9786253838089
905241
https://www.sehadetkitap.com/urun/osmanli-somurgelestirilmesi-kapitulasyon-vurgunu-ve-islahat-yalani-1869
Osmanlı Sömürgeleştirilmesi: Kapitülasyon Vurgunu ve Islahat Yalanı 1869
201.6
1856 Paris Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü Avrupa devletlerinin güvencesi altına almıştı, ancak devletin içindeki çözülmeyi durduracak bir düzen kurulamamıştı. Tanzimat ve Islahat Fermanları eşitlik, adalet ve yeniden yapılanma vaat ederken, bu vaatlerin ne ölçüde gerçekleştiği giderek daha tartışmalı hâle geliyordu. Babıâli reformlarını başarı olarak gösteriyor, Avrupa diplomasisi ise çoğu zaman resmî açıklamalarla yetiniyordu. Bu sırada kapitülasyonların geleceği, Osmanlı egemenliği ile yabancı devletlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarını karşı karşıya getiriyordu. Vilayet meclislerindeki temsil eşitsizliği, mahkemelerdeki ayrımcılık, mali yönetimdeki düzensizlik ve giderek ağırlaşan borç yükü, reform siyasetinin ardındaki sorunları belirginleştiriyordu. Galatasaray Sultanisinin kuruluşundan Şûrâ-yı Devletin teşkiline kadar övgüyle karşılanan yenilikler, uygulamadaki sonuçları üzerinden sorgulanıyordu. Kapitülasyonlar ise Osmanlı yöneticilerinin ileri sürdüğü gibi ilerlemenin önündeki bir engel miydi, yoksa yabancıların haklarını ve sermayesini koruyan hukuki bir güvence mi? Tartışmanın merkezinde, devletin kendi tebaasına sağlayamadığı adaleti yabancılara sağlayıp sağlayamayacağı meselesi vardı. 1854'ten itibaren Osmanlı topraklarında yaşayan Fransız yazar Benoît Brunswik, 1869 tarihli incelemesini diplomatik belgeler, konsolosluk raporları, kanunlar ve mali veriler üzerine kurdu. Osmanlı yönetiminin reform iddialarını sert biçimde eleştirirken kapitülasyonların korunmasını savundu ve Avrupa müdahalesini gerekli gördü. Fransa'nın Doğu'daki çıkarlarını açıkça benimseyen bu yaklaşım, metni tarafsız bir tarih anlatısından çok, 19. yüzyılın Doğu Sorunu etrafında yürütülen siyasi ve hukuki mücadelenin bir parçası hâline getiriyor.
1856 Paris Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü Avrupa devletlerinin güvencesi altına almıştı, ancak devletin içindeki çözülmeyi durduracak bir düzen kurulamamıştı. Tanzimat ve Islahat Fermanları eşitlik, adalet ve yeniden yapılanma vaat ederken, bu vaatlerin ne ölçüde gerçekleştiği giderek daha tartışmalı hâle geliyordu. Babıâli reformlarını başarı olarak gösteriyor, Avrupa diplomasisi ise çoğu zaman resmî açıklamalarla yetiniyordu. Bu sırada kapitülasyonların geleceği, Osmanlı egemenliği ile yabancı devletlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarını karşı karşıya getiriyordu. Vilayet meclislerindeki temsil eşitsizliği, mahkemelerdeki ayrımcılık, mali yönetimdeki düzensizlik ve giderek ağırlaşan borç yükü, reform siyasetinin ardındaki sorunları belirginleştiriyordu. Galatasaray Sultanisinin kuruluşundan Şûrâ-yı Devletin teşkiline kadar övgüyle karşılanan yenilikler, uygulamadaki sonuçları üzerinden sorgulanıyordu. Kapitülasyonlar ise Osmanlı yöneticilerinin ileri sürdüğü gibi ilerlemenin önündeki bir engel miydi, yoksa yabancıların haklarını ve sermayesini koruyan hukuki bir güvence mi? Tartışmanın merkezinde, devletin kendi tebaasına sağlayamadığı adaleti yabancılara sağlayıp sağlayamayacağı meselesi vardı. 1854'ten itibaren Osmanlı topraklarında yaşayan Fransız yazar Benoît Brunswik, 1869 tarihli incelemesini diplomatik belgeler, konsolosluk raporları, kanunlar ve mali veriler üzerine kurdu. Osmanlı yönetiminin reform iddialarını sert biçimde eleştirirken kapitülasyonların korunmasını savundu ve Avrupa müdahalesini gerekli gördü. Fransa'nın Doğu'daki çıkarlarını açıkça benimseyen bu yaklaşım, metni tarafsız bir tarih anlatısından çok, 19. yüzyılın Doğu Sorunu etrafında yürütülen siyasi ve hukuki mücadelenin bir parçası hâline getiriyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.