9786255541758
897937
https://www.sehadetkitap.com/urun/xviii-asirda-istanbul
XVIII. Asırda İstanbul
197.1
İstanbul tarihine ait muhtelif dillerde yazılmış pek
çok eser varsa da bunların içinde hususiyle Osmanlı
devrini canlandırmak bakımından yerli müelliflerin
eserlerinin ilk plana geldiği muhakkaktır. Yabancı
müelliflerin XV. asırdan itibaren İstanbul tarihine,
topografyasına, sosyal durumuna ve sanat
eserlerine dair yaptıkları incelemeler her ne kadar
takdire şayan ilmî araştırmaların mahsulü ise de
çoğu daha ziyade şehrin eski devirlerini
canlandırmak kaygısı ile yazılmış olduğundan
noksan ve gerçekten uzak bakışlarla kaleme alınmış
eserlerdir. Bu mahzurları gidermek ve tarihteki
boşlukları doldurmak işi şüphesiz, resmî kaynaklar
ve zamanında yetişmiş ve aynı muhitte yaşamış
güvenilir yazarların bırakmış oldukları eserleriyle
mümkün olabilir.
Bu hususta, Osmanlı arşivlerinde mahfuz resmî
vesikaların sağladığı malzemeden ve Türkçe
eserlerden maada, yerli Ermeni müelliflerin kendi
dillerinde kaleme almış oldukları yazma ve matbu
eserler, yukarıda işaret ettiğimiz gibi, yazıldıkları
zamanlara ait şahadetleriyle ayrıca ehemmiyetli
kaynaklardır. Bu bakımdan Eremya Çelebi
Kömürcüyan'ın, kendi zamanındaki (XVII. asır)
İstanbul'u bütün güzelliği ve halkın yaşayışı ile
canlandıran eserinden sonra, bu defa da diğer bir
Ermeni müellifin, aslen İstanbullu olan Ğugas
İncicyan'ın XVIII. asırdaki İstanbul'u tasvir eden
eserini sunmakla derin bir haz duymaktayım.
çok eser varsa da bunların içinde hususiyle Osmanlı
devrini canlandırmak bakımından yerli müelliflerin
eserlerinin ilk plana geldiği muhakkaktır. Yabancı
müelliflerin XV. asırdan itibaren İstanbul tarihine,
topografyasına, sosyal durumuna ve sanat
eserlerine dair yaptıkları incelemeler her ne kadar
takdire şayan ilmî araştırmaların mahsulü ise de
çoğu daha ziyade şehrin eski devirlerini
canlandırmak kaygısı ile yazılmış olduğundan
noksan ve gerçekten uzak bakışlarla kaleme alınmış
eserlerdir. Bu mahzurları gidermek ve tarihteki
boşlukları doldurmak işi şüphesiz, resmî kaynaklar
ve zamanında yetişmiş ve aynı muhitte yaşamış
güvenilir yazarların bırakmış oldukları eserleriyle
mümkün olabilir.
Bu hususta, Osmanlı arşivlerinde mahfuz resmî
vesikaların sağladığı malzemeden ve Türkçe
eserlerden maada, yerli Ermeni müelliflerin kendi
dillerinde kaleme almış oldukları yazma ve matbu
eserler, yukarıda işaret ettiğimiz gibi, yazıldıkları
zamanlara ait şahadetleriyle ayrıca ehemmiyetli
kaynaklardır. Bu bakımdan Eremya Çelebi
Kömürcüyan'ın, kendi zamanındaki (XVII. asır)
İstanbul'u bütün güzelliği ve halkın yaşayışı ile
canlandıran eserinden sonra, bu defa da diğer bir
Ermeni müellifin, aslen İstanbullu olan Ğugas
İncicyan'ın XVIII. asırdaki İstanbul'u tasvir eden
eserini sunmakla derin bir haz duymaktayım.
İstanbul tarihine ait muhtelif dillerde yazılmış pek
çok eser varsa da bunların içinde hususiyle Osmanlı
devrini canlandırmak bakımından yerli müelliflerin
eserlerinin ilk plana geldiği muhakkaktır. Yabancı
müelliflerin XV. asırdan itibaren İstanbul tarihine,
topografyasına, sosyal durumuna ve sanat
eserlerine dair yaptıkları incelemeler her ne kadar
takdire şayan ilmî araştırmaların mahsulü ise de
çoğu daha ziyade şehrin eski devirlerini
canlandırmak kaygısı ile yazılmış olduğundan
noksan ve gerçekten uzak bakışlarla kaleme alınmış
eserlerdir. Bu mahzurları gidermek ve tarihteki
boşlukları doldurmak işi şüphesiz, resmî kaynaklar
ve zamanında yetişmiş ve aynı muhitte yaşamış
güvenilir yazarların bırakmış oldukları eserleriyle
mümkün olabilir.
Bu hususta, Osmanlı arşivlerinde mahfuz resmî
vesikaların sağladığı malzemeden ve Türkçe
eserlerden maada, yerli Ermeni müelliflerin kendi
dillerinde kaleme almış oldukları yazma ve matbu
eserler, yukarıda işaret ettiğimiz gibi, yazıldıkları
zamanlara ait şahadetleriyle ayrıca ehemmiyetli
kaynaklardır. Bu bakımdan Eremya Çelebi
Kömürcüyan'ın, kendi zamanındaki (XVII. asır)
İstanbul'u bütün güzelliği ve halkın yaşayışı ile
canlandıran eserinden sonra, bu defa da diğer bir
Ermeni müellifin, aslen İstanbullu olan Ğugas
İncicyan'ın XVIII. asırdaki İstanbul'u tasvir eden
eserini sunmakla derin bir haz duymaktayım.
çok eser varsa da bunların içinde hususiyle Osmanlı
devrini canlandırmak bakımından yerli müelliflerin
eserlerinin ilk plana geldiği muhakkaktır. Yabancı
müelliflerin XV. asırdan itibaren İstanbul tarihine,
topografyasına, sosyal durumuna ve sanat
eserlerine dair yaptıkları incelemeler her ne kadar
takdire şayan ilmî araştırmaların mahsulü ise de
çoğu daha ziyade şehrin eski devirlerini
canlandırmak kaygısı ile yazılmış olduğundan
noksan ve gerçekten uzak bakışlarla kaleme alınmış
eserlerdir. Bu mahzurları gidermek ve tarihteki
boşlukları doldurmak işi şüphesiz, resmî kaynaklar
ve zamanında yetişmiş ve aynı muhitte yaşamış
güvenilir yazarların bırakmış oldukları eserleriyle
mümkün olabilir.
Bu hususta, Osmanlı arşivlerinde mahfuz resmî
vesikaların sağladığı malzemeden ve Türkçe
eserlerden maada, yerli Ermeni müelliflerin kendi
dillerinde kaleme almış oldukları yazma ve matbu
eserler, yukarıda işaret ettiğimiz gibi, yazıldıkları
zamanlara ait şahadetleriyle ayrıca ehemmiyetli
kaynaklardır. Bu bakımdan Eremya Çelebi
Kömürcüyan'ın, kendi zamanındaki (XVII. asır)
İstanbul'u bütün güzelliği ve halkın yaşayışı ile
canlandıran eserinden sonra, bu defa da diğer bir
Ermeni müellifin, aslen İstanbullu olan Ğugas
İncicyan'ın XVIII. asırdaki İstanbul'u tasvir eden
eserini sunmakla derin bir haz duymaktayım.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 197,10 | 197,10 |
| 2 | 98,55 | 197,10 |
| 3 | 65,70 | 197,10 |
| 4 | 49,28 | 197,10 |
| 5 | 39,42 | 197,10 |
| 6 | 32,85 | 197,10 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.