9786259074924
898698
https://www.sehadetkitap.com/urun/yarim-pencereler
Yarım Pencereler
196
"Kendi bodrumuna inmeyi göze alamayan, ruhunun çatı katına çıkamaz."
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç
örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der"
diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet
ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna
doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli
bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen
bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına,
bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o
derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de
yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak
gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve
elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür
iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam
da şimdi başlıyor.
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç
örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der"
diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet
ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna
doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli
bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen
bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına,
bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o
derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de
yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak
gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve
elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür
iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam
da şimdi başlıyor.
"Kendi bodrumuna inmeyi göze alamayan, ruhunun çatı katına çıkamaz."
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç
örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der"
diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet
ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna
doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli
bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen
bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına,
bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o
derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de
yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak
gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve
elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür
iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam
da şimdi başlıyor.
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç
örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der"
diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet
ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna
doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli
bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen
bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına,
bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o
derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de
yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak
gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve
elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür
iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam
da şimdi başlıyor.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 196,00 | 196,00 |
| 2 | 98,00 | 196,00 |
| 3 | 65,33 | 196,00 |
| 4 | 49,00 | 196,00 |
| 5 | 39,20 | 196,00 |
| 6 | 32,67 | 196,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.