9786253837792
900772
https://www.sehadetkitap.com/urun/canakkale-cephesinde-alman-hans-pasanin-hatirati
Çanakkale Cephesi'nde Alman Hans Paşa'nın Hatıratı
176.8
1915 baharında Çanakkale Boğazı, donanmanın ateşiyle açılamayınca savaş Gelibolu'nun dar sırtlarına, vadilerine ve kıyılarına taşındı. İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin hedefi İstanbul'a uzanan yolu açmaktı; karşılarında ise Balkan Savaşları'nın kayıplarını henüz telafi edememiş, mühimmat ve ulaşım imkânları sınırlı bir Osmanlı ordusu vardı. Deniz harekâtından 25 Nisan çıkarmalarına, Arıburnu'ndan Kirte ve Anafartalar'a uzanan mücadele, birkaç kilometrelik araziyi aylar süren bir ölüm kalım sahasına çevirdi. Ocak 1916'ya gelindiğinde İtilaf kuvvetleri yarımadayı terk etmiş, Boğaz geçilememişti.
Hans Kannengiesser Paşa savaşın başlangıcında Harbiye Nezaretinde görev yapıyor; kısa süre sonra kendisini Gelibolu'ya giden bir nakliye gemisinde, İngiliz denizaltılarının torpidoları arasında buluyordu. Cephede tümen ve kolordu düzeyinde görev alırken Kirte siperlerini, Conkbayırı ve Kocaçimentepe çevresindeki kritik saatleri, Anafartalar'daki yeni çıkarmaları ve aylar sonra gelen tahliyeyi yakından izledi. Anlatısında savaş haritalardaki oklardan ibaret değildir: cephane hesabı, susuzluk, kavurucu sıcak, ceset kokusu, yetersiz yollar, gece taşınan ikmal kolları ve birkaç yüz metre için tekrar tekrar verilen emirler aynı askerî tablonun parçalarıdır. Komuta kademesindeki kararlar kadar, haftalarca ön hattan çekilmeyen birliklerin fiziksel dayanma sınırları da anlatının merkezinde kalır.
Osmanlı ordusunda görev yapan bir Alman subayı olarak Kannengiesser'in bakışı, Türk-Alman askerî ilişkilerinin içinden gelir ve kendi döneminin siyasi kabullerini açıkça taşır. Liman von Sanders, Enver Paşa, Esat Paşa ve Mustafa Kemal Bey gibi komutanlar onun anlatısında soyut tarih kişileri değil, kararları cephede hemen karşılık bulan askerlerdir. Yazar, kapsamlı bir askerî tarih yazmadığını özellikle belirtir; kendi notlarını, silah arkadaşlarının günlüklerini ve ulaşabildiği raporları esas alarak gördükleriyle sonradan öğrendiklerini bir araya getirir. 1927'de yayımlanan metin, Çanakkale Savaşı'nın nasıl kazanıldığı sorusuna bir Alman komutanın mevzisinden verilen, yer yer tartışmaya açık fakat belirgin biçimde askerî bir cevaptır.
Hans Kannengiesser Paşa savaşın başlangıcında Harbiye Nezaretinde görev yapıyor; kısa süre sonra kendisini Gelibolu'ya giden bir nakliye gemisinde, İngiliz denizaltılarının torpidoları arasında buluyordu. Cephede tümen ve kolordu düzeyinde görev alırken Kirte siperlerini, Conkbayırı ve Kocaçimentepe çevresindeki kritik saatleri, Anafartalar'daki yeni çıkarmaları ve aylar sonra gelen tahliyeyi yakından izledi. Anlatısında savaş haritalardaki oklardan ibaret değildir: cephane hesabı, susuzluk, kavurucu sıcak, ceset kokusu, yetersiz yollar, gece taşınan ikmal kolları ve birkaç yüz metre için tekrar tekrar verilen emirler aynı askerî tablonun parçalarıdır. Komuta kademesindeki kararlar kadar, haftalarca ön hattan çekilmeyen birliklerin fiziksel dayanma sınırları da anlatının merkezinde kalır.
Osmanlı ordusunda görev yapan bir Alman subayı olarak Kannengiesser'in bakışı, Türk-Alman askerî ilişkilerinin içinden gelir ve kendi döneminin siyasi kabullerini açıkça taşır. Liman von Sanders, Enver Paşa, Esat Paşa ve Mustafa Kemal Bey gibi komutanlar onun anlatısında soyut tarih kişileri değil, kararları cephede hemen karşılık bulan askerlerdir. Yazar, kapsamlı bir askerî tarih yazmadığını özellikle belirtir; kendi notlarını, silah arkadaşlarının günlüklerini ve ulaşabildiği raporları esas alarak gördükleriyle sonradan öğrendiklerini bir araya getirir. 1927'de yayımlanan metin, Çanakkale Savaşı'nın nasıl kazanıldığı sorusuna bir Alman komutanın mevzisinden verilen, yer yer tartışmaya açık fakat belirgin biçimde askerî bir cevaptır.
1915 baharında Çanakkale Boğazı, donanmanın ateşiyle açılamayınca savaş Gelibolu'nun dar sırtlarına, vadilerine ve kıyılarına taşındı. İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin hedefi İstanbul'a uzanan yolu açmaktı; karşılarında ise Balkan Savaşları'nın kayıplarını henüz telafi edememiş, mühimmat ve ulaşım imkânları sınırlı bir Osmanlı ordusu vardı. Deniz harekâtından 25 Nisan çıkarmalarına, Arıburnu'ndan Kirte ve Anafartalar'a uzanan mücadele, birkaç kilometrelik araziyi aylar süren bir ölüm kalım sahasına çevirdi. Ocak 1916'ya gelindiğinde İtilaf kuvvetleri yarımadayı terk etmiş, Boğaz geçilememişti.
Hans Kannengiesser Paşa savaşın başlangıcında Harbiye Nezaretinde görev yapıyor; kısa süre sonra kendisini Gelibolu'ya giden bir nakliye gemisinde, İngiliz denizaltılarının torpidoları arasında buluyordu. Cephede tümen ve kolordu düzeyinde görev alırken Kirte siperlerini, Conkbayırı ve Kocaçimentepe çevresindeki kritik saatleri, Anafartalar'daki yeni çıkarmaları ve aylar sonra gelen tahliyeyi yakından izledi. Anlatısında savaş haritalardaki oklardan ibaret değildir: cephane hesabı, susuzluk, kavurucu sıcak, ceset kokusu, yetersiz yollar, gece taşınan ikmal kolları ve birkaç yüz metre için tekrar tekrar verilen emirler aynı askerî tablonun parçalarıdır. Komuta kademesindeki kararlar kadar, haftalarca ön hattan çekilmeyen birliklerin fiziksel dayanma sınırları da anlatının merkezinde kalır.
Osmanlı ordusunda görev yapan bir Alman subayı olarak Kannengiesser'in bakışı, Türk-Alman askerî ilişkilerinin içinden gelir ve kendi döneminin siyasi kabullerini açıkça taşır. Liman von Sanders, Enver Paşa, Esat Paşa ve Mustafa Kemal Bey gibi komutanlar onun anlatısında soyut tarih kişileri değil, kararları cephede hemen karşılık bulan askerlerdir. Yazar, kapsamlı bir askerî tarih yazmadığını özellikle belirtir; kendi notlarını, silah arkadaşlarının günlüklerini ve ulaşabildiği raporları esas alarak gördükleriyle sonradan öğrendiklerini bir araya getirir. 1927'de yayımlanan metin, Çanakkale Savaşı'nın nasıl kazanıldığı sorusuna bir Alman komutanın mevzisinden verilen, yer yer tartışmaya açık fakat belirgin biçimde askerî bir cevaptır.
Hans Kannengiesser Paşa savaşın başlangıcında Harbiye Nezaretinde görev yapıyor; kısa süre sonra kendisini Gelibolu'ya giden bir nakliye gemisinde, İngiliz denizaltılarının torpidoları arasında buluyordu. Cephede tümen ve kolordu düzeyinde görev alırken Kirte siperlerini, Conkbayırı ve Kocaçimentepe çevresindeki kritik saatleri, Anafartalar'daki yeni çıkarmaları ve aylar sonra gelen tahliyeyi yakından izledi. Anlatısında savaş haritalardaki oklardan ibaret değildir: cephane hesabı, susuzluk, kavurucu sıcak, ceset kokusu, yetersiz yollar, gece taşınan ikmal kolları ve birkaç yüz metre için tekrar tekrar verilen emirler aynı askerî tablonun parçalarıdır. Komuta kademesindeki kararlar kadar, haftalarca ön hattan çekilmeyen birliklerin fiziksel dayanma sınırları da anlatının merkezinde kalır.
Osmanlı ordusunda görev yapan bir Alman subayı olarak Kannengiesser'in bakışı, Türk-Alman askerî ilişkilerinin içinden gelir ve kendi döneminin siyasi kabullerini açıkça taşır. Liman von Sanders, Enver Paşa, Esat Paşa ve Mustafa Kemal Bey gibi komutanlar onun anlatısında soyut tarih kişileri değil, kararları cephede hemen karşılık bulan askerlerdir. Yazar, kapsamlı bir askerî tarih yazmadığını özellikle belirtir; kendi notlarını, silah arkadaşlarının günlüklerini ve ulaşabildiği raporları esas alarak gördükleriyle sonradan öğrendiklerini bir araya getirir. 1927'de yayımlanan metin, Çanakkale Savaşı'nın nasıl kazanıldığı sorusuna bir Alman komutanın mevzisinden verilen, yer yer tartışmaya açık fakat belirgin biçimde askerî bir cevaptır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.