9786253837754
900771
https://www.sehadetkitap.com/urun/irak-mektuplari-osmanlinin-ingiliz-golgesindeki-irak-vilayetleri
Irak Mektupları;Osmanlı'nın İngiliz Gölgesindeki Irak Vilayetleri
176.8
XX. yüzyılın eşiğinde Irak, bir imparatorluğun uzak vilayeti olmaktan çok daha fazlasıdır: büyük devletlerin gözlerini çevirdiği, eski düzenin çözülmeye başladığı ve yaklaşan fırtınanın ilk işaretlerinin belirdiği bir coğrafyadır. Babanzâde İsmail Hakkı, İstanbul'dan Basra Körfezi'ne uzanan yolculuğunda bu toprakları bir seyyahın merakı, bir gazetecinin dikkati ve bir siyasetçinin keskin bakışıyla kayda geçirir. Irak Mektupları; şehirlerden çöllere, Dicle ve Fırat'tan aşiretlerin dünyasına uzanan canlı bir imparatorluk panoramasıdır.
Bağdat'ın sokakları, Basra'nın limanları, nehir yolları ve uçsuz bucaksız çöller boyunca aynı hakikat belirginleşir: Merkezin eli zayıflarken başka güçlerin gölgesi büyümektedir. İhmal edilen topraklar, bozulan güvenlik, aksayan idare ve Basra Körfezi'nde genişleyen İngiliz nüfuzu, Babanzâde'nin gözlemlerinde yaklaşan siyasi kırılmanın habercilerine dönüşür. Gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla büyük devletler arasındaki nüfuz mücadelesi böylece aynı tarihî manzaranın içinde birleşir.
Seyahatname ile siyasi tanıklık arasında duran Irak Mektupları, Osmanlı Irak'ının son yıllarına içeriden açılmış çarpıcı bir penceredir. Babanzâde yalnız gördüğü şehirleri ve insanları değil, bir coğrafyanın yavaş yavaş değişen kaderini de kayda geçirir. Onun satırlarında Irak, geçmişin ihtişamıyla geleceğin belirsizliği arasında bekleyen bir ülke; Basra ise yaklaşan fırtınanın sesinin en erken duyulduğu ufuktur.
Bağdat'ın sokakları, Basra'nın limanları, nehir yolları ve uçsuz bucaksız çöller boyunca aynı hakikat belirginleşir: Merkezin eli zayıflarken başka güçlerin gölgesi büyümektedir. İhmal edilen topraklar, bozulan güvenlik, aksayan idare ve Basra Körfezi'nde genişleyen İngiliz nüfuzu, Babanzâde'nin gözlemlerinde yaklaşan siyasi kırılmanın habercilerine dönüşür. Gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla büyük devletler arasındaki nüfuz mücadelesi böylece aynı tarihî manzaranın içinde birleşir.
Seyahatname ile siyasi tanıklık arasında duran Irak Mektupları, Osmanlı Irak'ının son yıllarına içeriden açılmış çarpıcı bir penceredir. Babanzâde yalnız gördüğü şehirleri ve insanları değil, bir coğrafyanın yavaş yavaş değişen kaderini de kayda geçirir. Onun satırlarında Irak, geçmişin ihtişamıyla geleceğin belirsizliği arasında bekleyen bir ülke; Basra ise yaklaşan fırtınanın sesinin en erken duyulduğu ufuktur.
XX. yüzyılın eşiğinde Irak, bir imparatorluğun uzak vilayeti olmaktan çok daha fazlasıdır: büyük devletlerin gözlerini çevirdiği, eski düzenin çözülmeye başladığı ve yaklaşan fırtınanın ilk işaretlerinin belirdiği bir coğrafyadır. Babanzâde İsmail Hakkı, İstanbul'dan Basra Körfezi'ne uzanan yolculuğunda bu toprakları bir seyyahın merakı, bir gazetecinin dikkati ve bir siyasetçinin keskin bakışıyla kayda geçirir. Irak Mektupları; şehirlerden çöllere, Dicle ve Fırat'tan aşiretlerin dünyasına uzanan canlı bir imparatorluk panoramasıdır.
Bağdat'ın sokakları, Basra'nın limanları, nehir yolları ve uçsuz bucaksız çöller boyunca aynı hakikat belirginleşir: Merkezin eli zayıflarken başka güçlerin gölgesi büyümektedir. İhmal edilen topraklar, bozulan güvenlik, aksayan idare ve Basra Körfezi'nde genişleyen İngiliz nüfuzu, Babanzâde'nin gözlemlerinde yaklaşan siyasi kırılmanın habercilerine dönüşür. Gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla büyük devletler arasındaki nüfuz mücadelesi böylece aynı tarihî manzaranın içinde birleşir.
Seyahatname ile siyasi tanıklık arasında duran Irak Mektupları, Osmanlı Irak'ının son yıllarına içeriden açılmış çarpıcı bir penceredir. Babanzâde yalnız gördüğü şehirleri ve insanları değil, bir coğrafyanın yavaş yavaş değişen kaderini de kayda geçirir. Onun satırlarında Irak, geçmişin ihtişamıyla geleceğin belirsizliği arasında bekleyen bir ülke; Basra ise yaklaşan fırtınanın sesinin en erken duyulduğu ufuktur.
Bağdat'ın sokakları, Basra'nın limanları, nehir yolları ve uçsuz bucaksız çöller boyunca aynı hakikat belirginleşir: Merkezin eli zayıflarken başka güçlerin gölgesi büyümektedir. İhmal edilen topraklar, bozulan güvenlik, aksayan idare ve Basra Körfezi'nde genişleyen İngiliz nüfuzu, Babanzâde'nin gözlemlerinde yaklaşan siyasi kırılmanın habercilerine dönüşür. Gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla büyük devletler arasındaki nüfuz mücadelesi böylece aynı tarihî manzaranın içinde birleşir.
Seyahatname ile siyasi tanıklık arasında duran Irak Mektupları, Osmanlı Irak'ının son yıllarına içeriden açılmış çarpıcı bir penceredir. Babanzâde yalnız gördüğü şehirleri ve insanları değil, bir coğrafyanın yavaş yavaş değişen kaderini de kayda geçirir. Onun satırlarında Irak, geçmişin ihtişamıyla geleceğin belirsizliği arasında bekleyen bir ülke; Basra ise yaklaşan fırtınanın sesinin en erken duyulduğu ufuktur.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.