2770000059534
906296
https://www.sehadetkitap.com/urun/derin-tarih-dergisi-sayi-176-kasim-2026-bir-medeniyet-savasi-kadisiye
Derin Tarih Dergisi Sayı: 176 (Kasım 2026);Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye
150
Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye
İran-Irak Savaşı, 22 Eylül 1980 günü Irak ordusunun İran topraklarını işgal etmesiyle başlamış, 20 Ağustos 1988'deki ateşkese kadar tam 8 yıl sürmüştü. Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne veya yaralanmasına yol açan savaş, sadece iki ülkeye değil, Ortadoğu'nun tamamına yıkımdan ve insanî trajedilerden başka bir şey getirmedi. Kazanan ise yine uluslararası sistem ve silah tüccarları oldu.
İran-Irak Savaşı, aynı zamanda bir propaganda savaşıydı. Bu dönemde ortaya konan en dikkat çekici propaganda ürünlerinden biri, Irak lideri Saddam Hüseyin'in bizzat finanse ettiği "El-Kâdisiyye" adlı filmdi. Mısırlı ünlü yönetmen Salâh Ebû Seyf'in elinden çıkan 145 dakikalık usta işi filmde, dönemin Mısırlı ve Iraklı kalbur üstü oyuncuları rol almıştı. Sa'd bin Ebî Vakkâs'ı İzzet Alaylı, karısı Selmâ'yı Şezzâ Sâlim, İran Kraliçesi Buran'ı Leylâ Tâhir, Sâsânî komutanı Rüstem'i Muhammed Hasan el-Cündî, Müslüman saflarındaki İranlı kadın ajan Şîrîn'i de Suâd Husnî canlandırmıştı.
Irak'taki Habbâniye Gölü yakınlarında kurulan devasa platoda çekilen ve 1981 sonunda yayınlanan filmle verilmek istenen mesaj açıktı: "Sâsânîlerin modern dönemdeki temsilcisi" sayılan İran, tıpkı Kâdisiyye Savaşı'nda olduğu gibi ağır bir hezimete uğrayacaktı. İran cephesi, Hz. Ömer dönemindeki İslâm fütuhâtını "Arap istilası" şeklinde algılandığından, bu gönderme yersiz ve sebepsiz değildi. Savaş Saddam'ın arzuladığı biçimde sonuçlanmasa da, Arap ordusu "Kâdisiyye heyecanıyla" vuruşmuştu.
Üzerinden 1390 yıl geçmişken, Kâdisiyye Savaşı'nı dosya konusu olarak seçmemizin sebebi tam olarak bu: Ortadoğu'da hiçbir tarihî dönüm noktası, tek başına tarihin konusu değildir. Mutlaka günümüze uzanan ve dokunan bir yanı vardır. Bu bağlamda, Kâdisiyye Savaşı'nın önemini kavramak da bugün bölgemizde yaşanan bazı krizlerin altında uzanan fay hatlarıyla teması mümkün kılacaktır.
Dosyamıza -her zamanki gibi- birbirinden kıymetli isimler katkıda bulundu. Hepsine, okurlarımız adına müteşekkiriz.
Yeni sayılarımızda, hayırla görüşmek üzere.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosyamızda ilk olarak, Prof. Dr. Adem Apak Hz. Ebû bekir'in, Hicrî 12. yılın muharrem ayında (mart 633) Hâlid b. Velîd'i Irak topraklarına göndererek Kadisiye Savaşı öncesinde bölgede başlattığı planlı fetih harekâtının detaylarını kaleme alırken Prof. Dr. Cahit Külekçi dönemin kaynakları üzerinden günbegün Kâdisiye Savaşı'nın seyrini takip etti. Dr. Elif Kübra Aslandoğdu Sâsânî imparatorluklarının siyasî merkezi olan Medâin şehrinin önemini, Müslümanlar tarafından fethini ve zamanla tarih sahnesinden nasıl çekildiğini satırlarına taşırken Prof. Dr. Adnan Demircan İslâm'ı ilk kabul eden sahabilerden Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın Kâdisiye Savaşı'ndaki belirleyici rolüne değindi. Dr. Hüseyin Gökalp "Kâdisiye neden çok önemli?" sorusunu yanıtlarken Doç. Dr. Mehmet Usluer Kâdisiye Savaşı'nı Sâsânilerin cephesinden yazdı. Prof. Dr. Şaban Öz ise İslâm fetihlerinin amacını ve Müslümanların savaş ahlâkını yazdı.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Mustafa Özel, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Dr. Arif Emre Gündüz, Ali Emre, Abdullah Çevik, Mikail Türker Bal, Tahir Günay, Ayhan Demir, Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
İran-Irak Savaşı, 22 Eylül 1980 günü Irak ordusunun İran topraklarını işgal etmesiyle başlamış, 20 Ağustos 1988'deki ateşkese kadar tam 8 yıl sürmüştü. Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne veya yaralanmasına yol açan savaş, sadece iki ülkeye değil, Ortadoğu'nun tamamına yıkımdan ve insanî trajedilerden başka bir şey getirmedi. Kazanan ise yine uluslararası sistem ve silah tüccarları oldu.
İran-Irak Savaşı, aynı zamanda bir propaganda savaşıydı. Bu dönemde ortaya konan en dikkat çekici propaganda ürünlerinden biri, Irak lideri Saddam Hüseyin'in bizzat finanse ettiği "El-Kâdisiyye" adlı filmdi. Mısırlı ünlü yönetmen Salâh Ebû Seyf'in elinden çıkan 145 dakikalık usta işi filmde, dönemin Mısırlı ve Iraklı kalbur üstü oyuncuları rol almıştı. Sa'd bin Ebî Vakkâs'ı İzzet Alaylı, karısı Selmâ'yı Şezzâ Sâlim, İran Kraliçesi Buran'ı Leylâ Tâhir, Sâsânî komutanı Rüstem'i Muhammed Hasan el-Cündî, Müslüman saflarındaki İranlı kadın ajan Şîrîn'i de Suâd Husnî canlandırmıştı.
Irak'taki Habbâniye Gölü yakınlarında kurulan devasa platoda çekilen ve 1981 sonunda yayınlanan filmle verilmek istenen mesaj açıktı: "Sâsânîlerin modern dönemdeki temsilcisi" sayılan İran, tıpkı Kâdisiyye Savaşı'nda olduğu gibi ağır bir hezimete uğrayacaktı. İran cephesi, Hz. Ömer dönemindeki İslâm fütuhâtını "Arap istilası" şeklinde algılandığından, bu gönderme yersiz ve sebepsiz değildi. Savaş Saddam'ın arzuladığı biçimde sonuçlanmasa da, Arap ordusu "Kâdisiyye heyecanıyla" vuruşmuştu.
Üzerinden 1390 yıl geçmişken, Kâdisiyye Savaşı'nı dosya konusu olarak seçmemizin sebebi tam olarak bu: Ortadoğu'da hiçbir tarihî dönüm noktası, tek başına tarihin konusu değildir. Mutlaka günümüze uzanan ve dokunan bir yanı vardır. Bu bağlamda, Kâdisiyye Savaşı'nın önemini kavramak da bugün bölgemizde yaşanan bazı krizlerin altında uzanan fay hatlarıyla teması mümkün kılacaktır.
Dosyamıza -her zamanki gibi- birbirinden kıymetli isimler katkıda bulundu. Hepsine, okurlarımız adına müteşekkiriz.
Yeni sayılarımızda, hayırla görüşmek üzere.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosyamızda ilk olarak, Prof. Dr. Adem Apak Hz. Ebû bekir'in, Hicrî 12. yılın muharrem ayında (mart 633) Hâlid b. Velîd'i Irak topraklarına göndererek Kadisiye Savaşı öncesinde bölgede başlattığı planlı fetih harekâtının detaylarını kaleme alırken Prof. Dr. Cahit Külekçi dönemin kaynakları üzerinden günbegün Kâdisiye Savaşı'nın seyrini takip etti. Dr. Elif Kübra Aslandoğdu Sâsânî imparatorluklarının siyasî merkezi olan Medâin şehrinin önemini, Müslümanlar tarafından fethini ve zamanla tarih sahnesinden nasıl çekildiğini satırlarına taşırken Prof. Dr. Adnan Demircan İslâm'ı ilk kabul eden sahabilerden Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın Kâdisiye Savaşı'ndaki belirleyici rolüne değindi. Dr. Hüseyin Gökalp "Kâdisiye neden çok önemli?" sorusunu yanıtlarken Doç. Dr. Mehmet Usluer Kâdisiye Savaşı'nı Sâsânilerin cephesinden yazdı. Prof. Dr. Şaban Öz ise İslâm fetihlerinin amacını ve Müslümanların savaş ahlâkını yazdı.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Mustafa Özel, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Dr. Arif Emre Gündüz, Ali Emre, Abdullah Çevik, Mikail Türker Bal, Tahir Günay, Ayhan Demir, Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye
İran-Irak Savaşı, 22 Eylül 1980 günü Irak ordusunun İran topraklarını işgal etmesiyle başlamış, 20 Ağustos 1988'deki ateşkese kadar tam 8 yıl sürmüştü. Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne veya yaralanmasına yol açan savaş, sadece iki ülkeye değil, Ortadoğu'nun tamamına yıkımdan ve insanî trajedilerden başka bir şey getirmedi. Kazanan ise yine uluslararası sistem ve silah tüccarları oldu.
İran-Irak Savaşı, aynı zamanda bir propaganda savaşıydı. Bu dönemde ortaya konan en dikkat çekici propaganda ürünlerinden biri, Irak lideri Saddam Hüseyin'in bizzat finanse ettiği "El-Kâdisiyye" adlı filmdi. Mısırlı ünlü yönetmen Salâh Ebû Seyf'in elinden çıkan 145 dakikalık usta işi filmde, dönemin Mısırlı ve Iraklı kalbur üstü oyuncuları rol almıştı. Sa'd bin Ebî Vakkâs'ı İzzet Alaylı, karısı Selmâ'yı Şezzâ Sâlim, İran Kraliçesi Buran'ı Leylâ Tâhir, Sâsânî komutanı Rüstem'i Muhammed Hasan el-Cündî, Müslüman saflarındaki İranlı kadın ajan Şîrîn'i de Suâd Husnî canlandırmıştı.
Irak'taki Habbâniye Gölü yakınlarında kurulan devasa platoda çekilen ve 1981 sonunda yayınlanan filmle verilmek istenen mesaj açıktı: "Sâsânîlerin modern dönemdeki temsilcisi" sayılan İran, tıpkı Kâdisiyye Savaşı'nda olduğu gibi ağır bir hezimete uğrayacaktı. İran cephesi, Hz. Ömer dönemindeki İslâm fütuhâtını "Arap istilası" şeklinde algılandığından, bu gönderme yersiz ve sebepsiz değildi. Savaş Saddam'ın arzuladığı biçimde sonuçlanmasa da, Arap ordusu "Kâdisiyye heyecanıyla" vuruşmuştu.
Üzerinden 1390 yıl geçmişken, Kâdisiyye Savaşı'nı dosya konusu olarak seçmemizin sebebi tam olarak bu: Ortadoğu'da hiçbir tarihî dönüm noktası, tek başına tarihin konusu değildir. Mutlaka günümüze uzanan ve dokunan bir yanı vardır. Bu bağlamda, Kâdisiyye Savaşı'nın önemini kavramak da bugün bölgemizde yaşanan bazı krizlerin altında uzanan fay hatlarıyla teması mümkün kılacaktır.
Dosyamıza -her zamanki gibi- birbirinden kıymetli isimler katkıda bulundu. Hepsine, okurlarımız adına müteşekkiriz.
Yeni sayılarımızda, hayırla görüşmek üzere.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosyamızda ilk olarak, Prof. Dr. Adem Apak Hz. Ebû bekir'in, Hicrî 12. yılın muharrem ayında (mart 633) Hâlid b. Velîd'i Irak topraklarına göndererek Kadisiye Savaşı öncesinde bölgede başlattığı planlı fetih harekâtının detaylarını kaleme alırken Prof. Dr. Cahit Külekçi dönemin kaynakları üzerinden günbegün Kâdisiye Savaşı'nın seyrini takip etti. Dr. Elif Kübra Aslandoğdu Sâsânî imparatorluklarının siyasî merkezi olan Medâin şehrinin önemini, Müslümanlar tarafından fethini ve zamanla tarih sahnesinden nasıl çekildiğini satırlarına taşırken Prof. Dr. Adnan Demircan İslâm'ı ilk kabul eden sahabilerden Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın Kâdisiye Savaşı'ndaki belirleyici rolüne değindi. Dr. Hüseyin Gökalp "Kâdisiye neden çok önemli?" sorusunu yanıtlarken Doç. Dr. Mehmet Usluer Kâdisiye Savaşı'nı Sâsânilerin cephesinden yazdı. Prof. Dr. Şaban Öz ise İslâm fetihlerinin amacını ve Müslümanların savaş ahlâkını yazdı.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Mustafa Özel, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Dr. Arif Emre Gündüz, Ali Emre, Abdullah Çevik, Mikail Türker Bal, Tahir Günay, Ayhan Demir, Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
İran-Irak Savaşı, 22 Eylül 1980 günü Irak ordusunun İran topraklarını işgal etmesiyle başlamış, 20 Ağustos 1988'deki ateşkese kadar tam 8 yıl sürmüştü. Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne veya yaralanmasına yol açan savaş, sadece iki ülkeye değil, Ortadoğu'nun tamamına yıkımdan ve insanî trajedilerden başka bir şey getirmedi. Kazanan ise yine uluslararası sistem ve silah tüccarları oldu.
İran-Irak Savaşı, aynı zamanda bir propaganda savaşıydı. Bu dönemde ortaya konan en dikkat çekici propaganda ürünlerinden biri, Irak lideri Saddam Hüseyin'in bizzat finanse ettiği "El-Kâdisiyye" adlı filmdi. Mısırlı ünlü yönetmen Salâh Ebû Seyf'in elinden çıkan 145 dakikalık usta işi filmde, dönemin Mısırlı ve Iraklı kalbur üstü oyuncuları rol almıştı. Sa'd bin Ebî Vakkâs'ı İzzet Alaylı, karısı Selmâ'yı Şezzâ Sâlim, İran Kraliçesi Buran'ı Leylâ Tâhir, Sâsânî komutanı Rüstem'i Muhammed Hasan el-Cündî, Müslüman saflarındaki İranlı kadın ajan Şîrîn'i de Suâd Husnî canlandırmıştı.
Irak'taki Habbâniye Gölü yakınlarında kurulan devasa platoda çekilen ve 1981 sonunda yayınlanan filmle verilmek istenen mesaj açıktı: "Sâsânîlerin modern dönemdeki temsilcisi" sayılan İran, tıpkı Kâdisiyye Savaşı'nda olduğu gibi ağır bir hezimete uğrayacaktı. İran cephesi, Hz. Ömer dönemindeki İslâm fütuhâtını "Arap istilası" şeklinde algılandığından, bu gönderme yersiz ve sebepsiz değildi. Savaş Saddam'ın arzuladığı biçimde sonuçlanmasa da, Arap ordusu "Kâdisiyye heyecanıyla" vuruşmuştu.
Üzerinden 1390 yıl geçmişken, Kâdisiyye Savaşı'nı dosya konusu olarak seçmemizin sebebi tam olarak bu: Ortadoğu'da hiçbir tarihî dönüm noktası, tek başına tarihin konusu değildir. Mutlaka günümüze uzanan ve dokunan bir yanı vardır. Bu bağlamda, Kâdisiyye Savaşı'nın önemini kavramak da bugün bölgemizde yaşanan bazı krizlerin altında uzanan fay hatlarıyla teması mümkün kılacaktır.
Dosyamıza -her zamanki gibi- birbirinden kıymetli isimler katkıda bulundu. Hepsine, okurlarımız adına müteşekkiriz.
Yeni sayılarımızda, hayırla görüşmek üzere.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosyamızda ilk olarak, Prof. Dr. Adem Apak Hz. Ebû bekir'in, Hicrî 12. yılın muharrem ayında (mart 633) Hâlid b. Velîd'i Irak topraklarına göndererek Kadisiye Savaşı öncesinde bölgede başlattığı planlı fetih harekâtının detaylarını kaleme alırken Prof. Dr. Cahit Külekçi dönemin kaynakları üzerinden günbegün Kâdisiye Savaşı'nın seyrini takip etti. Dr. Elif Kübra Aslandoğdu Sâsânî imparatorluklarının siyasî merkezi olan Medâin şehrinin önemini, Müslümanlar tarafından fethini ve zamanla tarih sahnesinden nasıl çekildiğini satırlarına taşırken Prof. Dr. Adnan Demircan İslâm'ı ilk kabul eden sahabilerden Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın Kâdisiye Savaşı'ndaki belirleyici rolüne değindi. Dr. Hüseyin Gökalp "Kâdisiye neden çok önemli?" sorusunu yanıtlarken Doç. Dr. Mehmet Usluer Kâdisiye Savaşı'nı Sâsânilerin cephesinden yazdı. Prof. Dr. Şaban Öz ise İslâm fetihlerinin amacını ve Müslümanların savaş ahlâkını yazdı.
"Bir Medeniyet Savaşı: Kâdisiye" dosya konusunun haricinde ise Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Mustafa Özel, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Dr. Arif Emre Gündüz, Ali Emre, Abdullah Çevik, Mikail Türker Bal, Tahir Günay, Ayhan Demir, Şeyma Üstün ve Canan Aytaş gibi araştırmacı, yazar ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de birbirinden kıymetli yazılar kaleme aldı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz
Paytr İle Öde
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 2 | 75,00 | 150,00 |
| 3 | 50,00 | 150,00 |
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.