2770000059466
906181
https://www.sehadetkitap.com/urun/turk-edebiyati-aylik-fikir-ve-sanat-dergisi-sayi-637-kasim-2026
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 637 (Kasım 2026)
170
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Malumunuz olduğu üzere UNESCO 2026-2027 yılı Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri, 05.11.2025 tarihinde 43. UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilmişti. Doğumunun 500. yılı olması nedeniyle, Türkiye'nin önerisi, İran ve Kuzey Makedonya'nın desteğiyle, gök kubbemize "hoş bir sadâ" bırakan Şairler Sultanı Bâkî de bu listede yer almıştı. Biz de buradan hareketle, 2026 yılında sizleri bir Bâkî dosyasıyla buluşturmayı planlamıştık. Ancak dosya kapsamını aşan birbirinden değerli yazılar, Bâkî için bir özel sayı hazırlamayı gerekli kıldı. Dergimizin bu özel sayısında dilimizin, medeniyetimizin ve estetik anlayışımızın kurucu mimarlarından biri olan Bâkî ile ilgili birbirinden kıymetli yazıları sayfalarımıza taşıdık.
Özel sayımızın açılış yazısında Mustafa İsen, Bâkî'nin klasik şiir geleneğimizi biçimlendiren öncü rolünü, İstanbul Türkçesini bir imparatorluk diline dönüştürmesini ve Kanuni devrindeki görkemli hayatını tahlil ediyor. Cemal Kurnaz, manevi vatanımız olan dilimizi büyük bir özgüvenle inşa eden şairin, Fuzûlî ve Nef'î gibi ustalarla olan edebî bağını irdeleyerek Bâkî'yi manevi vatanın mimarı olarak hürmetle selamlıyor. Ömür Ceylan, şairin edebî kişiliğinin gölgesinde kalan şahsiyetine ve entelektüel duruşuna odaklanırken; Tuba Işınsu Durmuş, Kanuni Sultan Süleyman ile Bâkî arasındaki münasebetten hareketle Osmanlı toplumundaki sanatkâr-iktidar ilişkisini gözler önüne seriyor. Müberra Gürgendereli, Bâkî'nin Edirne yıllarına, bu hüzünlü günlerinde Edirneli şairlerle yaşadığı rekabete ve ustalıkla kaleme aldığı keskin hicivlere ışık tutuyor. Ayşe Yıldız, Bâkî tarzının ses, anlam ve söyleyiş özelliklerini inceleyerek onun üslubunun Şeyhülislam Yahya, Nef'î, Sabit ve Nedim gibi sonraki kuşaklarda nasıl yankılandığını anlatıyor.
M. Fatih Köksal, yazma eserlerin derkenarlarından taşan Bâkî muhabbetinin izini sürüyor ve tamamen edebiyat dışı metinlerin sonuna bile onun şiirlerini kaydeden müstensihlerin şaire duyduğu büyük teveccühü aktarıyor. Furkan Öztürk, Bâkî adına kayıtlı her şiirin gerçekten ona ait olup olmadığını ilmî bir titizlikle sorguluyor ve şairin divanının yazmalardan modern basımlara uzanan serüveni üzerinden metin neşri problemlerine dikkat çekiyor. Derya Adalar Subaşı ve Halil İbrahim Gülaçar, Bâkî'nin şöhretinin Osmanlı sınırlarını nasıl aştığını, 17. yüzyıl Arap biyografi kaynaklarındaki Bâkî tasavvuru ve onun az bilinen Arapça şiirleri üzerinden ortaya koyuyor. Ziya Avşar, şairin rindane neşesinin ardında yatan fânilik şuurunu, "dem"in kıymetini bilme arzusu ile sözün kalıcılığına duyduğu inancı "bekâ estetiği" bağlamında felsefi bir derinlikle yorumluyor. Fahri Kaplan, Bâkî'nin, kelimelerin ardına tasavvufi ve irfani sırları gizleyen büyük bir mana şairi olduğunu edebî sanatlar üzerinden tahlil ediyor.
Mücahit Kaçar, şairin nesir yazarlığındaki kudretine odaklanıyor ve savaş meydanını bir aşk meydanına dönüştürdüğü benzersiz tasvirleri üzerinden onun nesrindeki şiirsel imgeleri okurlarımızın dikkatine sunuyor. Hasan Kaplan, akademinin Bâkî'yi ızdırap ve lirizm kriterleriyle yüzeysel bir biçimde yargılamasındaki metodolojik sorunları ve şaire yönelik tasannu eleştirilerini tartışmaya açıyor. Muhsin Macit, divan şiirinin bu gür sesinin Yahya Kemal, Atsız, Cahit Külebi, Attilâ İlhan ve Hilmi Yavuz gibi modern Türk şairlerindeki yansımalarını oldukça zarif bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın son yazısında Namık Açıkgöz, Bâkî'nin şiirlerindeki zambak ve süsen çiçeklerinin monark ve hükümranlık alameti olarak kullanımından yola çıkarak Ece Ayhan'ın "Zambaklı Padişah"ına uzanan dikkat çekici bir sembol okuması gerçekleştiriyor.
Aylardır üzerinde çalıştığımız bu özel sayımızın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, herkese iyi okumalar dileriz.
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Malumunuz olduğu üzere UNESCO 2026-2027 yılı Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri, 05.11.2025 tarihinde 43. UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilmişti. Doğumunun 500. yılı olması nedeniyle, Türkiye'nin önerisi, İran ve Kuzey Makedonya'nın desteğiyle, gök kubbemize "hoş bir sadâ" bırakan Şairler Sultanı Bâkî de bu listede yer almıştı. Biz de buradan hareketle, 2026 yılında sizleri bir Bâkî dosyasıyla buluşturmayı planlamıştık. Ancak dosya kapsamını aşan birbirinden değerli yazılar, Bâkî için bir özel sayı hazırlamayı gerekli kıldı. Dergimizin bu özel sayısında dilimizin, medeniyetimizin ve estetik anlayışımızın kurucu mimarlarından biri olan Bâkî ile ilgili birbirinden kıymetli yazıları sayfalarımıza taşıdık.
Özel sayımızın açılış yazısında Mustafa İsen, Bâkî'nin klasik şiir geleneğimizi biçimlendiren öncü rolünü, İstanbul Türkçesini bir imparatorluk diline dönüştürmesini ve Kanuni devrindeki görkemli hayatını tahlil ediyor. Cemal Kurnaz, manevi vatanımız olan dilimizi büyük bir özgüvenle inşa eden şairin, Fuzûlî ve Nef'î gibi ustalarla olan edebî bağını irdeleyerek Bâkî'yi manevi vatanın mimarı olarak hürmetle selamlıyor. Ömür Ceylan, şairin edebî kişiliğinin gölgesinde kalan şahsiyetine ve entelektüel duruşuna odaklanırken; Tuba Işınsu Durmuş, Kanuni Sultan Süleyman ile Bâkî arasındaki münasebetten hareketle Osmanlı toplumundaki sanatkâr-iktidar ilişkisini gözler önüne seriyor. Müberra Gürgendereli, Bâkî'nin Edirne yıllarına, bu hüzünlü günlerinde Edirneli şairlerle yaşadığı rekabete ve ustalıkla kaleme aldığı keskin hicivlere ışık tutuyor. Ayşe Yıldız, Bâkî tarzının ses, anlam ve söyleyiş özelliklerini inceleyerek onun üslubunun Şeyhülislam Yahya, Nef'î, Sabit ve Nedim gibi sonraki kuşaklarda nasıl yankılandığını anlatıyor.
M. Fatih Köksal, yazma eserlerin derkenarlarından taşan Bâkî muhabbetinin izini sürüyor ve tamamen edebiyat dışı metinlerin sonuna bile onun şiirlerini kaydeden müstensihlerin şaire duyduğu büyük teveccühü aktarıyor. Furkan Öztürk, Bâkî adına kayıtlı her şiirin gerçekten ona ait olup olmadığını ilmî bir titizlikle sorguluyor ve şairin divanının yazmalardan modern basımlara uzanan serüveni üzerinden metin neşri problemlerine dikkat çekiyor. Derya Adalar Subaşı ve Halil İbrahim Gülaçar, Bâkî'nin şöhretinin Osmanlı sınırlarını nasıl aştığını, 17. yüzyıl Arap biyografi kaynaklarındaki Bâkî tasavvuru ve onun az bilinen Arapça şiirleri üzerinden ortaya koyuyor. Ziya Avşar, şairin rindane neşesinin ardında yatan fânilik şuurunu, "dem"in kıymetini bilme arzusu ile sözün kalıcılığına duyduğu inancı "bekâ estetiği" bağlamında felsefi bir derinlikle yorumluyor. Fahri Kaplan, Bâkî'nin, kelimelerin ardına tasavvufi ve irfani sırları gizleyen büyük bir mana şairi olduğunu edebî sanatlar üzerinden tahlil ediyor.
Mücahit Kaçar, şairin nesir yazarlığındaki kudretine odaklanıyor ve savaş meydanını bir aşk meydanına dönüştürdüğü benzersiz tasvirleri üzerinden onun nesrindeki şiirsel imgeleri okurlarımızın dikkatine sunuyor. Hasan Kaplan, akademinin Bâkî'yi ızdırap ve lirizm kriterleriyle yüzeysel bir biçimde yargılamasındaki metodolojik sorunları ve şaire yönelik tasannu eleştirilerini tartışmaya açıyor. Muhsin Macit, divan şiirinin bu gür sesinin Yahya Kemal, Atsız, Cahit Külebi, Attilâ İlhan ve Hilmi Yavuz gibi modern Türk şairlerindeki yansımalarını oldukça zarif bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın son yazısında Namık Açıkgöz, Bâkî'nin şiirlerindeki zambak ve süsen çiçeklerinin monark ve hükümranlık alameti olarak kullanımından yola çıkarak Ece Ayhan'ın "Zambaklı Padişah"ına uzanan dikkat çekici bir sembol okuması gerçekleştiriyor.
Aylardır üzerinde çalıştığımız bu özel sayımızın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, herkese iyi okumalar dileriz.
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Malumunuz olduğu üzere UNESCO 2026-2027 yılı Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri, 05.11.2025 tarihinde 43. UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilmişti. Doğumunun 500. yılı olması nedeniyle, Türkiye'nin önerisi, İran ve Kuzey Makedonya'nın desteğiyle, gök kubbemize "hoş bir sadâ" bırakan Şairler Sultanı Bâkî de bu listede yer almıştı. Biz de buradan hareketle, 2026 yılında sizleri bir Bâkî dosyasıyla buluşturmayı planlamıştık. Ancak dosya kapsamını aşan birbirinden değerli yazılar, Bâkî için bir özel sayı hazırlamayı gerekli kıldı. Dergimizin bu özel sayısında dilimizin, medeniyetimizin ve estetik anlayışımızın kurucu mimarlarından biri olan Bâkî ile ilgili birbirinden kıymetli yazıları sayfalarımıza taşıdık.
Özel sayımızın açılış yazısında Mustafa İsen, Bâkî'nin klasik şiir geleneğimizi biçimlendiren öncü rolünü, İstanbul Türkçesini bir imparatorluk diline dönüştürmesini ve Kanuni devrindeki görkemli hayatını tahlil ediyor. Cemal Kurnaz, manevi vatanımız olan dilimizi büyük bir özgüvenle inşa eden şairin, Fuzûlî ve Nef'î gibi ustalarla olan edebî bağını irdeleyerek Bâkî'yi manevi vatanın mimarı olarak hürmetle selamlıyor. Ömür Ceylan, şairin edebî kişiliğinin gölgesinde kalan şahsiyetine ve entelektüel duruşuna odaklanırken; Tuba Işınsu Durmuş, Kanuni Sultan Süleyman ile Bâkî arasındaki münasebetten hareketle Osmanlı toplumundaki sanatkâr-iktidar ilişkisini gözler önüne seriyor. Müberra Gürgendereli, Bâkî'nin Edirne yıllarına, bu hüzünlü günlerinde Edirneli şairlerle yaşadığı rekabete ve ustalıkla kaleme aldığı keskin hicivlere ışık tutuyor. Ayşe Yıldız, Bâkî tarzının ses, anlam ve söyleyiş özelliklerini inceleyerek onun üslubunun Şeyhülislam Yahya, Nef'î, Sabit ve Nedim gibi sonraki kuşaklarda nasıl yankılandığını anlatıyor.
M. Fatih Köksal, yazma eserlerin derkenarlarından taşan Bâkî muhabbetinin izini sürüyor ve tamamen edebiyat dışı metinlerin sonuna bile onun şiirlerini kaydeden müstensihlerin şaire duyduğu büyük teveccühü aktarıyor. Furkan Öztürk, Bâkî adına kayıtlı her şiirin gerçekten ona ait olup olmadığını ilmî bir titizlikle sorguluyor ve şairin divanının yazmalardan modern basımlara uzanan serüveni üzerinden metin neşri problemlerine dikkat çekiyor. Derya Adalar Subaşı ve Halil İbrahim Gülaçar, Bâkî'nin şöhretinin Osmanlı sınırlarını nasıl aştığını, 17. yüzyıl Arap biyografi kaynaklarındaki Bâkî tasavvuru ve onun az bilinen Arapça şiirleri üzerinden ortaya koyuyor. Ziya Avşar, şairin rindane neşesinin ardında yatan fânilik şuurunu, "dem"in kıymetini bilme arzusu ile sözün kalıcılığına duyduğu inancı "bekâ estetiği" bağlamında felsefi bir derinlikle yorumluyor. Fahri Kaplan, Bâkî'nin, kelimelerin ardına tasavvufi ve irfani sırları gizleyen büyük bir mana şairi olduğunu edebî sanatlar üzerinden tahlil ediyor.
Mücahit Kaçar, şairin nesir yazarlığındaki kudretine odaklanıyor ve savaş meydanını bir aşk meydanına dönüştürdüğü benzersiz tasvirleri üzerinden onun nesrindeki şiirsel imgeleri okurlarımızın dikkatine sunuyor. Hasan Kaplan, akademinin Bâkî'yi ızdırap ve lirizm kriterleriyle yüzeysel bir biçimde yargılamasındaki metodolojik sorunları ve şaire yönelik tasannu eleştirilerini tartışmaya açıyor. Muhsin Macit, divan şiirinin bu gür sesinin Yahya Kemal, Atsız, Cahit Külebi, Attilâ İlhan ve Hilmi Yavuz gibi modern Türk şairlerindeki yansımalarını oldukça zarif bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın son yazısında Namık Açıkgöz, Bâkî'nin şiirlerindeki zambak ve süsen çiçeklerinin monark ve hükümranlık alameti olarak kullanımından yola çıkarak Ece Ayhan'ın "Zambaklı Padişah"ına uzanan dikkat çekici bir sembol okuması gerçekleştiriyor.
Aylardır üzerinde çalıştığımız bu özel sayımızın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, herkese iyi okumalar dileriz.
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Malumunuz olduğu üzere UNESCO 2026-2027 yılı Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri, 05.11.2025 tarihinde 43. UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilmişti. Doğumunun 500. yılı olması nedeniyle, Türkiye'nin önerisi, İran ve Kuzey Makedonya'nın desteğiyle, gök kubbemize "hoş bir sadâ" bırakan Şairler Sultanı Bâkî de bu listede yer almıştı. Biz de buradan hareketle, 2026 yılında sizleri bir Bâkî dosyasıyla buluşturmayı planlamıştık. Ancak dosya kapsamını aşan birbirinden değerli yazılar, Bâkî için bir özel sayı hazırlamayı gerekli kıldı. Dergimizin bu özel sayısında dilimizin, medeniyetimizin ve estetik anlayışımızın kurucu mimarlarından biri olan Bâkî ile ilgili birbirinden kıymetli yazıları sayfalarımıza taşıdık.
Özel sayımızın açılış yazısında Mustafa İsen, Bâkî'nin klasik şiir geleneğimizi biçimlendiren öncü rolünü, İstanbul Türkçesini bir imparatorluk diline dönüştürmesini ve Kanuni devrindeki görkemli hayatını tahlil ediyor. Cemal Kurnaz, manevi vatanımız olan dilimizi büyük bir özgüvenle inşa eden şairin, Fuzûlî ve Nef'î gibi ustalarla olan edebî bağını irdeleyerek Bâkî'yi manevi vatanın mimarı olarak hürmetle selamlıyor. Ömür Ceylan, şairin edebî kişiliğinin gölgesinde kalan şahsiyetine ve entelektüel duruşuna odaklanırken; Tuba Işınsu Durmuş, Kanuni Sultan Süleyman ile Bâkî arasındaki münasebetten hareketle Osmanlı toplumundaki sanatkâr-iktidar ilişkisini gözler önüne seriyor. Müberra Gürgendereli, Bâkî'nin Edirne yıllarına, bu hüzünlü günlerinde Edirneli şairlerle yaşadığı rekabete ve ustalıkla kaleme aldığı keskin hicivlere ışık tutuyor. Ayşe Yıldız, Bâkî tarzının ses, anlam ve söyleyiş özelliklerini inceleyerek onun üslubunun Şeyhülislam Yahya, Nef'î, Sabit ve Nedim gibi sonraki kuşaklarda nasıl yankılandığını anlatıyor.
M. Fatih Köksal, yazma eserlerin derkenarlarından taşan Bâkî muhabbetinin izini sürüyor ve tamamen edebiyat dışı metinlerin sonuna bile onun şiirlerini kaydeden müstensihlerin şaire duyduğu büyük teveccühü aktarıyor. Furkan Öztürk, Bâkî adına kayıtlı her şiirin gerçekten ona ait olup olmadığını ilmî bir titizlikle sorguluyor ve şairin divanının yazmalardan modern basımlara uzanan serüveni üzerinden metin neşri problemlerine dikkat çekiyor. Derya Adalar Subaşı ve Halil İbrahim Gülaçar, Bâkî'nin şöhretinin Osmanlı sınırlarını nasıl aştığını, 17. yüzyıl Arap biyografi kaynaklarındaki Bâkî tasavvuru ve onun az bilinen Arapça şiirleri üzerinden ortaya koyuyor. Ziya Avşar, şairin rindane neşesinin ardında yatan fânilik şuurunu, "dem"in kıymetini bilme arzusu ile sözün kalıcılığına duyduğu inancı "bekâ estetiği" bağlamında felsefi bir derinlikle yorumluyor. Fahri Kaplan, Bâkî'nin, kelimelerin ardına tasavvufi ve irfani sırları gizleyen büyük bir mana şairi olduğunu edebî sanatlar üzerinden tahlil ediyor.
Mücahit Kaçar, şairin nesir yazarlığındaki kudretine odaklanıyor ve savaş meydanını bir aşk meydanına dönüştürdüğü benzersiz tasvirleri üzerinden onun nesrindeki şiirsel imgeleri okurlarımızın dikkatine sunuyor. Hasan Kaplan, akademinin Bâkî'yi ızdırap ve lirizm kriterleriyle yüzeysel bir biçimde yargılamasındaki metodolojik sorunları ve şaire yönelik tasannu eleştirilerini tartışmaya açıyor. Muhsin Macit, divan şiirinin bu gür sesinin Yahya Kemal, Atsız, Cahit Külebi, Attilâ İlhan ve Hilmi Yavuz gibi modern Türk şairlerindeki yansımalarını oldukça zarif bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın son yazısında Namık Açıkgöz, Bâkî'nin şiirlerindeki zambak ve süsen çiçeklerinin monark ve hükümranlık alameti olarak kullanımından yola çıkarak Ece Ayhan'ın "Zambaklı Padişah"ına uzanan dikkat çekici bir sembol okuması gerçekleştiriyor.
Aylardır üzerinde çalıştığımız bu özel sayımızın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, herkese iyi okumalar dileriz.
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Paytr İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 85,00 | 170,00 |
| 3 | 56,67 | 170,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.