9786255054661
905650
https://www.sehadetkitap.com/urun/turkiye-avrupa-birligi-iliskileri-ve-turk-dis-politikasinin-donusumu-1957-2026
Türkiye–Avrupa Birliği İlişkileri ve Türk Dış Politikasının Dönüşümü (1957–2026)
1180
Hiçbir ülke, bir birliğin kapısında yetmiş yıl beklemedi. Hiçbir aday, hem bu kadar içeride hem bu kadar dışarıda tutulmadı.
1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kapısını çalan Türkiye, dünya diplomasi tarihinin en uzun ve en çelişkili adaylık hikâyesini yaşadı: Ankara Anlaşması imzalandı, bir gümrük birliği kuruldu, müzakereler açıldı ve donduruldu. Türkiye, Avrupa'nın iç pazarına eklemlenmiş fakat karar masasından uzak tutulmuş; güvenliğine ortak edilmiş fakat kurumlarına yabancı bırakılmış tek ülke oldu. Avrupa birkaç kez dönüştü, kuşaklar değişti — ilişki ne tamamlanabildi ne de bitirilebildi. Peki neden?
Bu kitap, kolaycı iki cevabı da reddediyor: Ne "Avrupa bizi hiçbir zaman almayacak" ne de "Türkiye hiçbir zaman hazır olmayacak." Bunun yerine, 1957'den 2026'ya uzanan süreci binlerce sayfalık anlaşma, protokol, zirve kararı, yargı içtihadı ve ekonomik veriye dayanarak yeniden okuyor. Literatürün Brüksel merkezli anlatısını tersine çevirerek Türkiye'nin tezlerini — sözleşmesel haklarını, eşit muamele talebini, katkı kapasitesini ve Avrupa'nın kendi çoğulculuk iddiasına tuttuğu aynayı — analizin merkezine yerleştiriyor; fakat bunu bir savunu olarak değil, her iddiayı kanıtla sınayan, tezlerin zayıf düştüğü yeri de aynı dürüstlükle kaydeden bir muhasebe olarak yapıyor.
Gümrük Birliği'nin "temsilsiz yükümlülük" asimetrisinden fasıl blokajlarının anatomisine, Kıbrıs kilidinden göç mutabakatının pazarlığına, vize kuyruklarından savunma sanayii hamlesine uzanan bu muhasebe; hukuken açık tutulup siyaseten işletilmeyen üyelik yolunun ürettiği düzeni — kitabın kavramıyla "yapılandırılmış belirsizliği" — söküyor ve bu düzenin nasıl aşılabileceğini altı gelecek senaryosu ile somut politika önerileriyle tartışıyor.
Bu aynı zamanda bütünlüklü bir Türk dış politikası tarihidir: Johnson Mektubu'nun sarsıntısından tahıl koridorunun diplomasisine, tek eksenli bağımlılıktan stratejik özerklik arayışına uzanan büyük dönüşümün, Avrupa ekseninden hiç kopmayan anlatımı. Kronolojiler, belge dizinleri, karşılaştırmalı veriler ve kapsamlı ekleriyle kitap, hem bir anlatı hem bir başvuru eseri olarak tasarlandı.
Politika yapıcı için bir bilanço ve bir uyarı; akademisyen için bütünleşme kuramlarını sınayan bir vaka ve özgün bir kavramsal çerçeve; düşünen her okur için, iki toplumun iç içe geçmiş geleceği hakkında kolay teselli ve kolay öfke sunmayan dürüst bir anlatı.
Yetmiş yılın hükmü açıktır: Kapı hukuken hiç kapanmadı. Onu açacak olan, artık yalnızca siyasettir — ve siyaset, coğrafyanın çizdiği istikameti erteleyebilir, fakat asla iptal edemez.
1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kapısını çalan Türkiye, dünya diplomasi tarihinin en uzun ve en çelişkili adaylık hikâyesini yaşadı: Ankara Anlaşması imzalandı, bir gümrük birliği kuruldu, müzakereler açıldı ve donduruldu. Türkiye, Avrupa'nın iç pazarına eklemlenmiş fakat karar masasından uzak tutulmuş; güvenliğine ortak edilmiş fakat kurumlarına yabancı bırakılmış tek ülke oldu. Avrupa birkaç kez dönüştü, kuşaklar değişti — ilişki ne tamamlanabildi ne de bitirilebildi. Peki neden?
Bu kitap, kolaycı iki cevabı da reddediyor: Ne "Avrupa bizi hiçbir zaman almayacak" ne de "Türkiye hiçbir zaman hazır olmayacak." Bunun yerine, 1957'den 2026'ya uzanan süreci binlerce sayfalık anlaşma, protokol, zirve kararı, yargı içtihadı ve ekonomik veriye dayanarak yeniden okuyor. Literatürün Brüksel merkezli anlatısını tersine çevirerek Türkiye'nin tezlerini — sözleşmesel haklarını, eşit muamele talebini, katkı kapasitesini ve Avrupa'nın kendi çoğulculuk iddiasına tuttuğu aynayı — analizin merkezine yerleştiriyor; fakat bunu bir savunu olarak değil, her iddiayı kanıtla sınayan, tezlerin zayıf düştüğü yeri de aynı dürüstlükle kaydeden bir muhasebe olarak yapıyor.
Gümrük Birliği'nin "temsilsiz yükümlülük" asimetrisinden fasıl blokajlarının anatomisine, Kıbrıs kilidinden göç mutabakatının pazarlığına, vize kuyruklarından savunma sanayii hamlesine uzanan bu muhasebe; hukuken açık tutulup siyaseten işletilmeyen üyelik yolunun ürettiği düzeni — kitabın kavramıyla "yapılandırılmış belirsizliği" — söküyor ve bu düzenin nasıl aşılabileceğini altı gelecek senaryosu ile somut politika önerileriyle tartışıyor.
Bu aynı zamanda bütünlüklü bir Türk dış politikası tarihidir: Johnson Mektubu'nun sarsıntısından tahıl koridorunun diplomasisine, tek eksenli bağımlılıktan stratejik özerklik arayışına uzanan büyük dönüşümün, Avrupa ekseninden hiç kopmayan anlatımı. Kronolojiler, belge dizinleri, karşılaştırmalı veriler ve kapsamlı ekleriyle kitap, hem bir anlatı hem bir başvuru eseri olarak tasarlandı.
Politika yapıcı için bir bilanço ve bir uyarı; akademisyen için bütünleşme kuramlarını sınayan bir vaka ve özgün bir kavramsal çerçeve; düşünen her okur için, iki toplumun iç içe geçmiş geleceği hakkında kolay teselli ve kolay öfke sunmayan dürüst bir anlatı.
Yetmiş yılın hükmü açıktır: Kapı hukuken hiç kapanmadı. Onu açacak olan, artık yalnızca siyasettir — ve siyaset, coğrafyanın çizdiği istikameti erteleyebilir, fakat asla iptal edemez.
Hiçbir ülke, bir birliğin kapısında yetmiş yıl beklemedi. Hiçbir aday, hem bu kadar içeride hem bu kadar dışarıda tutulmadı.
1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kapısını çalan Türkiye, dünya diplomasi tarihinin en uzun ve en çelişkili adaylık hikâyesini yaşadı: Ankara Anlaşması imzalandı, bir gümrük birliği kuruldu, müzakereler açıldı ve donduruldu. Türkiye, Avrupa'nın iç pazarına eklemlenmiş fakat karar masasından uzak tutulmuş; güvenliğine ortak edilmiş fakat kurumlarına yabancı bırakılmış tek ülke oldu. Avrupa birkaç kez dönüştü, kuşaklar değişti — ilişki ne tamamlanabildi ne de bitirilebildi. Peki neden?
Bu kitap, kolaycı iki cevabı da reddediyor: Ne "Avrupa bizi hiçbir zaman almayacak" ne de "Türkiye hiçbir zaman hazır olmayacak." Bunun yerine, 1957'den 2026'ya uzanan süreci binlerce sayfalık anlaşma, protokol, zirve kararı, yargı içtihadı ve ekonomik veriye dayanarak yeniden okuyor. Literatürün Brüksel merkezli anlatısını tersine çevirerek Türkiye'nin tezlerini — sözleşmesel haklarını, eşit muamele talebini, katkı kapasitesini ve Avrupa'nın kendi çoğulculuk iddiasına tuttuğu aynayı — analizin merkezine yerleştiriyor; fakat bunu bir savunu olarak değil, her iddiayı kanıtla sınayan, tezlerin zayıf düştüğü yeri de aynı dürüstlükle kaydeden bir muhasebe olarak yapıyor.
Gümrük Birliği'nin "temsilsiz yükümlülük" asimetrisinden fasıl blokajlarının anatomisine, Kıbrıs kilidinden göç mutabakatının pazarlığına, vize kuyruklarından savunma sanayii hamlesine uzanan bu muhasebe; hukuken açık tutulup siyaseten işletilmeyen üyelik yolunun ürettiği düzeni — kitabın kavramıyla "yapılandırılmış belirsizliği" — söküyor ve bu düzenin nasıl aşılabileceğini altı gelecek senaryosu ile somut politika önerileriyle tartışıyor.
Bu aynı zamanda bütünlüklü bir Türk dış politikası tarihidir: Johnson Mektubu'nun sarsıntısından tahıl koridorunun diplomasisine, tek eksenli bağımlılıktan stratejik özerklik arayışına uzanan büyük dönüşümün, Avrupa ekseninden hiç kopmayan anlatımı. Kronolojiler, belge dizinleri, karşılaştırmalı veriler ve kapsamlı ekleriyle kitap, hem bir anlatı hem bir başvuru eseri olarak tasarlandı.
Politika yapıcı için bir bilanço ve bir uyarı; akademisyen için bütünleşme kuramlarını sınayan bir vaka ve özgün bir kavramsal çerçeve; düşünen her okur için, iki toplumun iç içe geçmiş geleceği hakkında kolay teselli ve kolay öfke sunmayan dürüst bir anlatı.
Yetmiş yılın hükmü açıktır: Kapı hukuken hiç kapanmadı. Onu açacak olan, artık yalnızca siyasettir — ve siyaset, coğrafyanın çizdiği istikameti erteleyebilir, fakat asla iptal edemez.
1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kapısını çalan Türkiye, dünya diplomasi tarihinin en uzun ve en çelişkili adaylık hikâyesini yaşadı: Ankara Anlaşması imzalandı, bir gümrük birliği kuruldu, müzakereler açıldı ve donduruldu. Türkiye, Avrupa'nın iç pazarına eklemlenmiş fakat karar masasından uzak tutulmuş; güvenliğine ortak edilmiş fakat kurumlarına yabancı bırakılmış tek ülke oldu. Avrupa birkaç kez dönüştü, kuşaklar değişti — ilişki ne tamamlanabildi ne de bitirilebildi. Peki neden?
Bu kitap, kolaycı iki cevabı da reddediyor: Ne "Avrupa bizi hiçbir zaman almayacak" ne de "Türkiye hiçbir zaman hazır olmayacak." Bunun yerine, 1957'den 2026'ya uzanan süreci binlerce sayfalık anlaşma, protokol, zirve kararı, yargı içtihadı ve ekonomik veriye dayanarak yeniden okuyor. Literatürün Brüksel merkezli anlatısını tersine çevirerek Türkiye'nin tezlerini — sözleşmesel haklarını, eşit muamele talebini, katkı kapasitesini ve Avrupa'nın kendi çoğulculuk iddiasına tuttuğu aynayı — analizin merkezine yerleştiriyor; fakat bunu bir savunu olarak değil, her iddiayı kanıtla sınayan, tezlerin zayıf düştüğü yeri de aynı dürüstlükle kaydeden bir muhasebe olarak yapıyor.
Gümrük Birliği'nin "temsilsiz yükümlülük" asimetrisinden fasıl blokajlarının anatomisine, Kıbrıs kilidinden göç mutabakatının pazarlığına, vize kuyruklarından savunma sanayii hamlesine uzanan bu muhasebe; hukuken açık tutulup siyaseten işletilmeyen üyelik yolunun ürettiği düzeni — kitabın kavramıyla "yapılandırılmış belirsizliği" — söküyor ve bu düzenin nasıl aşılabileceğini altı gelecek senaryosu ile somut politika önerileriyle tartışıyor.
Bu aynı zamanda bütünlüklü bir Türk dış politikası tarihidir: Johnson Mektubu'nun sarsıntısından tahıl koridorunun diplomasisine, tek eksenli bağımlılıktan stratejik özerklik arayışına uzanan büyük dönüşümün, Avrupa ekseninden hiç kopmayan anlatımı. Kronolojiler, belge dizinleri, karşılaştırmalı veriler ve kapsamlı ekleriyle kitap, hem bir anlatı hem bir başvuru eseri olarak tasarlandı.
Politika yapıcı için bir bilanço ve bir uyarı; akademisyen için bütünleşme kuramlarını sınayan bir vaka ve özgün bir kavramsal çerçeve; düşünen her okur için, iki toplumun iç içe geçmiş geleceği hakkında kolay teselli ve kolay öfke sunmayan dürüst bir anlatı.
Yetmiş yılın hükmü açıktır: Kapı hukuken hiç kapanmadı. Onu açacak olan, artık yalnızca siyasettir — ve siyaset, coğrafyanın çizdiği istikameti erteleyebilir, fakat asla iptal edemez.
Iyzico İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 590,00 | 1.180,00 |
| 3 | 393,33 | 1.180,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.