Hutbe;Sarayın Yasakladığı İttihat Terakki'nin Propaganda Kitabı

Stok Kodu:
9786253838157
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
60
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-10
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
%37 indirimli
174,00
109,62
Havale/EFT ile: 106,33
9786253838157
905661
Hutbe;Sarayın Yasakladığı İttihat Terakki'nin Propaganda Kitabı
Hutbe;Sarayın Yasakladığı İttihat Terakki'nin Propaganda Kitabı
109.62
Bir hutbe, padişahın otoritesine karşı siyasi bir silaha dönüşebilir miydi? II. Abdülhamit yönetiminin basını, düşünceyi ve muhalefeti sıkı denetim altında tuttuğu yıllarda Tunalı Hilmi Bey, mücadelesini Cenevre'de basılan risalelerle sürdürdü. İttihat ve Terakki çevresinde yetişmişti; ancak sarayın karşısına yalnızca aydınların değil, halkın da çıkmasını istiyordu. Bunun için en alışılmış dinî hitap biçimini seçti: Hutbe.
Gizlice Osmanlı topraklarına sokulan Hutbeler, hükümdarın yetkilerini, din âlimlerinin sorumluluğunu ve halkın yönetime karşı haklarını tartışmaya açıyordu. Saraya bağlı ulemanın sessizliği sorgulanıyor, meşrutiyet ve adalet talepleri ayetler, hadisler ve İslam siyaset düşüncesinin kavramlarıyla savunuluyordu. Yabancı postaneler, gizli dağıtım ağları ve medrese odaları, sansürün engelleyemediği bir siyasi haberleşmenin parçaları hâline gelmişti. Sarayın susturmak istediği söz, bu kez dinin kendi diliyle konuşuyordu.
Tunalı Hilmi Bey, Jön Türk hareketinin seçkinci siyaset anlayışıyla arasına mesafe koyarken halkın inançlarını siyasi değişimin dışında bırakmayı da reddetti. Hutbelerdeki hükümdar, hukuk ve millet iradesi tartışmaları, onun Cumhuriyet yıllarında savunduğu halk egemenliği ve Türkçe dinî hitabet düşünceleriyle birlikte değerlendirilebilir. Metinlerin sertliği, dönemin muhalefet dilini; dinî gerekçeleri ise meşrutiyet mücadelesinin toplumla nasıl ilişki kurmaya çalıştığını anlamaya imkân verir. Böylece 19. yüzyıl sonundaki Osmanlı siyasi mücadelesinin pek az konuşulan bir meselesi belirir: İktidarın meşruiyetini savunmak için başvurduğu dinî söylem, aynı iktidara karşı da kullanılabilirdi.
Bir hutbe, padişahın otoritesine karşı siyasi bir silaha dönüşebilir miydi? II. Abdülhamit yönetiminin basını, düşünceyi ve muhalefeti sıkı denetim altında tuttuğu yıllarda Tunalı Hilmi Bey, mücadelesini Cenevre'de basılan risalelerle sürdürdü. İttihat ve Terakki çevresinde yetişmişti; ancak sarayın karşısına yalnızca aydınların değil, halkın da çıkmasını istiyordu. Bunun için en alışılmış dinî hitap biçimini seçti: Hutbe.
Gizlice Osmanlı topraklarına sokulan Hutbeler, hükümdarın yetkilerini, din âlimlerinin sorumluluğunu ve halkın yönetime karşı haklarını tartışmaya açıyordu. Saraya bağlı ulemanın sessizliği sorgulanıyor, meşrutiyet ve adalet talepleri ayetler, hadisler ve İslam siyaset düşüncesinin kavramlarıyla savunuluyordu. Yabancı postaneler, gizli dağıtım ağları ve medrese odaları, sansürün engelleyemediği bir siyasi haberleşmenin parçaları hâline gelmişti. Sarayın susturmak istediği söz, bu kez dinin kendi diliyle konuşuyordu.
Tunalı Hilmi Bey, Jön Türk hareketinin seçkinci siyaset anlayışıyla arasına mesafe koyarken halkın inançlarını siyasi değişimin dışında bırakmayı da reddetti. Hutbelerdeki hükümdar, hukuk ve millet iradesi tartışmaları, onun Cumhuriyet yıllarında savunduğu halk egemenliği ve Türkçe dinî hitabet düşünceleriyle birlikte değerlendirilebilir. Metinlerin sertliği, dönemin muhalefet dilini; dinî gerekçeleri ise meşrutiyet mücadelesinin toplumla nasıl ilişki kurmaya çalıştığını anlamaya imkân verir. Böylece 19. yüzyıl sonundaki Osmanlı siyasi mücadelesinin pek az konuşulan bir meselesi belirir: İktidarın meşruiyetini savunmak için başvurduğu dinî söylem, aynı iktidara karşı da kullanılabilirdi.
Iyzico İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
2 54,81    109,62   
3 36,54    109,62   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat