özgür Çırak, 2020 yılında Türkan Saylan Sanat Ödülü'nü
kazanan öykü kitabı Sıcacık Bir Ev'de alt/orta sınıf
insanların, işçilerin, yalnızların, toplumun kıyısında kalmış
bireylerin içinde debelenip durdukları cendereyi anlatıyor.
Kent yaşamının sert gerçekliğinin üzerine üzerine giderken,
aynı zamanda hayatın o şaşırtan, tüm zorlukların varlığını
bir an olsun unutturan, düşe yakın nadir anlarını da es
geçmiyor.
düşündüm. Bir derdin mi var, diye sorup durmuştu adam.
Neden dememiştim Girgin Abi, bir iş dönüşü kaldırıma
yüzükoyun düşüp ölmekten, sonra senin ve mahallelinin
başımda toplanıp beni muayene etmenizden, daha tam
anlamadan ahkâm kesmenizden, cesedimin kaldırımda
savcıyı beklemesinden korkuyorum, diye. Ayın on beşinden
ve tıraş olmaktan ne kadar bıktığımı, şefin müdür yardımcısı
olmak için duyduğu arzudan ne kadar yıldığımı, yıllardır
çalıştığım iş arkadaşlarımla bir kuru selamdan başka bir
bağ kuramamanın ne demek olduğunu, sabah artık altıda
kalkmak istemediğimi falan, hiçbirini söyleyememiştim."
Özgür Çırak, 2020 yılında Türkan Saylan Sanat Ödülü'nü
kazanan öykü kitabı Sıcacık Bir Ev'de alt/orta sınıf
insanların, işçilerin, yalnızların, toplumun kıyısında kalmış
bireylerin içinde debelenip durdukları cendereyi anlatıyor.
Kent yaşamının sert gerçekliğinin üzerine üzerine giderken,
aynı zamanda hayatın o şaşırtan, tüm zorlukların varlığını
bir an olsun unutturan, düşe yakın nadir anlarını da es
geçmiyor.
"Bütün gece yatakta Girgin Abi'yle konuştuklarımızı
düşündüm. Bir derdin mi var, diye sorup durmuştu adam.
Neden dememiştim Girgin Abi, bir iş dönüşü kaldırıma
yüzükoyun düşüp ölmekten, sonra senin ve mahallelinin
başımda toplanıp beni muayene etmenizden, daha tam
anlamadan ahkâm kesmenizden, cesedimin kaldırımda
savcıyı beklemesinden korkuyorum, diye. Ayın on beşinden
ve tıraş olmaktan ne kadar bıktığımı, şefin müdür yardımcısı
olmak için duyduğu arzudan ne kadar yıldığımı, yıllardır
çalıştığım iş arkadaşlarımla bir kuru selamdan başka bir
bağ kuramamanın ne demek olduğunu, sabah artık altıda
kalkmak istemediğimi falan, hiçbirini söyleyememiştim."
Özgür Çırak, 2020 yılında Türkan Saylan Sanat Ödülü'nü
kazanan öykü kitabı Sıcacık Bir Ev'de alt/orta sınıf
insanların, işçilerin, yalnızların, toplumun kıyısında kalmış
bireylerin içinde debelenip durdukları cendereyi anlatıyor.
Kent yaşamının sert gerçekliğinin üzerine üzerine giderken,
aynı zamanda hayatın o şaşırtan, tüm zorlukların varlığını
bir an olsun unutturan, düşe yakın nadir anlarını da es
geçmiyor.
düşündüm. Bir derdin mi var, diye sorup durmuştu adam.
Neden dememiştim Girgin Abi, bir iş dönüşü kaldırıma
yüzükoyun düşüp ölmekten, sonra senin ve mahallelinin
başımda toplanıp beni muayene etmenizden, daha tam
anlamadan ahkâm kesmenizden, cesedimin kaldırımda
savcıyı beklemesinden korkuyorum, diye. Ayın on beşinden
ve tıraş olmaktan ne kadar bıktığımı, şefin müdür yardımcısı
olmak için duyduğu arzudan ne kadar yıldığımı, yıllardır
çalıştığım iş arkadaşlarımla bir kuru selamdan başka bir
bağ kuramamanın ne demek olduğunu, sabah artık altıda
kalkmak istemediğimi falan, hiçbirini söyleyememiştim."
Özgür Çırak, 2020 yılında Türkan Saylan Sanat Ödülü'nü
kazanan öykü kitabı Sıcacık Bir Ev'de alt/orta sınıf
insanların, işçilerin, yalnızların, toplumun kıyısında kalmış
bireylerin içinde debelenip durdukları cendereyi anlatıyor.
Kent yaşamının sert gerçekliğinin üzerine üzerine giderken,
aynı zamanda hayatın o şaşırtan, tüm zorlukların varlığını
bir an olsun unutturan, düşe yakın nadir anlarını da es
geçmiyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.