Derin Tarih Dergisi 37. Özel Sayı;Cihanı Titreten Dört Asırlık Saltanatın Kalbi: Topkapı Sarayı

Stok Kodu:
2770000059527
Boyut:
210-275-
Sayfa Sayısı:
320
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-11
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
300,00
Havale/EFT ile: 291,00
2770000059527
906295
Derin Tarih Dergisi 37. Özel Sayı;Cihanı Titreten Dört Asırlık Saltanatın Kalbi: Topkapı Sarayı
Derin Tarih Dergisi 37. Özel Sayı;Cihanı Titreten Dört Asırlık Saltanatın Kalbi: Topkapı Sarayı
300
CİHANI TİTRETEN DÖRT ASIRLIK SALTANATIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI
"Biz sarayın ilk avlusuna girdiğimiz zaman güzel binalarla karşılaştık. Bunların içinde, Prag sarayının karşısında olduğu gibi, saray sanatkârlarının atölyeleri bulunmaktadır. Bu avlunun ötesine vardığımızda, kapıdakilere benzeyen bir takım askerin daha saygı duruşunda olduğunu gördük. Burada atlardan inmek zorunluluğu vardır. Çünkü Padişahın konakladığı dairelerin bulunduğu üçüncü avluya hiçbir atlının girmesine müsaade edilmez, en büyük devlet adamı bile ikinci avluda atından inerek saraya yaya olarak girer.
İkinci avluda, binek takımları gümüş ve değerli taşlarla ve inci el işleriyle süslü takımlarını pırıl pırıl parlatıyordu. Elçilerin Hünkâr tarafından kabulleri töreni sırasında, ikinci avludaki bütün bu atlar üst ve başları çok düzgün, bakımlı bir takım özel at uşakları tarafından muhafaza ediliyordu. Elçi efendilerimiz, ikinci avluda atlarından indikten sonra yaya olarak kabul salonuna yöneldiler ve hemen burada Hünkârın özel danışmanları iki paşa tarafından karşılanarak kendilerine "hoş geldiniz" denildi. Bu avluda da yüzlerce yeniçeri selam ve saygı duruşundaydılar. Paşalar, elçileri divana götürdüler, bizler ise avluda kaldık.
Padişah ile karşılaşınca kendisine söylenecek sözler Divân-ı Hümayun'daki vezirlere açıklandı, onlar da şimdi işittiklerinden başka hiçbir şeyin söylenilmemesi gerektiğini elçilere bildirdiler. Önce iki paşa, elleri göbekleri üzerinde kavuşmuş olarak divandan çıktılar ve Padişaha elçilerin geldiklerini bildirmek üzere gittiler. Bu üçüncü avlu büyük ve temiz bir yer olup Padişaha ayrılmış daireler tam büyük kapının karşısındadır. Bunun sağ ve solunda ve hatta kapının bulunduğu yanda başka daireler vardır…"
Kutsal Roma Germen İmparatoru II. Rudolf (1552-1612) tarafından 1591'de İstanbul'a gönderilen Habsburg elçilik heyetinin en genç üyesi Baron Wenceslas Wratislaw (1576-1635), Topkapı Sarayı'nda ilk kez karşılanışlarını böyle anlatmıştı. Sarayın inşasının tamamlandığı 1478'den tamamen terk edilmeye başladığı 1826 ve sonrasına dek, sayısız Batılı elçi, diplomat ve esir, o dönemde dünyanın yönetildiği Topkapı Sarayı'nı temaşa etmişti. Tüm bu ziyaretlerin anlatıldığı günlükler, notlar, mektuplar, diplomatik raporlar ve seyahatnameler, Batılı zihinlerde Doğu'ya ve Osmanlı'ya dair muhayyilenin şekillenmesinde kritik bir rol oynadı. Kaleme alınan metinlerin içine bolca uydurma, hayal ve hatta karalama unsuru da karışınca, merkezinde saraydaki yaşamın yer aldığı oryantalist bir tablo ortaya çıktı.
Peki, dört asra yakın bir süre hanedana ev sahipliği yapmasının yanı sıra, imparatorluğun istikametini belirleyen en kritik kararların da alındığı Topkapı Sarayı, gerçekte nasıl bir yerdi? Mimarisinden aksâmına, sarayın Osmanlı tarihindeki rolü neydi? Hanedanın burada sürdüğü yaşam ve onun etrafında gerçekleşen kritik hadiseler, Osmanlı tarihinin akışında hangi dönüm noktalarını şekillendirdi? Bugün gördüğümüz Topkapı Sarayı, sayısız dönüşümlerin, değişimlerin ve restorasyonların ardından hangi şekle büründü? Saray, bugün avlularını, odalarını, köşklerini ve sofalarını adımlayan bir ziyaretçiye ne söyler? Topkapı Sarayı gezilirken nerelere odaklanmalı, hangi köşesinde neye kulak kabartmalıdır?
Tüm bu ve benzeri soruların cevabını sahasında uzman isimlerden almak üzere, Derin Tarih'in 37. özel sayısında Topkapı Sarayı dosyasıyla okurlarımızın karşısındayız. Her aşamasında bizi heyecanlandıran bir sayı oldu. Kıymetli okurlarımızın da aynı kanaate ulaşacağından eminiz.
Yeni özel sayılarımızda buluşmak üzere…
NELER VAR?
Topkapı Sarayı'nın Osmanlı yönetim merkezi olarak önemini Prof. Dr. Fahameddin Başar yazdı.
Osmanlı mirasının yanı sıra İstanbul'un mazisinin izlerini de bünyesinde barındıran Topkapı Sarayı'nın dününü ve bugününü Dr. Sinan Genim değerlendirdi.
Sarayın dışa açılan yüzü olan Bîrun teşkilatının bilinmeyenlerine Prof. Dr. Abdülkadir Özcan'dan öğrendik.
Eğitimle hizmeti, bilgiyle terbiyeyi, bedenî kabiliyetlerle sanat ve meslek eğitimini aynı hayat düzeni içerisinde birleştirildiği Enderûn-ı Hümâyun teşkilatına dair dikkat çekici detaylarına Prof. Dr. Mehmet İpşirli ile yakından baktık.
Sarayın karar ve kayıt merkezi olan Divân-ı Hümâyun'u ve burada gerçekleşen merasimleri Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak satırlarına taşıdı.
Asırlar boyunca egzotik hikâyelerin ve mahremiyet perdesinin ardında tasvir edilen Harem-i Hümâyun'un gerçekte nasıl bir mekân olduğunu Prof. Dr. Emine Dingeç aydınlığa kavuşturdu.
Topkapı Sarayı'nda gerçekleştirilen elçi kabul merasimlerinin detaylarını Dr. İbrahim Yıldırım yazdı.
Altın, mücevher ve kıymetli eşyaların biriktirildiği kapalı bir servet deposundan çok daha fazlası olan Hazine-i Hümâyun'un Osmanlı devlet teşkilâtındaki kurumsal önemine Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak değindi.
Başlangıçta padişahın özel hizmetlerinin yürütüldüğü ve ona en yakın saray görevlilerinin hizmet verdiği seçkin bir birim olarak işlev gören Has Oda'nın zaman içinde geçirdiği dönüşümü Prof. Dr. Süreyya Eroğlu Bilgin kaleme aldı.
Sarayın muhtelif bölümlerinde ve hazinede bulunan kitapların kullanılması ve muhafazası için inşa edilen III. Ahmed Kütüphanesi'nin inşa sürecini önemini Prof. Dr. İsmail E. Erünsal yazdı.
Sarayda adeta bir görsel şölene dönüşen cülûs ve kılıç kuşanma törenlerinin ilgi çekici detaylarını Prof. Dr. Abdülkadir Özcan'dan öğrendik.
Asırlar boyunca büyük bir hürmet ve ihtimamla muhafaza edilen Mukaddes Emanetler ve Hırka-i Saâdet Dairesi'nin Osmanlı dinî ve kültürel dünyasındaki müstesna yerini Topkapı Sarayı Müzesi Silahlar ve Mukaddes Emanetler Bölümü eski sorumlusu ve müdür yardımcısı Hilmi Aydın'ın kaleminden okuduk.
Mekke Emîri Şerif Hüseyin'in Hicaz bölgesini ele geçirmesi üzerine, Medine'deki Kutsal Emanetler'in Fahreddin Paşa'nın riyasetinde 1917 Topkapı Sarayı'na nasıl getirildiğini Abdulmecid Şentürk satırlarına taşıdı.
Topkapı Sarayı'nın, zamanla yangınlar ve demiryolu inşası gibi sebeplerle bir kısmı yıkılan ve günümüzde ayakta olan köşklerini Mirza Mahmut Demir yazdı.
Avrupalıların gözündeki Topkapı Sarayı imgesini seyyah, elçi ve ressamların eserleri üzerinden Metin Taha Yılmaz değerlendirdi.
Padişah sofrasından elçi ziyafetlerine kadar sarayın tüm yeme içme hayatını Priscilla Mary Işın konu edindi.
Sarayın müzeye dönüştürülmesinden sonra karşılaştığı güçlükleri, korunması uğruna gösterilen fedakârlıkları, Mukaddes Emanetler'in hikâyesini ve geçmişten günümüze yaşanan değişimleri Topkapı Sarayı'nda 15 yıl müze uzmanı olarak çalışan Hilmi Aydın ile konuştuk.
Osmanlı sarayındaki sağlık uygulamaları ve dârüşşifa geleneğinin saray teşkilatı içerisindeki çok katmanlı yapısını Prof. Dr. Süreyya Eroğlu Bilgin inceledi.
Topkapı Sarayı'nın dünya sarayları arasındaki yerini ve Osmanlı devlet düzeninin mimariye nasıl yansıdığını diğer saraylarla mukayeseli şekilde Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ortaya koydu.
Has Ahırlar'da açılan Saat Müzesi'ni Ahmet Yasin Çomoğlu gündeme taşıdı.
Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen padişah kılıçlarını Hilmi Aydın yazdı.
Harem-i Hümâyun'da yetiştirilen hanende ve sazende cariyelerden musikişinas padişahlara saraydaki musiki ve eğlence hayatının izini Mûsiki Tarihi Uzmanı Tahir Günay sürdü.
Çocuk yaştaki padişahların tahta çıkmasıyla güçlenen valide sultanların siyâsetteki etkisini Prof. Dr. Emine Dingeç değerlendirdi.
Siyasî iktidar merkezi olmanın ötesinde, kesintisiz bir şifa geleneğine de ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı'nda geleneksel saray tıbbından modern doğum bilimine uzanan dönüşümünü Prof. Dr. Aykut Kazancıgil ve Dr. Ersin Ulu kaleme aldı.
Topkapı Sarayı'nın ilgi çekici efsane ve hikâyelerine Dr. Samet Tınas ışık tuttu.
Valide sultan ile padişahın kadınların ve çocukların güvenliğinden sorumlu olan siyahî hadım ağaların başı olan Dârüssaâde Ağası'nın haremdeki önemine Dr. Güldane Çolak değindi.
Osmanlı saray tekstili ve giyim kuşamını kaftanlar üzerinden Hülya Tezcan yazdı.
Uzak Doğu ile Osmanlı sarayı arasındaki köklü bağı Çin Porselenleri Koleksiyonu üzerinden Prof. Dr. Engin Beksaç ve Şule Nurengin Beksaç inceledi.
Çin porselenlerinin gölgesinde kalmış gibi görünse de dünya çapında kıymetli bir yeri olan Japon porselenin önemine Dr. Engin Beksaç ve Şule Nurengin Beksaç değindi.
Topkapı Sarayı'nı 1990 yılında ilk kez filme alan Suha Arın'ın yedi bölümlük belgeselini Metin Taha Yılmaz gündeme taşıdı.
Sarayda sergilenen ve dünyanın sayılı silah koleksiyonlarından biri olan bu zengin koleksiyonun teşekkülünü ve önemini Hilmi Aydın kaleme aldı.
Sarayı süsleyen zarif hatları ve Osmanlı hat sanatının gelişimini seçkin hattatların kaleminden çıkmış yazılarla Prof. Dr. Hilal Kazan takip etti.
Sarayın geçirdiği yangın ve deprem felaketlerinden sonraki değişen çehresini Prof. Dr. Arif Kolay inceledi.
Türk romanlarındaki Topkapı Sarayı imgesinin sarayı nasıl itibarsızlaştırdığını Prof. Dr. Zeki Taştan yazdı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
CİHANI TİTRETEN DÖRT ASIRLIK SALTANATIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI
"Biz sarayın ilk avlusuna girdiğimiz zaman güzel binalarla karşılaştık. Bunların içinde, Prag sarayının karşısında olduğu gibi, saray sanatkârlarının atölyeleri bulunmaktadır. Bu avlunun ötesine vardığımızda, kapıdakilere benzeyen bir takım askerin daha saygı duruşunda olduğunu gördük. Burada atlardan inmek zorunluluğu vardır. Çünkü Padişahın konakladığı dairelerin bulunduğu üçüncü avluya hiçbir atlının girmesine müsaade edilmez, en büyük devlet adamı bile ikinci avluda atından inerek saraya yaya olarak girer.
İkinci avluda, binek takımları gümüş ve değerli taşlarla ve inci el işleriyle süslü takımlarını pırıl pırıl parlatıyordu. Elçilerin Hünkâr tarafından kabulleri töreni sırasında, ikinci avludaki bütün bu atlar üst ve başları çok düzgün, bakımlı bir takım özel at uşakları tarafından muhafaza ediliyordu. Elçi efendilerimiz, ikinci avluda atlarından indikten sonra yaya olarak kabul salonuna yöneldiler ve hemen burada Hünkârın özel danışmanları iki paşa tarafından karşılanarak kendilerine "hoş geldiniz" denildi. Bu avluda da yüzlerce yeniçeri selam ve saygı duruşundaydılar. Paşalar, elçileri divana götürdüler, bizler ise avluda kaldık.
Padişah ile karşılaşınca kendisine söylenecek sözler Divân-ı Hümayun'daki vezirlere açıklandı, onlar da şimdi işittiklerinden başka hiçbir şeyin söylenilmemesi gerektiğini elçilere bildirdiler. Önce iki paşa, elleri göbekleri üzerinde kavuşmuş olarak divandan çıktılar ve Padişaha elçilerin geldiklerini bildirmek üzere gittiler. Bu üçüncü avlu büyük ve temiz bir yer olup Padişaha ayrılmış daireler tam büyük kapının karşısındadır. Bunun sağ ve solunda ve hatta kapının bulunduğu yanda başka daireler vardır…"
Kutsal Roma Germen İmparatoru II. Rudolf (1552-1612) tarafından 1591'de İstanbul'a gönderilen Habsburg elçilik heyetinin en genç üyesi Baron Wenceslas Wratislaw (1576-1635), Topkapı Sarayı'nda ilk kez karşılanışlarını böyle anlatmıştı. Sarayın inşasının tamamlandığı 1478'den tamamen terk edilmeye başladığı 1826 ve sonrasına dek, sayısız Batılı elçi, diplomat ve esir, o dönemde dünyanın yönetildiği Topkapı Sarayı'nı temaşa etmişti. Tüm bu ziyaretlerin anlatıldığı günlükler, notlar, mektuplar, diplomatik raporlar ve seyahatnameler, Batılı zihinlerde Doğu'ya ve Osmanlı'ya dair muhayyilenin şekillenmesinde kritik bir rol oynadı. Kaleme alınan metinlerin içine bolca uydurma, hayal ve hatta karalama unsuru da karışınca, merkezinde saraydaki yaşamın yer aldığı oryantalist bir tablo ortaya çıktı.
Peki, dört asra yakın bir süre hanedana ev sahipliği yapmasının yanı sıra, imparatorluğun istikametini belirleyen en kritik kararların da alındığı Topkapı Sarayı, gerçekte nasıl bir yerdi? Mimarisinden aksâmına, sarayın Osmanlı tarihindeki rolü neydi? Hanedanın burada sürdüğü yaşam ve onun etrafında gerçekleşen kritik hadiseler, Osmanlı tarihinin akışında hangi dönüm noktalarını şekillendirdi? Bugün gördüğümüz Topkapı Sarayı, sayısız dönüşümlerin, değişimlerin ve restorasyonların ardından hangi şekle büründü? Saray, bugün avlularını, odalarını, köşklerini ve sofalarını adımlayan bir ziyaretçiye ne söyler? Topkapı Sarayı gezilirken nerelere odaklanmalı, hangi köşesinde neye kulak kabartmalıdır?
Tüm bu ve benzeri soruların cevabını sahasında uzman isimlerden almak üzere, Derin Tarih'in 37. özel sayısında Topkapı Sarayı dosyasıyla okurlarımızın karşısındayız. Her aşamasında bizi heyecanlandıran bir sayı oldu. Kıymetli okurlarımızın da aynı kanaate ulaşacağından eminiz.
Yeni özel sayılarımızda buluşmak üzere…
NELER VAR?
Topkapı Sarayı'nın Osmanlı yönetim merkezi olarak önemini Prof. Dr. Fahameddin Başar yazdı.
Osmanlı mirasının yanı sıra İstanbul'un mazisinin izlerini de bünyesinde barındıran Topkapı Sarayı'nın dününü ve bugününü Dr. Sinan Genim değerlendirdi.
Sarayın dışa açılan yüzü olan Bîrun teşkilatının bilinmeyenlerine Prof. Dr. Abdülkadir Özcan'dan öğrendik.
Eğitimle hizmeti, bilgiyle terbiyeyi, bedenî kabiliyetlerle sanat ve meslek eğitimini aynı hayat düzeni içerisinde birleştirildiği Enderûn-ı Hümâyun teşkilatına dair dikkat çekici detaylarına Prof. Dr. Mehmet İpşirli ile yakından baktık.
Sarayın karar ve kayıt merkezi olan Divân-ı Hümâyun'u ve burada gerçekleşen merasimleri Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak satırlarına taşıdı.
Asırlar boyunca egzotik hikâyelerin ve mahremiyet perdesinin ardında tasvir edilen Harem-i Hümâyun'un gerçekte nasıl bir mekân olduğunu Prof. Dr. Emine Dingeç aydınlığa kavuşturdu.
Topkapı Sarayı'nda gerçekleştirilen elçi kabul merasimlerinin detaylarını Dr. İbrahim Yıldırım yazdı.
Altın, mücevher ve kıymetli eşyaların biriktirildiği kapalı bir servet deposundan çok daha fazlası olan Hazine-i Hümâyun'un Osmanlı devlet teşkilâtındaki kurumsal önemine Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak değindi.
Başlangıçta padişahın özel hizmetlerinin yürütüldüğü ve ona en yakın saray görevlilerinin hizmet verdiği seçkin bir birim olarak işlev gören Has Oda'nın zaman içinde geçirdiği dönüşümü Prof. Dr. Süreyya Eroğlu Bilgin kaleme aldı.
Sarayın muhtelif bölümlerinde ve hazinede bulunan kitapların kullanılması ve muhafazası için inşa edilen III. Ahmed Kütüphanesi'nin inşa sürecini önemini Prof. Dr. İsmail E. Erünsal yazdı.
Sarayda adeta bir görsel şölene dönüşen cülûs ve kılıç kuşanma törenlerinin ilgi çekici detaylarını Prof. Dr. Abdülkadir Özcan'dan öğrendik.
Asırlar boyunca büyük bir hürmet ve ihtimamla muhafaza edilen Mukaddes Emanetler ve Hırka-i Saâdet Dairesi'nin Osmanlı dinî ve kültürel dünyasındaki müstesna yerini Topkapı Sarayı Müzesi Silahlar ve Mukaddes Emanetler Bölümü eski sorumlusu ve müdür yardımcısı Hilmi Aydın'ın kaleminden okuduk.
Mekke Emîri Şerif Hüseyin'in Hicaz bölgesini ele geçirmesi üzerine, Medine'deki Kutsal Emanetler'in Fahreddin Paşa'nın riyasetinde 1917 Topkapı Sarayı'na nasıl getirildiğini Abdulmecid Şentürk satırlarına taşıdı.
Topkapı Sarayı'nın, zamanla yangınlar ve demiryolu inşası gibi sebeplerle bir kısmı yıkılan ve günümüzde ayakta olan köşklerini Mirza Mahmut Demir yazdı.
Avrupalıların gözündeki Topkapı Sarayı imgesini seyyah, elçi ve ressamların eserleri üzerinden Metin Taha Yılmaz değerlendirdi.
Padişah sofrasından elçi ziyafetlerine kadar sarayın tüm yeme içme hayatını Priscilla Mary Işın konu edindi.
Sarayın müzeye dönüştürülmesinden sonra karşılaştığı güçlükleri, korunması uğruna gösterilen fedakârlıkları, Mukaddes Emanetler'in hikâyesini ve geçmişten günümüze yaşanan değişimleri Topkapı Sarayı'nda 15 yıl müze uzmanı olarak çalışan Hilmi Aydın ile konuştuk.
Osmanlı sarayındaki sağlık uygulamaları ve dârüşşifa geleneğinin saray teşkilatı içerisindeki çok katmanlı yapısını Prof. Dr. Süreyya Eroğlu Bilgin inceledi.
Topkapı Sarayı'nın dünya sarayları arasındaki yerini ve Osmanlı devlet düzeninin mimariye nasıl yansıdığını diğer saraylarla mukayeseli şekilde Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ortaya koydu.
Has Ahırlar'da açılan Saat Müzesi'ni Ahmet Yasin Çomoğlu gündeme taşıdı.
Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen padişah kılıçlarını Hilmi Aydın yazdı.
Harem-i Hümâyun'da yetiştirilen hanende ve sazende cariyelerden musikişinas padişahlara saraydaki musiki ve eğlence hayatının izini Mûsiki Tarihi Uzmanı Tahir Günay sürdü.
Çocuk yaştaki padişahların tahta çıkmasıyla güçlenen valide sultanların siyâsetteki etkisini Prof. Dr. Emine Dingeç değerlendirdi.
Siyasî iktidar merkezi olmanın ötesinde, kesintisiz bir şifa geleneğine de ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı'nda geleneksel saray tıbbından modern doğum bilimine uzanan dönüşümünü Prof. Dr. Aykut Kazancıgil ve Dr. Ersin Ulu kaleme aldı.
Topkapı Sarayı'nın ilgi çekici efsane ve hikâyelerine Dr. Samet Tınas ışık tuttu.
Valide sultan ile padişahın kadınların ve çocukların güvenliğinden sorumlu olan siyahî hadım ağaların başı olan Dârüssaâde Ağası'nın haremdeki önemine Dr. Güldane Çolak değindi.
Osmanlı saray tekstili ve giyim kuşamını kaftanlar üzerinden Hülya Tezcan yazdı.
Uzak Doğu ile Osmanlı sarayı arasındaki köklü bağı Çin Porselenleri Koleksiyonu üzerinden Prof. Dr. Engin Beksaç ve Şule Nurengin Beksaç inceledi.
Çin porselenlerinin gölgesinde kalmış gibi görünse de dünya çapında kıymetli bir yeri olan Japon porselenin önemine Dr. Engin Beksaç ve Şule Nurengin Beksaç değindi.
Topkapı Sarayı'nı 1990 yılında ilk kez filme alan Suha Arın'ın yedi bölümlük belgeselini Metin Taha Yılmaz gündeme taşıdı.
Sarayda sergilenen ve dünyanın sayılı silah koleksiyonlarından biri olan bu zengin koleksiyonun teşekkülünü ve önemini Hilmi Aydın kaleme aldı.
Sarayı süsleyen zarif hatları ve Osmanlı hat sanatının gelişimini seçkin hattatların kaleminden çıkmış yazılarla Prof. Dr. Hilal Kazan takip etti.
Sarayın geçirdiği yangın ve deprem felaketlerinden sonraki değişen çehresini Prof. Dr. Arif Kolay inceledi.
Türk romanlarındaki Topkapı Sarayı imgesinin sarayı nasıl itibarsızlaştırdığını Prof. Dr. Zeki Taştan yazdı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
Paytr İle Öde
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
2 150,00    300,00   
3 100,00    300,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat