Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
9786259581460
900043
https://www.sehadetkitap.com/urun/tilki-ininde-beklenen-fikir
Tilki İninde;Beklenen Fikir
290.5
Bütün dava burada!
Kıymeti bilinir bilinmez ayrı, fakat Şükrü Sak'ın elinde bir hazine var: On sekiz aylık şahitlik. Onu küçümsemek ahmaklık. Necip Fazıl tarafından "beklenen" olduğu belirtilen bir mütefekkirin çile, öfke, sükût, çalışma, nükte ve günlük hayat içindeki görünüşünü, hayatın içindeki ayrıntıları kaydetmiş. Onun şahsiyet çizgilerini, derinliğini gösteren örneklere şahit olmuş...
Tarih, böyle şahitlerle nefes alır. Geçmiş unutulup gitmesin, hadiseler şahitsiz kalmasın, sebepler karanlığa karışmasın diye…
Eyvallah!
Fakat şahit, gördüğünü kaydeder; şârih, gördüğünün ne olduğunu söyler.
"Şunu dedi…"
Güzel.
Neye nisbetle?
"Şunu yaptı…"
Peki.
Hangi fikrin görünüşü?
"Bunu görünce yüzü aydınlandı…"
İyi.
Bu parça hangi bütünün habercisi?
Cevap yoksa?
Albüm!
Çay, sigara, rüya, kuş, dondurma, şiir, öfke, kelime, politika, hücre…
Hepsi doğru.
Hepsi gerekli.
Hepsi asla nisbetle asil teferruatlar olabilir.
Ama asıl değil!
Bir avuç toprağa bakıp "orman" diye bağırmakla ağaç yetişmez. Toprak nereden, tohum ne, hangi iklim, gaye ne?
Bütün Fikir olmadan parçalar, birbirine selâm vermeyen komşular gibi yan yana oturur.
Kıymeti bilinir bilinmez ayrı, fakat Şükrü Sak'ın elinde bir hazine var: On sekiz aylık şahitlik. Onu küçümsemek ahmaklık. Necip Fazıl tarafından "beklenen" olduğu belirtilen bir mütefekkirin çile, öfke, sükût, çalışma, nükte ve günlük hayat içindeki görünüşünü, hayatın içindeki ayrıntıları kaydetmiş. Onun şahsiyet çizgilerini, derinliğini gösteren örneklere şahit olmuş...
Tarih, böyle şahitlerle nefes alır. Geçmiş unutulup gitmesin, hadiseler şahitsiz kalmasın, sebepler karanlığa karışmasın diye…
Eyvallah!
Fakat şahit, gördüğünü kaydeder; şârih, gördüğünün ne olduğunu söyler.
"Şunu dedi…"
Güzel.
Neye nisbetle?
"Şunu yaptı…"
Peki.
Hangi fikrin görünüşü?
"Bunu görünce yüzü aydınlandı…"
İyi.
Bu parça hangi bütünün habercisi?
Cevap yoksa?
Albüm!
Çay, sigara, rüya, kuş, dondurma, şiir, öfke, kelime, politika, hücre…
Hepsi doğru.
Hepsi gerekli.
Hepsi asla nisbetle asil teferruatlar olabilir.
Ama asıl değil!
Bir avuç toprağa bakıp "orman" diye bağırmakla ağaç yetişmez. Toprak nereden, tohum ne, hangi iklim, gaye ne?
Bütün Fikir olmadan parçalar, birbirine selâm vermeyen komşular gibi yan yana oturur.
Bütün dava burada!
Kıymeti bilinir bilinmez ayrı, fakat Şükrü Sak'ın elinde bir hazine var: On sekiz aylık şahitlik. Onu küçümsemek ahmaklık. Necip Fazıl tarafından "beklenen" olduğu belirtilen bir mütefekkirin çile, öfke, sükût, çalışma, nükte ve günlük hayat içindeki görünüşünü, hayatın içindeki ayrıntıları kaydetmiş. Onun şahsiyet çizgilerini, derinliğini gösteren örneklere şahit olmuş...
Tarih, böyle şahitlerle nefes alır. Geçmiş unutulup gitmesin, hadiseler şahitsiz kalmasın, sebepler karanlığa karışmasın diye…
Eyvallah!
Fakat şahit, gördüğünü kaydeder; şârih, gördüğünün ne olduğunu söyler.
"Şunu dedi…"
Güzel.
Neye nisbetle?
"Şunu yaptı…"
Peki.
Hangi fikrin görünüşü?
"Bunu görünce yüzü aydınlandı…"
İyi.
Bu parça hangi bütünün habercisi?
Cevap yoksa?
Albüm!
Çay, sigara, rüya, kuş, dondurma, şiir, öfke, kelime, politika, hücre…
Hepsi doğru.
Hepsi gerekli.
Hepsi asla nisbetle asil teferruatlar olabilir.
Ama asıl değil!
Bir avuç toprağa bakıp "orman" diye bağırmakla ağaç yetişmez. Toprak nereden, tohum ne, hangi iklim, gaye ne?
Bütün Fikir olmadan parçalar, birbirine selâm vermeyen komşular gibi yan yana oturur.
Kıymeti bilinir bilinmez ayrı, fakat Şükrü Sak'ın elinde bir hazine var: On sekiz aylık şahitlik. Onu küçümsemek ahmaklık. Necip Fazıl tarafından "beklenen" olduğu belirtilen bir mütefekkirin çile, öfke, sükût, çalışma, nükte ve günlük hayat içindeki görünüşünü, hayatın içindeki ayrıntıları kaydetmiş. Onun şahsiyet çizgilerini, derinliğini gösteren örneklere şahit olmuş...
Tarih, böyle şahitlerle nefes alır. Geçmiş unutulup gitmesin, hadiseler şahitsiz kalmasın, sebepler karanlığa karışmasın diye…
Eyvallah!
Fakat şahit, gördüğünü kaydeder; şârih, gördüğünün ne olduğunu söyler.
"Şunu dedi…"
Güzel.
Neye nisbetle?
"Şunu yaptı…"
Peki.
Hangi fikrin görünüşü?
"Bunu görünce yüzü aydınlandı…"
İyi.
Bu parça hangi bütünün habercisi?
Cevap yoksa?
Albüm!
Çay, sigara, rüya, kuş, dondurma, şiir, öfke, kelime, politika, hücre…
Hepsi doğru.
Hepsi gerekli.
Hepsi asla nisbetle asil teferruatlar olabilir.
Ama asıl değil!
Bir avuç toprağa bakıp "orman" diye bağırmakla ağaç yetişmez. Toprak nereden, tohum ne, hangi iklim, gaye ne?
Bütün Fikir olmadan parçalar, birbirine selâm vermeyen komşular gibi yan yana oturur.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 145,25 | 290,50 |
| 3 | 96,83 | 290,50 |
| 4 | 72,63 | 290,50 |
| 5 | 58,10 | 290,50 |
| 6 | 48,42 | 290,50 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.