2770000058353
823246
https://www.sehadetkitap.com/urun/turk-edebiyati-aylik-fikir-ve-sanat-dergisi-sayi-631-mayis-2026
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 631 (Mayıs 2026)
165
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Dergimizin bu sayısı elinize ulaştığında, bayram arifesinde olacağız. Bu vesileyle bütün okuyucularımızın Kurban Bayramı'nı kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.
Bu ay, yeşil sahaların coşkusunu edebiyatın estetiğiyle buluşturduğumuz bir sayı ile karşınızdayız. Futbolu sadece bir oyun değil kitleleri peşinden sürükleyen, toplumun nabzını tutan, ayrıştıran, birleştiren, kimlik inşa eden kültürel bir unsur olarak gören yazarlarımızın rehberliğinde; edebiyatçılarımızın taraftarlık serüvenlerini, kulüplerimizin tarihî kimliklerini ve sporun sanatla, mizahla kesiştiği noktaları mercek altına alıyoruz.
Dosyamızın açılış yazısında C. Cengiz Çevik, Attilâ İlhan'ın futbolla, bilhassa Galatasaray ile kurduğu köklü ve sarsılmaz bağı ele alıyor. İlhan'ın futbolu bir "ekip disiplini" olarak gören sosyolojik bakışını hatırlatan yazar; büyük şairin yenilginin içinden bir zafer filizlendiren poetikasını ve tribünlere tepeden bakan "bürokrat aydın" tipine getirdiği eleştirileri tahlil ediyor. Hayati Tek, "Beşiktaş Nasıl Kurtulur" başlıklı makalesinde, fikir dünyamızın abidevi ismi Galip Erdem'in 12 Eylül karanlığında kalemiyle verdiği "şifreli" mücadeleyi kendi değerlendirmeleriyle birlikte yeniden gündeme taşıyor. Erdem'in Beşiktaş'ı bir spor kulübü olmanın ötesinde bir "mazmun" ve direnç membaı olarak nasıl kurguladığını gözler önüne seriyor. Yaşar Bedri, Trabzon'un bir futbol şehri olmasının ötesinde sporun tiyatroyla iç içe geçtiği köklü bir kültür havzası olduğunu hatırlatırken; İdmanocağı-İdmangücü rekabetinden doğan Trabzonspor'un tarihî seyrini irdeliyor. Ercan Eren, spor yazarlığını bir edebî tür estetiğine dönüştüren usta kalem İslam Çupi'nin portresini çiziyor; Çupi'nin Reşat Ekrem Koçu'dan tevarüs eden İstanbul hassasiyetini ve Fenerbahçe ile kurduğu o şairane bağı resmediyor. Meral Demiryürek, Kıbrıs Türk futbolunun yeşil sahalardan taşıp bir varoluş mücadelesine nasıl dönüştüğünü; futbolcuların Türk Mukavemet Teşkilatı saflarında "gol atan cephe" olarak verdikleri millî mücadeleyi arşiv belgeleriyle ortaya koyuyor. Mehmet Şenol, Cağaloğlu'nun meşhur İkbal Kıraathanesi ekseninde, edebiyatçılarla tiyatrocuların 1964 yılında oynadığı efsanevi maçın hikâyesini samimi bir dille aktarıyor. Dosyamızın hikâye bölümünde ise Emir Tan, "Bir Fenerbahçe Kâbusu" ile taraftarlık psikolojisinin o ironik ve çileden beslenen derinliğine mizahi bir pencere açıyor. Bu dosyamızın ikinci belki de üçüncü bölümünü ilerleyen sayılarımızda bulacaksınız.
Dosya dışı yazılarımızda, edebiyat dünyamız için oldukça heyecan verici bir keşfi sizlerle paylaşıyoruz. Necati Tonga, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bugüne kadar unutulmuş olan "Bu Her Akşam Böyledir" başlıklı son hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor; Tanpınar'ın Paris yıllarının ve sinemanın anlatı dünyasındaki izlerini tahlil ediyor. Tahsin Yıldırım, Abdurrahim Karakoç'un mısralarında yankılanan o samimi bayram yakarışlarını ele alıyor. A. Yağmur Tunalı, geçtiğimiz günlerde ebedî âleme uğurladığımız zarif şair ve dergimizin tarihinde önemli bir yer tutan Hüsrev Hâtemî'nin aziz hatırasını yâd ediyor. İsa Kocakaplan, Üsküp'ün taş sokaklarında Yahya Kemal'in çocukluk izlerini sürerken; Âdile Hanım Konağı'ndan hareketle şehrin ve "evlâd-ı fâtihân" ruhunun hüzünlü hatırasını dile getiriyor. Kaşem İsabeyli ise Şirvanşahlar ile Gürcü kralları arasındaki kadim akrabalıktan yola çıkarak ironik bir hikâye sesleniyor sizlere.
Kitaplık bölümümüz ise bu ay dopdolu. Herkese iyi okumalar dileriz…
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Dergimizin bu sayısı elinize ulaştığında, bayram arifesinde olacağız. Bu vesileyle bütün okuyucularımızın Kurban Bayramı'nı kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.
Bu ay, yeşil sahaların coşkusunu edebiyatın estetiğiyle buluşturduğumuz bir sayı ile karşınızdayız. Futbolu sadece bir oyun değil kitleleri peşinden sürükleyen, toplumun nabzını tutan, ayrıştıran, birleştiren, kimlik inşa eden kültürel bir unsur olarak gören yazarlarımızın rehberliğinde; edebiyatçılarımızın taraftarlık serüvenlerini, kulüplerimizin tarihî kimliklerini ve sporun sanatla, mizahla kesiştiği noktaları mercek altına alıyoruz.
Dosyamızın açılış yazısında C. Cengiz Çevik, Attilâ İlhan'ın futbolla, bilhassa Galatasaray ile kurduğu köklü ve sarsılmaz bağı ele alıyor. İlhan'ın futbolu bir "ekip disiplini" olarak gören sosyolojik bakışını hatırlatan yazar; büyük şairin yenilginin içinden bir zafer filizlendiren poetikasını ve tribünlere tepeden bakan "bürokrat aydın" tipine getirdiği eleştirileri tahlil ediyor. Hayati Tek, "Beşiktaş Nasıl Kurtulur" başlıklı makalesinde, fikir dünyamızın abidevi ismi Galip Erdem'in 12 Eylül karanlığında kalemiyle verdiği "şifreli" mücadeleyi kendi değerlendirmeleriyle birlikte yeniden gündeme taşıyor. Erdem'in Beşiktaş'ı bir spor kulübü olmanın ötesinde bir "mazmun" ve direnç membaı olarak nasıl kurguladığını gözler önüne seriyor. Yaşar Bedri, Trabzon'un bir futbol şehri olmasının ötesinde sporun tiyatroyla iç içe geçtiği köklü bir kültür havzası olduğunu hatırlatırken; İdmanocağı-İdmangücü rekabetinden doğan Trabzonspor'un tarihî seyrini irdeliyor. Ercan Eren, spor yazarlığını bir edebî tür estetiğine dönüştüren usta kalem İslam Çupi'nin portresini çiziyor; Çupi'nin Reşat Ekrem Koçu'dan tevarüs eden İstanbul hassasiyetini ve Fenerbahçe ile kurduğu o şairane bağı resmediyor. Meral Demiryürek, Kıbrıs Türk futbolunun yeşil sahalardan taşıp bir varoluş mücadelesine nasıl dönüştüğünü; futbolcuların Türk Mukavemet Teşkilatı saflarında "gol atan cephe" olarak verdikleri millî mücadeleyi arşiv belgeleriyle ortaya koyuyor. Mehmet Şenol, Cağaloğlu'nun meşhur İkbal Kıraathanesi ekseninde, edebiyatçılarla tiyatrocuların 1964 yılında oynadığı efsanevi maçın hikâyesini samimi bir dille aktarıyor. Dosyamızın hikâye bölümünde ise Emir Tan, "Bir Fenerbahçe Kâbusu" ile taraftarlık psikolojisinin o ironik ve çileden beslenen derinliğine mizahi bir pencere açıyor. Bu dosyamızın ikinci belki de üçüncü bölümünü ilerleyen sayılarımızda bulacaksınız.
Dosya dışı yazılarımızda, edebiyat dünyamız için oldukça heyecan verici bir keşfi sizlerle paylaşıyoruz. Necati Tonga, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bugüne kadar unutulmuş olan "Bu Her Akşam Böyledir" başlıklı son hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor; Tanpınar'ın Paris yıllarının ve sinemanın anlatı dünyasındaki izlerini tahlil ediyor. Tahsin Yıldırım, Abdurrahim Karakoç'un mısralarında yankılanan o samimi bayram yakarışlarını ele alıyor. A. Yağmur Tunalı, geçtiğimiz günlerde ebedî âleme uğurladığımız zarif şair ve dergimizin tarihinde önemli bir yer tutan Hüsrev Hâtemî'nin aziz hatırasını yâd ediyor. İsa Kocakaplan, Üsküp'ün taş sokaklarında Yahya Kemal'in çocukluk izlerini sürerken; Âdile Hanım Konağı'ndan hareketle şehrin ve "evlâd-ı fâtihân" ruhunun hüzünlü hatırasını dile getiriyor. Kaşem İsabeyli ise Şirvanşahlar ile Gürcü kralları arasındaki kadim akrabalıktan yola çıkarak ironik bir hikâye sesleniyor sizlere.
Kitaplık bölümümüz ise bu ay dopdolu. Herkese iyi okumalar dileriz…
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 165,00 | 165,00 |
| 2 | 89,10 | 178,20 |
| 3 | 61,05 | 183,15 |
| 4 | 47,03 | 188,10 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.