9786255624680
813744
https://www.sehadetkitap.com/urun/kurt-medyasinda-hegemonik-ideolojiye-direnis-olanaklari
Kürt Medyasında Hegemonik İdeolojiye Direniş Olanakları
425
...“Saçlarımı kökünden kazıttım. Aynaya baktığımda veya elimi saçlarıma götürdüğümde tüm
bedenim titriyor, korku ve nefretle doluyorum. Saatlerce sorgulandığım ve dövüldüğüm sorgu
odasında sakallı ve dindar bir adam olan sorgucunun elini saçlarıma daldırmasını, saçlarıma
dokunmasını ve çekmesini hatırlıyorum. Sanırım hayatım boyunca bir daha saçlarımı
uzatamayacağım. Ne zaman biraz uzasalar, gidip kestiriyorum.”...
Bu çalışma, Kürt gazeteciliğini salt mesleki bir faaliyet olarak değil; siyasal, kültürel ve etik
boyutların kesişiminde yer alan çok katmanlı bir pratik alanı olarak kavramsallaştırmaktadır.
İran, Türkiye, Irak ve Suriye gibi farklı siyasal rejim ve medya ekosistemlerinde gelişen Kürt
medya pratikleri, değişken kurumsal yapılara sahip olmakla birlikte belirli ölçülerde yapısal
baskı, normatif çerçeve ve resmî söylem rejimleriyle etkileşim hâlindedir.
Bu bağlamda haber üretimi, yalnızca enformasyon aktarımı değil; temsil politikalarının,
söylemsel mücadelenin ve anlamın toplumsal inşasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Hakikat, burada sabit ve verili bir kategori olmaktan ziyade, iktidar ilişkileri içinde müzakere
edilen ve yeniden kurulan bir olgudur.eksik değilim
Geçtiğimiz yüzyılda insanlık bu yaklaşımı siyaset, sosyoloji ve bilimin tüm alanlarına
uygulamıştır. Böylece bu teori, bilim dünyasında köklü bir şekilde benimsendi ve zamanla
dogmalaştı. Bu durum, teorinin sorgulanamaz bir inanç hâline gelmesine yol açtı ve bilim
dünyasında alternatif düşüncelerin gelişmesini zorlaştırdı. Tıpkı toplumda birine sürekli "deli"
denildiğinde o kişinin altı ay içinde gerçekten delirmesi gibi, Darwin'in teorisi de zamanla
sorgusuz sualsiz kabul edilerek, mutlak doğru olarak benimsenmiştir. Tüm bilimsel çalışmalar
ve yorumlar, teoriyi doğrulamak amacıyla inşa edilmiş ve böylece Evrim teorisi tek mutlak
gerçek olarak görülmeye başlanmıştır.
Hitler ve onun gibi düşünenler; seleksiyon ilkesine dayanarak Yahudileri, engellileri ve farklı
gördükleri insanları yok etmeye çalıştılar. Bu, Darwin'in biyolojik teorisinin siyasetteki bir
yansı-masıydı. Herbert Spencer; Darwin'in fikirlerini sosyolojiye uyarlarken, Marksist ideoloji
de doğa boyutunu ve zorunlu ilerle-meci çizgisini bu düşünceyle birleştirdi. 20 yüzyılın
pratiği, bu anlayışın bir sonucu olarak büyük felaketlere yol açtı. Bu zihniyetin bu trajedilere
etkisi olduğunu söylemek yanlış olmaz.
...“Saçlarımı kökünden kazıttım. Aynaya baktığımda veya elimi saçlarıma götürdüğümde tüm
bedenim titriyor, korku ve nefretle doluyorum. Saatlerce sorgulandığım ve dövüldüğüm sorgu
odasında sakallı ve dindar bir adam olan sorgucunun elini saçlarıma daldırmasını, saçlarıma
dokunmasını ve çekmesini hatırlıyorum. Sanırım hayatım boyunca bir daha saçlarımı
uzatamayacağım. Ne zaman biraz uzasalar, gidip kestiriyorum.”...
Bu çalışma, Kürt gazeteciliğini salt mesleki bir faaliyet olarak değil; siyasal, kültürel ve etik
boyutların kesişiminde yer alan çok katmanlı bir pratik alanı olarak kavramsallaştırmaktadır.
İran, Türkiye, Irak ve Suriye gibi farklı siyasal rejim ve medya ekosistemlerinde gelişen Kürt
medya pratikleri, değişken kurumsal yapılara sahip olmakla birlikte belirli ölçülerde yapısal
baskı, normatif çerçeve ve resmî söylem rejimleriyle etkileşim hâlindedir.
Bu bağlamda haber üretimi, yalnızca enformasyon aktarımı değil; temsil politikalarının,
söylemsel mücadelenin ve anlamın toplumsal inşasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Hakikat, burada sabit ve verili bir kategori olmaktan ziyade, iktidar ilişkileri içinde müzakere
edilen ve yeniden kurulan bir olgudur.eksik değilim
Geçtiğimiz yüzyılda insanlık bu yaklaşımı siyaset, sosyoloji ve bilimin tüm alanlarına
uygulamıştır. Böylece bu teori, bilim dünyasında köklü bir şekilde benimsendi ve zamanla
dogmalaştı. Bu durum, teorinin sorgulanamaz bir inanç hâline gelmesine yol açtı ve bilim
dünyasında alternatif düşüncelerin gelişmesini zorlaştırdı. Tıpkı toplumda birine sürekli "deli"
denildiğinde o kişinin altı ay içinde gerçekten delirmesi gibi, Darwin'in teorisi de zamanla
sorgusuz sualsiz kabul edilerek, mutlak doğru olarak benimsenmiştir. Tüm bilimsel çalışmalar
ve yorumlar, teoriyi doğrulamak amacıyla inşa edilmiş ve böylece Evrim teorisi tek mutlak
gerçek olarak görülmeye başlanmıştır.
Hitler ve onun gibi düşünenler; seleksiyon ilkesine dayanarak Yahudileri, engellileri ve farklı
gördükleri insanları yok etmeye çalıştılar. Bu, Darwin'in biyolojik teorisinin siyasetteki bir
yansı-masıydı. Herbert Spencer; Darwin'in fikirlerini sosyolojiye uyarlarken, Marksist ideoloji
de doğa boyutunu ve zorunlu ilerle-meci çizgisini bu düşünceyle birleştirdi. 20 yüzyılın
pratiği, bu anlayışın bir sonucu olarak büyük felaketlere yol açtı. Bu zihniyetin bu trajedilere
etkisi olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 425,00 | 425,00 |
| 2 | 229,50 | 459,00 |
| 3 | 155,83 | 467,50 |
| 4 | 122,19 | 488,75 |
| 5 | 98,60 | 493,00 |
| 6 | 85,00 | 510,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.