9786253837778
900770
https://www.sehadetkitap.com/urun/hilafetten-ulus-devlete-modern-turkiyenin-dogusu-1925
Hilafetten Ulus Devlete: Modern Türkiye'nin Doğuşu (1925)
149.6
Altı yüzyıllık bir imparatorluk çekilirken gerisinde de çözülmekte olan bir dünya düzeni bırakıyordu. Hilafetin gölgesinde biçimlenen eski siyasal yapı tarihe karışırken Anadolu'nun merkezinde yeni bir devlet, yeni bir egemenlik anlayışı ve geçmişle kurulacak yeni bir ilişkinin sancıları doğuyordu. Hilafetin kaldırılmasıyla yüzyıllardır siyaset ile din arasında kurulan bağ çözülürken Türk milliyetçiliği, imparatorluğun çok katmanlı mirası arasından yeni bir siyasal kimlik çıkarmaya girişir. Batı'nın yüzyıllardır "Doğu Meselesi" adı altında tartıştığı coğrafya artık kendi geleceğini başkalarının diplomatik hesaplarına bırakmak istememektedir. Cumhuriyet reformları, millî egemenlik, modern eğitim ve İslam dünyasının geleceği aynı tarihsel hesaplaşmanın farklı yüzleri olarak belirir. Böylece Türkiye'de yaşanan dönüşüm, yalnızca bir milletin kaderini değil, Doğu ile Batı arasındaki kadim güç dengesini de sarsan bir hadise hâline gelir.
1925'te kaleme alınan bu eser, bugün sonucunu bildiğimiz bir devrime henüz geleceği bilinmezken bakmanın çarpıcı tanıklığını taşır. Vályi'nin karşısında, bir yanda yüzyılların ağırlığını taşıyan hilafet ve imparatorluk mirası, öte yanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmeye kararlı yeni bir Türkiye vardır. Eski dünyanın kurumları birer birer çözülürken asıl soru giderek belirginleşir: Türkiye yalnızca geçmişinden mi ayrılmaktadır, yoksa İslam dünyasının modern çağdaki yerini de yeniden mi tarif etmektedir? Hilafetten Ulus Devlete: Modern Türkiye'nin Doğuşu, işte bu eşiğin üzerinde duran bir ülkenin eski dünyadan çıkıp yeni bir çağa doğru attığı sert, tartışmalı ve geri dönüşsüz adımların hikâyesidir.
1925'te kaleme alınan bu eser, bugün sonucunu bildiğimiz bir devrime henüz geleceği bilinmezken bakmanın çarpıcı tanıklığını taşır. Vályi'nin karşısında, bir yanda yüzyılların ağırlığını taşıyan hilafet ve imparatorluk mirası, öte yanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmeye kararlı yeni bir Türkiye vardır. Eski dünyanın kurumları birer birer çözülürken asıl soru giderek belirginleşir: Türkiye yalnızca geçmişinden mi ayrılmaktadır, yoksa İslam dünyasının modern çağdaki yerini de yeniden mi tarif etmektedir? Hilafetten Ulus Devlete: Modern Türkiye'nin Doğuşu, işte bu eşiğin üzerinde duran bir ülkenin eski dünyadan çıkıp yeni bir çağa doğru attığı sert, tartışmalı ve geri dönüşsüz adımların hikâyesidir.
Altı yüzyıllık bir imparatorluk çekilirken gerisinde de çözülmekte olan bir dünya düzeni bırakıyordu. Hilafetin gölgesinde biçimlenen eski siyasal yapı tarihe karışırken Anadolu'nun merkezinde yeni bir devlet, yeni bir egemenlik anlayışı ve geçmişle kurulacak yeni bir ilişkinin sancıları doğuyordu. Hilafetin kaldırılmasıyla yüzyıllardır siyaset ile din arasında kurulan bağ çözülürken Türk milliyetçiliği, imparatorluğun çok katmanlı mirası arasından yeni bir siyasal kimlik çıkarmaya girişir. Batı'nın yüzyıllardır "Doğu Meselesi" adı altında tartıştığı coğrafya artık kendi geleceğini başkalarının diplomatik hesaplarına bırakmak istememektedir. Cumhuriyet reformları, millî egemenlik, modern eğitim ve İslam dünyasının geleceği aynı tarihsel hesaplaşmanın farklı yüzleri olarak belirir. Böylece Türkiye'de yaşanan dönüşüm, yalnızca bir milletin kaderini değil, Doğu ile Batı arasındaki kadim güç dengesini de sarsan bir hadise hâline gelir.
1925'te kaleme alınan bu eser, bugün sonucunu bildiğimiz bir devrime henüz geleceği bilinmezken bakmanın çarpıcı tanıklığını taşır. Vályi'nin karşısında, bir yanda yüzyılların ağırlığını taşıyan hilafet ve imparatorluk mirası, öte yanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmeye kararlı yeni bir Türkiye vardır. Eski dünyanın kurumları birer birer çözülürken asıl soru giderek belirginleşir: Türkiye yalnızca geçmişinden mi ayrılmaktadır, yoksa İslam dünyasının modern çağdaki yerini de yeniden mi tarif etmektedir? Hilafetten Ulus Devlete: Modern Türkiye'nin Doğuşu, işte bu eşiğin üzerinde duran bir ülkenin eski dünyadan çıkıp yeni bir çağa doğru attığı sert, tartışmalı ve geri dönüşsüz adımların hikâyesidir.
1925'te kaleme alınan bu eser, bugün sonucunu bildiğimiz bir devrime henüz geleceği bilinmezken bakmanın çarpıcı tanıklığını taşır. Vályi'nin karşısında, bir yanda yüzyılların ağırlığını taşıyan hilafet ve imparatorluk mirası, öte yanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmeye kararlı yeni bir Türkiye vardır. Eski dünyanın kurumları birer birer çözülürken asıl soru giderek belirginleşir: Türkiye yalnızca geçmişinden mi ayrılmaktadır, yoksa İslam dünyasının modern çağdaki yerini de yeniden mi tarif etmektedir? Hilafetten Ulus Devlete: Modern Türkiye'nin Doğuşu, işte bu eşiğin üzerinde duran bir ülkenin eski dünyadan çıkıp yeni bir çağa doğru attığı sert, tartışmalı ve geri dönüşsüz adımların hikâyesidir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.