Mareşal Ahmet İzzet Paşa'nın Hatıratı;İttihat ve Terakki'nin Hırsları, Abdülhamid'in Jurnalcileri ve Son Sadrazamın İtirafları
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
232
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-10
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%37
indirimli
320,00
201,60
Havale/EFT ile:
181,44
9786253837983
904180
https://www.sehadetkitap.com/urun/maresal-ahmet-izzet-pasanin-hatirati-ittihat-ve-terakkinin-hirslari-abdulhamidin-jurnalcileri-ve-son-sadrazamin-itiraflari
Mareşal Ahmet İzzet Paşa'nın Hatıratı;İttihat ve Terakki'nin Hırsları, Abdülhamid'in Jurnalcileri ve Son Sadrazamın İtirafları
201.6
Osmanlı İmparatorluğu, XX. yüzyılın başında birbiri ardına gelen askerî yenilgiler, milliyetçi hareketler ve büyük devletlerin nüfuz mücadelesi arasında ayakta kalmaya çalışıyordu. Ordunun merkezindeki isimlerden Mareşal Ahmed İzzet Paşa, bu çözülüşün sebeplerini yalnız cephelerde değil, devlet yönetiminde alınan kararlarda arar. II. Abdülhamid idaresinden Meşrutiyet'e, İttihat ve Terakki'nin yükselişinden Birinci Dünya Savaşı'na uzanan anlatı, imparatorluğun son yıllarını bir asker ve devlet adamının hesaplaşmaları üzerinden izler.
Bağdat Demiryolu çevresindeki İngiliz-Alman rekabeti, ordunun yeniden teşkilatlanması, Arnavutluk'taki sert müdahaleler, Trablusgarp ve Balkan savaşları aynı sorunun farklı cephelerine dönüşür: Osmanlı yönetimi yaklaşan tehlikeyi ne ölçüde doğru okuyabilmiştir? İzzet Paşa, Yunanistan'la uzlaşma arayışından Balkan ittifakının doğuşuna, askerî sefer planlarından İttihat ve Terakki kadrolarıyla yaşadığı anlaşmazlıklara kadar kararların alındığı noktaları içeriden anlatır. Almanya, İngiltere ve Rusya arasındaki güç mücadelesini değerlendirirken Osmanlı-Alman yakınlaşmasının sınırlarını da tartışır. Yenilgilerin sorumluluğunu tek bir kişiye veya kuruma yüklemek yerine siyasi hesaplarla askerî gerçeklik arasındaki kopuş üzerinde durur.
Mareşal Ahmed İzzet Paşa anlatısını kendisini dışarıda tutarak kurmaz; Genelkurmay Başkanlığı dönemini, ordu reformunu ve aldığı kararları savunurken kendi hata ve eksiklerinin bulunabileceğini de kabul eder. İttihat ve Terakki'ye yönelttiği eleştiriler kadar II. Abdülhamid devrinin askerî ve idarî mirasını da sorgular; savaş öncesi Avrupa siyasetini ise Osmanlı Devleti'nin güvenlik kaygıları içinden değerlendirir. Böylece hatırat, bir imparatorluğun son yıllarına dair kişisel hafıza ile askerî-siyasi muhasebenin sürekli birbirine karıştığı bir anlatıya dönüşür.
Bağdat Demiryolu çevresindeki İngiliz-Alman rekabeti, ordunun yeniden teşkilatlanması, Arnavutluk'taki sert müdahaleler, Trablusgarp ve Balkan savaşları aynı sorunun farklı cephelerine dönüşür: Osmanlı yönetimi yaklaşan tehlikeyi ne ölçüde doğru okuyabilmiştir? İzzet Paşa, Yunanistan'la uzlaşma arayışından Balkan ittifakının doğuşuna, askerî sefer planlarından İttihat ve Terakki kadrolarıyla yaşadığı anlaşmazlıklara kadar kararların alındığı noktaları içeriden anlatır. Almanya, İngiltere ve Rusya arasındaki güç mücadelesini değerlendirirken Osmanlı-Alman yakınlaşmasının sınırlarını da tartışır. Yenilgilerin sorumluluğunu tek bir kişiye veya kuruma yüklemek yerine siyasi hesaplarla askerî gerçeklik arasındaki kopuş üzerinde durur.
Mareşal Ahmed İzzet Paşa anlatısını kendisini dışarıda tutarak kurmaz; Genelkurmay Başkanlığı dönemini, ordu reformunu ve aldığı kararları savunurken kendi hata ve eksiklerinin bulunabileceğini de kabul eder. İttihat ve Terakki'ye yönelttiği eleştiriler kadar II. Abdülhamid devrinin askerî ve idarî mirasını da sorgular; savaş öncesi Avrupa siyasetini ise Osmanlı Devleti'nin güvenlik kaygıları içinden değerlendirir. Böylece hatırat, bir imparatorluğun son yıllarına dair kişisel hafıza ile askerî-siyasi muhasebenin sürekli birbirine karıştığı bir anlatıya dönüşür.
Osmanlı İmparatorluğu, XX. yüzyılın başında birbiri ardına gelen askerî yenilgiler, milliyetçi hareketler ve büyük devletlerin nüfuz mücadelesi arasında ayakta kalmaya çalışıyordu. Ordunun merkezindeki isimlerden Mareşal Ahmed İzzet Paşa, bu çözülüşün sebeplerini yalnız cephelerde değil, devlet yönetiminde alınan kararlarda arar. II. Abdülhamid idaresinden Meşrutiyet'e, İttihat ve Terakki'nin yükselişinden Birinci Dünya Savaşı'na uzanan anlatı, imparatorluğun son yıllarını bir asker ve devlet adamının hesaplaşmaları üzerinden izler.
Bağdat Demiryolu çevresindeki İngiliz-Alman rekabeti, ordunun yeniden teşkilatlanması, Arnavutluk'taki sert müdahaleler, Trablusgarp ve Balkan savaşları aynı sorunun farklı cephelerine dönüşür: Osmanlı yönetimi yaklaşan tehlikeyi ne ölçüde doğru okuyabilmiştir? İzzet Paşa, Yunanistan'la uzlaşma arayışından Balkan ittifakının doğuşuna, askerî sefer planlarından İttihat ve Terakki kadrolarıyla yaşadığı anlaşmazlıklara kadar kararların alındığı noktaları içeriden anlatır. Almanya, İngiltere ve Rusya arasındaki güç mücadelesini değerlendirirken Osmanlı-Alman yakınlaşmasının sınırlarını da tartışır. Yenilgilerin sorumluluğunu tek bir kişiye veya kuruma yüklemek yerine siyasi hesaplarla askerî gerçeklik arasındaki kopuş üzerinde durur.
Mareşal Ahmed İzzet Paşa anlatısını kendisini dışarıda tutarak kurmaz; Genelkurmay Başkanlığı dönemini, ordu reformunu ve aldığı kararları savunurken kendi hata ve eksiklerinin bulunabileceğini de kabul eder. İttihat ve Terakki'ye yönelttiği eleştiriler kadar II. Abdülhamid devrinin askerî ve idarî mirasını da sorgular; savaş öncesi Avrupa siyasetini ise Osmanlı Devleti'nin güvenlik kaygıları içinden değerlendirir. Böylece hatırat, bir imparatorluğun son yıllarına dair kişisel hafıza ile askerî-siyasi muhasebenin sürekli birbirine karıştığı bir anlatıya dönüşür.
Bağdat Demiryolu çevresindeki İngiliz-Alman rekabeti, ordunun yeniden teşkilatlanması, Arnavutluk'taki sert müdahaleler, Trablusgarp ve Balkan savaşları aynı sorunun farklı cephelerine dönüşür: Osmanlı yönetimi yaklaşan tehlikeyi ne ölçüde doğru okuyabilmiştir? İzzet Paşa, Yunanistan'la uzlaşma arayışından Balkan ittifakının doğuşuna, askerî sefer planlarından İttihat ve Terakki kadrolarıyla yaşadığı anlaşmazlıklara kadar kararların alındığı noktaları içeriden anlatır. Almanya, İngiltere ve Rusya arasındaki güç mücadelesini değerlendirirken Osmanlı-Alman yakınlaşmasının sınırlarını da tartışır. Yenilgilerin sorumluluğunu tek bir kişiye veya kuruma yüklemek yerine siyasi hesaplarla askerî gerçeklik arasındaki kopuş üzerinde durur.
Mareşal Ahmed İzzet Paşa anlatısını kendisini dışarıda tutarak kurmaz; Genelkurmay Başkanlığı dönemini, ordu reformunu ve aldığı kararları savunurken kendi hata ve eksiklerinin bulunabileceğini de kabul eder. İttihat ve Terakki'ye yönelttiği eleştiriler kadar II. Abdülhamid devrinin askerî ve idarî mirasını da sorgular; savaş öncesi Avrupa siyasetini ise Osmanlı Devleti'nin güvenlik kaygıları içinden değerlendirir. Böylece hatırat, bir imparatorluğun son yıllarına dair kişisel hafıza ile askerî-siyasi muhasebenin sürekli birbirine karıştığı bir anlatıya dönüşür.
Paytr İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 100,80 | 201,60 |
| 3 | 67,20 | 201,60 |
| 4 | 50,40 | 201,60 |
| 5 | 40,32 | 201,60 |
| 6 | 33,60 | 201,60 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.